Turkish words: T
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- taksi yolu
- taksi şoförlüğü yapmak. huck stand taksi durağı.
- taksi şoförü
- taksi.
- taksici
- taksim
- taksim ayırma
- taksim edilebilir
- taksim edilebilme.
- taksim edilemez. indivisibil'ity bölünmezlik. indivis'ibly bölünemeyecek şekilde.
- taksim etmek
- taksim olunma
- taksim olunmak
- taksim olunmaz
- taksimetre
- taksimi mümkün
- taksir
- taksis
- taksit
- taksit.
- taksitle
- takson
- taksonomi
- takt
- taktik
- taktil
- taktir etmek
- taktir etmek.
- taktizm
- takunya
- takunyacı
- takva
- takva ehli
- takvim
- takvim usulü
- takviye
- takviye edilmiş
- takviye etmek
- takviyeli yığma yapım
- takyit
- takyon
- takı
- takı.
- takık
- takılma
- takılma. chaffer şakacı kimse.
- takılmak
- takılmak.
- takılmak. practical joke eşek şakası. crack a joke şaka etmek
- takılmayı seven kimse
- takılmış
- takılı
- takım
- takım arkadaşı
- takım atlatı sürmek
- takım elbise
- takım elbise tayyör
- takım halinde çalışma işbirliğiyle yapılan grup çalışması
- takım kurmak
- takım olmak
- takım ruhu
- takım tezgâhı
- takım çalışması
- takım çantası
- takım.
- takım: at ile beraber araba takımı: kıyafet
- takıma girmek.
- takımada
- takımadalar
- takımerki
- takımyıldız
- takınmak
- takıntı
- takıntılı
- takıntısız. clear conscience vicdan rahatllğı. clear-cut keskin
- takınılan tavır.
- takır tukur
- takırdamak
- takırdatmak
- takırtı
- tal deneysel
- talak
- talan
- talan etmek
- talan etmek .
- Talas
- talaş
- talaş kebabı gibi içinde tavuk veya et bulunan börek. pate de foiegras kaz ciğeri ezmesi
- talebe
- talebe yurdu.
- talebelik
- talep
- talep edilmemiş.
- talep etme
- talep etmek
- talep etmek. requirement gerek
- talep.
- talepte bulunmak
- tali
- tali hat
- Taliabu peçeli baykuşu
- talib
- Taliban
- talih
- talih kuşu
- talih.
- talih. star apple meyvası elmaya benzer ve Antiller'de yetişen bir ağaç
- talihin ters dönmesi. ups and downs hayattaki iniş çıkışlar
- talihine
- talihli
- talihli. prosperously refahla
- talihsiz
- talihsiz. illtimed vakitsiz
- talihsizlik
- talihsizlik getiren
- talik edilme
- talim
- talim etme.
- talim etmek
- talim ettiren kimse. drilling matkaplama
- talim ettirmek
- talim uçağı.
- talim yapmak
- talim yaptırmak
- talim. teaching machine öğretici makina.
- talimat
- talimat vermek
- talimat.
- talimatname
- talimci
- talimli
- talip kimse
- talip olmak
- talip. candidateship adaylık
- talk
- talk of hakkında konuşmak
- Tallinn
- Talmud
- taltif etmek
- talyum
- talâk
- tam
- tam .fair spoken her şeyin doğrusunu söyleyen
- tam adamı.
- tam adet
- tam anlamda
- tam başarısızlık.
- tam benim bedenim
- tam benzerlik.
- tam bilmek
- tam bir devir
- tam bir yenilgiye uğratmak. hollowly boş bir şekilde
- tam deli.
- tam dinçlik zamanı. single life bekarlık. station in life sosyal durum. the life to come gelecek dünyadaki hayat
- tam doğru olmamak
- tam ekran
- tam feragat ile kendini teslim etme.
- tam gaz
- tam gelişme devresinde.
- tam gelişmiş. full many a flower bir dolu çiçek.
- tam hedefe rastlayan kurşun
- tam isabet
- tam istediği gibi bir kimse. at heart içten
- tam kalıbına göre olmak
- tam kopya
- tam navlun. half fare yarım bilet
- tam o kadar. nothing more than yalnız
- tam olarak
- tam olgunlaşmış
- tam olma hali. completion bitirme
- tam olmayan
- tam pruvada
- tam sayı
- tam sayıdan artan
- tam sürpriz
- tam tamam
- tam tamına
- tam tepede olan
- tam tersi
- tam tersine.
- tam teçhizatlı.
- tam tutulma
- tam uymak
- tam vakti gelmiş
- tam vaktinde Allah'tan gelen yardım .
- tam vaktinde gelme veya yapma
- tam vaktinde olan
- tam vaktinde.
- tam ve doğru olmayan
- tam ve eksiksiz
- tam vuruş. full to overflowing
- tam yazmak. write up hikayesini yazmak
- tam yağlı süt
- tam yenilgi
- tam yerinde
- tam yerinde söz söylemek. on the nail hemen
- tam yerini keşfetmek
- tam yük
- tam zamanında
- tam zamanında isabet ettirmek
- tam zamanında olan
- tam zarar.
- tam örnek. on the books kaydedilmiş
- tam öyle
- tam üstüne basmak
- tam üyelik haklanndan yararlanamayan
- tam şeklini vermek. true bill muhakeme lüzumu kararı. true-false test "doğru'
- tam şey
- tam şimdi. just then o arallk
- tam.
- tam. deep in debt borca batmış
- tam. even if olsa bile. even so öyle olsa da
- tam. factually olaylara dayanarak
- tam. mathematically matematik yönünden.
- tam. off the beam doğru yönde olmayan
- tam. round clam yenilir bir deniz tarağı
- tama- men
- tamah
- tamahkar
- tamahkar kimse
- tamahkarca. niggardliness cimrilik.
- tamahkarlık .
- tamahkâr
- tamahkâr kimse
- tamam
- tamam o zaman
- tamam olmak
- tamam olmayan
- tamamen
- tamamen aynı .
- tamamen ayrı
- tamamen doğru
- tamamen eşit
- tamamen güvenmek.
- tamamen uygun
- tamamen şaşırmış. drive one out of one' wits çileden çıkarmak
- tamamen.
- tamamen. brartchleti ufak dal. branchy dallı budaklı.
- tamamen. diametrically opposite taban tabana zıt.
- tamamen. fairness doğruluk
- tamamen. from the ground up temelinden
- tamamen. gain ground ilerlemek
- tamamen. have a whole lot of fun çok eğlenceli vakit geçirmek. on the whole genellikle. out of whole cloth uydurma
- tamamen. He is not long for this world. Fazla yaşamaz. in the world yahu
- tamamen. profoundness derinlik.
- tamamen. ripe'ness olgunluk.
- tamamen. safety lock maymuncukla kolay kolay açılamayan emniyetli kilit
- tamamen. soundness sağlamlık
- tamamen. stark naked anadan doğma
- tamamen. twist around one' little finger parmağının ucunda oynatmak.