Turkish words: T
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- tutuşma
- tutuşmak
- tutuşmak.
- tutuşturma
- tutuşturmak
- tutuşturmak. set on fire yakmak
- tutuşturucu şey. cigarette lighter çakmak.
- tutuşturulmuş
- tutuşur
- tutya
- Tuva
- Tuvaca
- tuval
- tuval üzerine yapılmış resim. canvasback Kuzey Amerika'ya mahsus yabani ördek. under canvas
- tuvalet
- tuvalet fırçası
- tuvalet kağıdı
- tuvalet kâğıdı
- tuvalet masası
- tuvalet nerede
- tuvalet suyu
- tuvalet tıkandı
- tuvalet tıkanmış
- tuvalet.
- tuvalet. bathtub banyo kuveti.
- Tuvalu
- tuylü
- tuz
- tuz atma
- tuz giderimi
- tuz gölü
- tuz katmak
- tuz ruhu
- tuzak
- tuzak birdman kuş avcısı
- tuzak hazırlamak
- tuzak kurmak
- tuzak soru
- tuzakçı
- tuzağa düşürmek
- tuzağa düşürmek.
- tuzağa düşürmek. snare drum trampet.
- tuzla
- tuzlada tava
- tuzlama lahana.
- tuzlamak
- tuzlanma
- tuzlanmamış
- tuzlu
- tuzlu buz
- tuzlu simit
- tuzlu su
- tuzlu su timsahı
- tuzlu suda yaşayan.
- tuzluk
- tuzluluk
- tuzsuz
- tuzsuzluk
- tuzunu çıkarmak
- tuğ
- tuğamiral
- tuğbay
- tuğgeneral
- tuğla
- tuğla biçiminde şey
- tuğla döşemek
- tuğla ile örmek veya kapamak. brickbat tuğla parçası
- tuğlacı
- tuğra
- tuğrul
- tuş
- tuş takımı
- tuşlamak
- tuşların direnci
- tuşluk
- tuştakımı
- TV
- Tver Oblastı
- tvit
- tweet
- tweet atmak
- tweetlemek
- twist dansı
- twit
- two lira a dozen düzinesine iki lira.
- Tyrian purple iskerletten çıkarılan koyu mor boya.
- tâbir
- tâbiîn
- Tâbut-u Sekîne
- tâbî
- tâciz etmek
- tâlî
- tâmir etmek
- töhmet
- töhmet accused sanık
- töhmet altlnda cloudily bulutlu olarak cloudiness bulutlu olma.
- tökezleme
- tökezlemek
- tökezletmek
- töm
- töre
- töre bilimi
- töre bilimsel
- törel
- törel. ethically ahlâk prensiplerine uygun olarak.
- törellik
- tören
- tören için askeri sıraya dizmek
- törenler tertip etmek
- törensel
- töresiz
- törpü
- törpülemek
- Töton Şövalyeleri
- tövbe
- tövbe etmek
- tövbe. repentant pişman
- tövbekar
- tövbekar.
- tövbekâr. contrition pişmanlık
- tövbesiz
- töz
- tözel
- tüberkülin.
- tüberküloz
- tüccar
- tüf
- tüfek
- tüfek horozu
- tüfek horozunu ateşe hazır duruma getirmek
- tüfek kapsülünü vurma
- tüfek kullanmak
- tüfek saçması
- tüfek sesi
- tüfek sıkısı
- tüfek tetiği
- tüfek ve makina yerleştirmek için bulunan çıkıntılı bölme
- tüfek ve tabanca gibi silâhların namlularından boş kovanları atan cihaz.
- tüfek veya tabanca kundağı
- tüfekle ateş etmek
- tüfekle avlamak
- tüfekle rasgele vurmak
- tüfekli er. rifle pit piyade siperi .rifle range poligon .
- tüfekli erler. rifle corps piyade alayı. rifleman /şişhane neferi
- tüfekte emniyet tertibatı. Yale lock Yale markalı veya ona benzer emniyet kilidi. under lock and key kilit altında.
- tüfekçi
- tüfekçi.
- tüfekçilik
- tüfeyli
- tüfeğin geri tepmesi
- tüffah
- tüftüf
- tüh
- tükenme
- tükenmek
- tükenmek.
- tükenmek. wear away aşındırmak
- tükenmek. wear badly dayanıksız olmak
- tükenmemek
- tükenmeyen
- tükenmez
- tükenmez kalem
- tükenmişlik sendromu
- tüketici
- tüketilemez
- tüketilmek
- tüketim
- tüketme
- tüketmek
- tüketmek. go bankrupt iflas etmek.
- tüketmek. wear the trousers reislik etmek. wear well iyi dayanmak
- tükürdüğünü yalamak. fair words tatlı sözler. have a word with ile konuşmak
- tükürmek
- tükürük
- tükürük bezleri
- tükürük gibi saçmak
- tükürük hokkası
- tükürük otu
- tükürük saçar gibi ses çıkarmak
- tükürük. salivary tükürük hasıl eden
- tül
- tülbent
- tüm
- tüm diğer
- tüm hakları saklıdır
- tüm tanrıcılık
- tüm yollar Roma'ya çıkar
- tümamiral
- tümce
- tümce değerli soru
- tümden
- tümdengelim
- tümdengelim, talil
- tümdengelimli usa vurma. inductive reasoning tümevarım uslamlaması
- tümdengelimli.
- tümel
- tümen
- tümevarım, istikra
- tümevarımlı usa vurma.
- tümgeneral
- tümleme
- tümleme katsayısı
- tümlenik
- tümler açı
- tümlev dönüşke
- tümlevini almak
- tümleyici
- tümleç
- tümleşik
- tümlük
- tümsek
- tümsek eşlemi
- tümsek yer
- tümsek şeklinde olan karınca yuvası.
- tümsekli
- tümsekli.
- tümör
- tümör.
- tümü
- tümü için
- tümülüs
- Tümünü kes
- Tümünü koru
- tünaydın
- tünek
- tüneklemek
- tüneklemek.
- tünel
- tünel açmak
- tünel kazmak
- tünel.
- tünemek
- tünetmek
- tüngümek
- tüngür
- tünik
- tüp
- tüp bebek
- tüp burunlu kuşlar
- tür
- tür nevi
- tür. variety meat sakatat
- türban
- türbe
- türbe.
- türbin
- türbinli.
- türbülans
- türdeş.