LexiTurk← Dictionary

Turkish words: T

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • tropikal orman
  • tropikal yağmur ormanı
  • troposfer
  • troposfer.
  • trotinet
  • Troya
  • troyka
  • Troçki
  • Troçkizm
  • Trump
  • trump card kozunu oynamak.
  • trup. trou'per trup uyesi
  • Truva
  • truva atı
  • Truva kralı Priam'ın oğlu. Paris blue koyu mavi
  • Truva savaşında Yunan başkanlarından biri
  • Truva şehrine veya ahalisine ait
  • Truva.
  • Truvalı. Trojan horse Truva atı. Trojan War Truva savaşçı. like a Trojan çok çahşkan
  • TRY
  • tröst
  • trüf mantarı
  • TSSB
  • tsunami
  • Tsvana dili
  • tual sözün gelişine ait.
  • Tuba
  • Tuba ağacı. tree pipit incirkuşu
  • tuba.
  • Tuesday
  • Tufan
  • tufeyli
  • tugay
  • tuhaf
  • tuhaf bir tarzda
  • tuhaf şey
  • tuhaf. facetiously şakalaşarak
  • tuhaflık
  • tuhaflık.
  • tukenme
  • tularemi
  • Tulpar
  • tulu
  • tulum
  • tulum.
  • tulumba
  • tulumba hortumu
  • tulumba ile çekmek
  • tulumba işletmek
  • tulumba kolu
  • tulumba kolu gibi aşağı yukarı hareket etmek. pump dry tulumba ile suyunu çekip kurutmak
  • tulumba pistonu
  • tulumba pistonu. bucket seat çanak biçiminde koltuk. bucket shop borsa hisseleri üzerinden vurgun yapan
  • tulumba tatlısı
  • tulumbacı
  • tulumlular
  • tulyum
  • tuman
  • tumar
  • tumağı
  • tumturak
  • tumturak.
  • tumturaklı
  • tumturaklı: çiçeklere ait
  • Tuna
  • Tuna nehri
  • Tuna nehri. Danu'bian Tuna nehri havzasında bulunan yeni taş devri kalıntılarına ait.
  • Tunceli
  • tundra
  • tundura.
  • tung yağı
  • tungsten
  • Tunguzca
  • tunik
  • tuning key piyano akort aleti. tuning peg
  • tuning pin akort anahtarı.
  • tunmal
  • Tunus
  • Tunus Cumhuriyeti
  • Tunus ili
  • Tunus ülkesi.
  • Tunus şehri.
  • Tunuslu
  • tunç
  • Tunç Çağı
  • Tupi dili
  • tur
  • tur operatörü
  • tur yapmak
  • tur. a round oath okkalı küfür. round'ly yuvarlakça
  • tura
  • Turan
  • Turanlı
  • turaç
  • turba
  • turba yatağı
  • turbalık
  • turban. turbaned sarıklı.
  • turbo
  • turboşarj
  • Turfan
  • turist
  • turist kapanı
  • turist rehberi
  • turist tuzağı
  • turist.
  • turist. tourist agency seyahat acentesi. tourist class bazı vapurlarda ikinci ve üçüncü mevkiler arasında yolcu mevkii
  • turistik
  • turistik mevki.
  • turizm
  • Turkish.
  • Turks ve Caicos Adaları
  • Turks ve Caikos Adaları
  • Turku
  • turkuaz
  • turkuvaz
  • turla
  • turlamak
  • turmalin
  • turn and turn about nöbetle
  • turna
  • turna balığı
  • turna gibi boynunu uzatmak.
  • turna yemişi
  • turnaayağı
  • turnabalığı
  • turnagagası
  • turnagiller
  • turnamsılar
  • turne
  • turnedeki tiyatro ekibinin kısa bir zaman kaldığı şehir
  • Turner sendromu
  • turneye çıkmak.
  • turnike
  • turnusol
  • turnusol boyası
  • turnusol kâğıdı
  • turnuva
  • turnuva oyunları.
  • turp
  • turp otu
  • turpgiller
  • turpun büyüğü heybede
  • turta
  • turuncu
  • turuncu gagalı lori
  • turuncu şakrak kuşu
  • turunç
  • turunçgiller
  • turunçgiller familyasma ait. citrus fruit turunçgillerden herhangi bir meyva.
  • turşu
  • turşusunu kurmak
  • tutacak şey veya yer
  • tutak
  • tutak.
  • tutam
  • tutamak
  • tutamamak
  • tutamayış
  • tutamaç
  • tutan
  • tutan şey
  • tutanak
  • tutanak. minute book zabıt defteri
  • tutanak. official minute book kararname defteri. minute hand saat yel kovanı
  • Tutankamon
  • tutar
  • tutarak
  • tutaraklı
  • tutarga
  • tutarlı
  • tutarlı. consistently devamlı olarak
  • tutarlık
  • tutarlılık
  • tutarslz. incoherently anlaşılmaz bir şekilde
  • tutarsız
  • tutarsızlık
  • tutarık
  • tutkal
  • tutkal. bindery mücellithane
  • tutkalcı
  • tutkallamak
  • tutku
  • tutkulu
  • tutkun
  • tutkun kimse
  • tutkun.
  • tutkunluk. captive audience ABD zoraki dinleyiciler.
  • tutma
  • tutma erkek
  • tutmak
  • tutmak.
  • tutmak. detectable keşfi mümkün. detection keşif
  • tutmak. take shape şekil almak
  • tutmama
  • tutmazlık
  • tutsak
  • tutsat
  • tutturgaç
  • tutturmak
  • tutturmak .
  • tutturmak. carper kusur bulan kimse. carping fazla tenkitçi olan
  • tuttuğunu koparan
  • tutu
  • tutu vermek
  • tutucu
  • tutucu kimse
  • tutucu.
  • tutuculukla
  • tutuk
  • tutukevi
  • tutuklama
  • tutuklamak
  • tutuklanmak
  • tutuklu
  • tutuklu kimse
  • tutukluluk
  • tutukluluk: kendini tutma
  • tutulan yol
  • tutulan. Iaw of supply and demand arz ve talep kanunu. on demand talep vukuunda
  • tutulma
  • tutulmak
  • tutulmalı konoluşum
  • tutulmayan
  • tutulmayan. in favor of lehinde
  • tutulmaz
  • tutulmuş
  • tutulmuş hat
  • tutulmuş olmak
  • tutulum
  • tutulur
  • tutum
  • tutum ve gidiş
  • tutumlu
  • tutumlu kimse.
  • tutumluluk
  • tutumsuz
  • tutun
  • tutunmak
  • tutunmak. root'less köksüz
  • tutunmasını sağlamaya çalışan kimse.
  • tutunmasını sağlamaya çalışmak.
  • tutunmaz duru
  • tutunmazlık
  • tutunur duru
  • tutunurluk kuramı
  • tutuvermek
  • tutuya koymak
  • tutuş
  • tutuşabilir.
← PreviousPage 18 of 20Next →