LexiTurk← Dictionary

Turkish words: T

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • top
  • top arabası
  • top arabasının ana dingili
  • top arabasının ayrılabilen ön parçası
  • top arabasının kundak kuyruğu
  • top ateşi.
  • top atma
  • top atmak
  • top atmak. bowl over vurup devirmek
  • top atışı veya bayraklarla selâmlamak
  • top etmek
  • top gibi büyük harp siIâhları
  • top gibi derin ve kuvvetli bir ses çıkarmak
  • top gibi patlamak
  • top gibi yuvarlamak
  • top güllesinin sekerek gitmesi için kullanılan ateşleme metodu
  • top kundağı
  • top madenine benzer maden karışımı. gun metal top madeni renginde. gun moll ABD
  • top menzili.
  • top nişancısı
  • top olmak
  • top oyun larında vurucu olmayan
  • top oyunlarında meydancı olmak
  • top oyunlarında topu elden ele geçirme
  • top oyunu
  • top salata. wild lettuce yaban marulu
  • top sesi
  • top top olmak
  • top top yün gibi
  • top ve tüfek atış tecrübesi yapılan meydan
  • top veya gök gürlemesi gibi ses
  • top veya tüfek atma
  • top veya tüfek atmak. let go bırakmak
  • top veya tüfek ağzı
  • top veya tüfek namlusu
  • top veya tüfekle ateş etmek
  • top veya tüfeğe ağızotu koymak
  • top yekun
  • top şeklindeki şimşek
  • topa tutma
  • topa tutma.
  • topa tutmak
  • topa vurma. free kick frikik
  • topa vurur gibi sağa sola vurmak
  • topa vuruş
  • topak
  • topak halinde.
  • topak topak
  • topak topak.
  • topaklamak
  • topaklaşma
  • topal
  • topal etmek
  • topal lama
  • topalak
  • topallama
  • topallamak
  • topallayarak yürume Iimping topal layan
  • topallayarak yürümek
  • topallayarak yürümek. be up a stump âciz olmak
  • toparlak
  • toparlanmak
  • topaz
  • topaç
  • topaç. sleep like a top külçe gibi uyumak.
  • tophane
  • topia
  • topkadife
  • toplak
  • toplam
  • toplam. tell tales dedikodu çıkarmak.
  • toplam. whole blood bütün kan
  • toplama
  • toplama havzası
  • toplama kampı
  • toplama kampı.
  • toplama yapmak.
  • toplamak
  • toplamak gather oneself up toparlanmak
  • toplamak veya götürmek
  • toplamak. adder toplayan şey veya kimse. add up toplamak
  • toplamak. get up kalkmak
  • toplanan
  • toplandığı saha. mudhen su tavuğu
  • toplanma
  • toplanma noktası
  • toplanmak
  • toplanmak birikmek
  • toplanmak.
  • toplanmış şeyler
  • toplantı
  • toplantı bitince kalkmak
  • toplantı odası
  • toplantı salonu
  • toplantı salonu.
  • toplantı serisi.
  • toplantı süresi
  • toplantı yapmak
  • toplantı. do' and don'ts yapılması ve yapılmaması gereken şeyler.
  • toplantıda üye sıfatı ile oturmak: toplantı yapmak
  • toplanılan şey
  • toplanıp çekilen
  • toplanırlık
  • toplardamar
  • toplayıp liste haline getirmek
  • toplaşım
  • toplu
  • toplu halde yaşayan veya gezen
  • toplu iğne ile tutturmak
  • toplu taşıma
  • toplu taşımacılık
  • toplu ısı
  • toplu.
  • toplu. eorporate image bir şirketin kamuoyunda bıraktığı intiba.
  • topluca
  • topluca koşuşmak
  • topluca taslamı
  • topluca. gregariousness toplu halde bulunma veya yaşama.
  • topluluk
  • topluluk adı
  • topluluk ismi
  • Topluluk Müktesebatı
  • topluluk töresi.
  • topluluk. corps de ballet bale topluluğu. diplomatic corps kordiplomatik.
  • topluluğu seven
  • toplum
  • toplum bilimi
  • toplum dil bilimi
  • toplum düzenine aykırı. within the pale sınırı içinde
  • toplum hayatında yükselmek isteyen kimse.
  • toplum hayatından hoşlanma. sociably candan.
  • toplum kurallarına uydurmak. socialization sosyalleştirme
  • toplum kurallarını dikkate almadan yaşayan sanatçı ruhlu kimse
  • toplum kurallarını çiğnemeyen kimse.
  • topluma mal etmek
  • toplumbilim.
  • toplumbilimci.
  • toplumca merak
  • toplumcu
  • toplumcu. socialistically sosyalizme meyilli olarak.
  • toplumculuk
  • toplumculuk.
  • toplumda yeri olan
  • toplumdan atılmış kimse
  • toplumdan kaçan
  • toplumla ilgili
  • toplumsal
  • toplumsal bakımdan.
  • toplumsal bilim
  • toplumsal durum
  • toplumsal hareket
  • toplumsal ilişkiler
  • toplumsal içtimai
  • toplumsal kurallara uyan söz veya davranış.
  • toplumsal smıf farklarını ortadan kaldırmak isteyen adam.
  • toplumsal sözleşme
  • toplumsal örgüt ve yararlara karşı.
  • toplumsallaşma
  • toplumun suçlular tabakası
  • toplumun yararını düşünmeyen
  • topografi
  • topografik
  • topografya. topographer topografya uzmanı.
  • topoloji
  • topolojik
  • toponimi
  • topoğraf
  • topoğrafya
  • toprak
  • toprak alkali metal
  • toprak altı
  • toprak aşınması
  • toprak boya
  • toprak havası
  • toprak kayması
  • toprak kazan kimse
  • toprak kazma aracı
  • toprak olmak. returnable iade edilebilir
  • toprak rengi
  • toprak tesviyesinde kullanılan toprak veya moloz. fill in doldurmak
  • toprak yığını
  • toprak, bölge
  • topraklama
  • topraklamak
  • topraklı
  • topraktan ibaret
  • toprağa bağlı köylü. bond paper iyi cins mektupluk kağıt. bondservant köle. bondslave köle
  • toprağa benzer
  • toprağa düşen yağmurun yükseklik ölçümü
  • toprağa gömülmemiş.
  • toprağa vermek
  • toprağı
  • toprağı bellemek: kazı yapmak
  • toprağı daha bereketli hale getirmek: koyulaştırmak
  • toprağı işlemek. tillable ziraate elverişli. tillage çift sürme
  • toprağı işleyen kimse veya alet.
  • toprağı kumlu
  • toprağı tarıma elverişli kılmak. subdu'al boyun eğme
  • toprağı ıslah etme.
  • topsuz
  • toptan
  • toptan almak veya satmak
  • toptan satmak.
  • toptan satılan
  • toptan satış
  • toptan satış yeri
  • toptan ucuz fiyata vermek
  • toptan yapılan
  • toptan şey
  • toptan.
  • toptancı
  • toptancılık
  • toptop olan herhangi bir şey
  • topu
  • topu düşürme fumbler beceriksiz kimse fumblingly beceriksizce
  • topu eğri meydana getirecek şekilde atmak
  • topuk
  • topuk kemiği
  • topuklu
  • topuklu ayakkabı
  • topun havada dönerek gitmesi
  • topun içini temizlemeye mahsus uzun saplı yuvarlak fırça
  • topuz
  • topçu
  • topçu sınıfı
  • topçuluk
  • topçuluk. artilleryman topçu neferi
  • tor
  • toraks
  • torba
  • torba gibi
  • torba gibi sarkmak
  • torba gibi şişmek
  • torba veya kese husule getirmek.
  • torba. purse-proud kesesine mağrur
  • torbacı
  • torbalamak
  • torbaya koymak
  • torbaya veya çuvala koymak
  • toreador
  • toren
  • torik
  • Torino
  • Torino ili
  • Torino.
  • tork
  • torlamak
  • torna
  • torna tezgâhı
  • torna tezgâhında biçim vermek
← PreviousPage 16 of 20Next →