Turkish words: T
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- teyit
- teyit edici. corroboratively doğrulayarak. corrobora'tion doğrulama
- teyit etme
- teyit etmek
- teyit etmek.
- teyit etmek. bear up dayanmak
- teyit etmek. corroboratives doğrulayan
- teyit.
- teyp
- teyyit etmek
- teyze
- tez
- tez canlı
- tez canlılık
- tez elden
- tez olarak make haste acele etmek .
- tezahür
- tezahür edilen
- tezahür etmek
- tezahür. existent mevcut
- tezat
- tezat göstermek
- tezat teşkil etmek
- tezat teşkil etmek.
- tezatlı
- tezden
- tezek
- tezene
- tezgah
- tezgen
- tezgen ağılanması
- tezgenlemek
- tezgenli kırma
- tezgenli tepkime
- tezgensel
- tezgâh
- tezgâhtar
- tezgâhtar. sales resistance alıcının isteksizliği. for sale
- tezhip etmek
- tezhipçi.
- tezkere
- tezleştirme
- tezli piyes.
- tezyif
- tezyin eden kimse. interior decorator iç mimar.
- tezyin etmek
- tezyin etmek.
- tezyin etmek. pinking shears surfle makası.
- tezyinat
- tezyinat.
- tezyini.
- tezyinî
- teçhiz
- teçhiz etmek
- teçhiz etmek.
- teçhiz.
- teçhizat
- teçhizat.
- teçhizatlandırmak
- teçhizatını tamamlamak
- teğelti
- teğet
- teğmen
- teğmenlere takılan yıldız işareti.
- teğmenlik.
- teşbih
- teşbih eden
- teşbih. in comparison with -e nispeten
- teşci etmek
- teşdid
- teşebbüs
- teşebbüs etmek
- teşebbüs etmek. set afloat yüzdürmek. set against mukayese etmek
- teşebbüs etmek. take steps tedbir almak. watch one' step dikkat etmek
- teşebbüs sahibi
- teşebbüş etmek
- teşekkül
- teşekkül etmek
- teşekkül etmek. take sick hastalanmak. take sides taraf tutmak. take steps tedbir almak. take stock depo mevcudunu saymak
- teşekkül ettirmek
- teşekkür
- teşekkür borçlu olmak
- teşekkür ederim
- teşekkür etmek
- teşekkürler
- teşevvüş
- teşhir
- teşhir eden kimse.
- teşhir etmek
- teşhir hastalığı.
- teşhis
- teşhis etmek
- teşhise ait
- teşhisle alakalı/ilgili
- teşkil etmek
- teşkilat
- teşkilatsız
- teşkilât.minister of economy maliye bakanı. political economy politik ekonomi
- teşkilâtlanmak
- teşmil
- teşmil etmek
- teşne
- teşnelik
- teşrifat
- teşrifatçı
- teşrih
- teşrih edilecek şey
- teşrih edilen şey. dissector teşrihçi.
- teşrih etmek
- teşrii meclis
- teşrinievvel
- teşrinisani
- teşvik
- teşvik ederek.
- teşvik edici
- teşvik edici. encouragingly cesaret verici bir surette
- teşvik edilir.
- teşvik etme
- teşvik etmek
- teşvik etmek.
- teşvik olunmak .warm to "veya" toward şevkle sarılmak. warm up ısınmak
- teşvik primi
- TGO
- Thames
- Thames nehri.
- that about wraps it up. Eh
- that is to say yani. That' that. İşte o kadar. Başka söz istemez. that way ondan dolayı
- the boys clubs
- the foxes' tails
- the ile ayaktakımı
- the ile Doğu veya Batı Hint Adaları. the West Indies Büyük ve Küçük Antiller.
- the ile Fransız Akademisi üyeleri. immortal'ity ebedilik
- the ile ingiltere halkı
- the ile iyi insanlar
- the ile sıyrık. in the raw doğal halde
- the last straw! Yeter artık! straw'y saman gibi
- the while o esnada
- theirs
- thencefor' ward o vakitten beri.
- there
- Thimphu
- think-tank
- thou ile eceksin
- thou wost
- through
- Tibaze Vilayeti
- Tiberius
- Tibet
- Tibet Budistlerinin baş rahibi ve başkanı Dalay Lama.
- Tibet dili.
- Tibet kanaryası
- Tibet sığırı
- Tibet çütresi
- Tibet öküzü
- Tibet Özerk Bölgesi
- Tibet'li Buda rahibi
- Tibet. Tibettan Tibetli
- Tibetli
- Tibette yaşadağı farz olunan korkunç kar adamı.
- Tibetçe
- ticaret
- ticaret birlikleri veya sendikalar arasında yapılan anlaşma
- ticaret birliği kurmak amacıyle para koymak
- ticaret fuarı
- ticaret gemisi
- ticaret gemisi.
- ticaret hukuku
- ticaret merkezi
- ticaret odası
- ticaret politikası
- ticaret veya siyasette nüfuzunu kendi çıkarlarına kullanan şebeke
- ticaret yapmak
- ticaret yapmak.
- ticaret: iş
- ticarete ait
- ticarethane
- ticarethane. firm name firma adı.
- ticareti sınırlama
- ticarette büyük rizikolar altına gırmeyi seven kimse
- ticari
- ticari eşya
- ticari gelenekler
- ticari marka. trade name ticari isim
- ticari olarak
- ticari sır
- ticari terim.
- ticari tutum
- ticari veya sınai kuruluş sahip veya yöneticisi
- tie clip kravat iğnesi. tie plate demiryolunda ray ile travers arasında bağ levhası. blood ties akrabalık
- Tientsin
- tifdruk
- Tifinag
- Tiflis
- tifo
- tifoya benzeyen. typhoid bacillus tifo mikrobu. typhoid fever tifo.
- tiftik
- tifüs
- tifüs. spotted sandpiper kum çulluğu
- Tigrinya dili
- tik
- tik ağacı
- tik tak
- tike
- tikel
- tikel basınç
- tikel türev
- tikel türevsel denklem
- tiksindirerek.
- tiksindirici
- tiksindirici. detestably iğrenilecek bir şekilde
- tiksindirici.nauseously mide bulandırarak. nauseousness mide bulan- tısı
- tiksindirmek
- tiksinerek. disgusting menfur
- tiksinme
- tiksinmek
- tiksinmek. detestable nefret uyandıran
- tiksinmiş
- tiksinti
- tiksinti veren şey
- tiksinti.
- tiksinç
- til
- tilavet
- tilki
- tilki ini
- tilki kürkü
- tilki ve çakal gibi hayvan
- tilki yavrusu
- tilki. flying fox meyva yiyen birkaç çeşit yarasa. gray fox Amerika'da bulunan boz tilki
- Tilkicik
- tilkiden büyücek
- tilkikuyruğu
- tilt
- tilt oyunu
- tilt oyununda hile
- tim
- time
- timidness utangaçlık. timidly ürkerek
- timin
- Timor
- Timor-Leste
- Timoteos
- timsah
- timsah gözyaşları
- timsahlar
- timsal
- timsali
- Timur
- Timuçin
- timüs