Turkish words: T
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- temel kuvvet
- temel madde
- temel neden
- temel parçacık
- Temel Reis
- temel tanecik
- temel taşı üzerinde binanın inşa edilme tarihi bulunan taş
- temel veya iskele yapımında kullanılan büyük kazık
- temel yük
- temel üzerine kurmak
- temel.
- temelde
- temelde. wet to the skin sırsıklam iliklerine kadar su geçmiş.
- temelden
- temele ait
- temelesas
- temeli olmak
- temeli sağlam
- temelinden. radicalness aşırılık
- temelini atmak
- temelli
- temelli olarak
- temelli olarak. for life hayat boyunca. for many miles around bütün civarda. for months aylardan beri
- temelsiz
- temelsiz groundlessly asılsız ve temelsiz olarak .
- temelsiz. with a whole skin sapasağlam. with my whole heart bütün kalbimle. wholeness bütünlük.
- temelsizlik
- temenna
- temenna etmek.
- temenni
- temenni etmek
- temenni.
- temerrüt
- temettü
- temin
- temin edici söz söylemek
- temin edilen menfaat. birdhouse ağaca asılı tahta kuş yuvası. birdlime ökse
- temin etmek
- temin etmek. insurable sigorta edilebilir. insured sigortalı.
- temin etmek. Promised Land Filistin
- teminat
- teminat akçesi
- teminat vermek
- teminatlı
- temiz
- temiz ahlaklı
- temiz bir şekilde
- temiz giyimli
- temiz hava
- temiz iş kağıdı vermek. recommendable tavsiye olunur.
- temiz kalpli
- temiz kalpli. simple interest basit faiz. simple machine basit makina. simpleminded cahil
- temiz kılmak
- temiz kılıklı.
- temiz süslü
- temiz ve düzgün
- temiz ve yakışıklı
- temizce cleanliness .
- temize çıkaran.
- temize çıkarma
- temize çıkarma. exonerative beraat ettiren
- temize çıkarmak
- temize çıkma
- temizleme
- temizleme işi
- temizleme. scrub brush tahta fırçası.
- temizlemek
- temizlemek. cleanser temizleyici
- temizlenme
- temizlenmek
- temizlenmeye veya temiz tutmaya meraklı
- temizleyici
- temizleyici madde.
- temizleyici.
- temizleyip nizama koymak
- temizleyip nizama koymak. tidily düzenle. tidiness düzen
- temizlik
- temizlik bezi
- temizlik whit ish akça
- temizlik.
- temizlik. chastity belt bekâret kemeri.
- temizlikçi
- temizlikçilik
- temkin
- temkinli
- temkinli .
- temkinli. sober up veya off ayılmak
- temlik
- temmuz
- Temmuz ve Ekim aylarının 15. ve diğer aylann 13. günleri
- temmuz.
- temperance
- temperature
- temperature tenor
- tempo ile bağırarak taraf tutmak
- tempo ile haykırış ve alkış.
- tempo tutarak bağırmak
- tempo tutmak.
- temporary.
- tempoya aykırı. pass the time of day vakit geçirmek. seven at a time yedişer yedişer
- tempoya uyarak yürür. He shall swing for it Bu işin sonunda darağacına gidecek . in full swing tam faaliyette
- temren.
- temrin
- temriye
- temsil
- temsil eden
- temsil edici sembolik.
- temsil etmek
- temsil için anlaşmış
- temsil veya konser için anlaşma
- temsil yetkisi
- temsil.
- temsilci
- Temsilciler Meclisi
- temsilcilik
- temsili
- temsili resim
- temsili tören
- temsilî demokrasi
- temsilî resim
- temyiz
- temyiz etmek
- temyiz mahkemesi. pass in review geçit töreni yapmak. subject to review ileride değiştirme şartıyle.
- temyiz.
- ten
- ten rengi
- ten renginde
- ten' sity gerginlik.
- tenasül
- tenasül aleti
- tenasül uzuvlarına ait
- tenasüp
- tenasüp ve intizam
- tenazur
- tencere
- tencere dibin kara, seninki benden kara
- tender
- tendinit
- tendon
- teneffüs
- teneffüs edilebilir
- teneffüs etmek
- teneffüs olunan havayı ısıtmak veya temizlemek için ağız veya buruna geçirilen alet
- tenek
- teneke
- teneke kaplamak
- teneke kutu
- teneke kutulara doldurmak
- teneke veya çekmece.
- tenekeci
- Tenerife çalı kuşu
- tenevvü
- tenezzül
- tenezzül etmek
- tenge
- tengri
- Tengricilik
- tenha
- tenha yer
- tenha yer.
- tenha.
- tenhalık.
- tenis
- tenis kortu
- tenis kortu.
- tenis kortunun servis atılan tarafı
- tenis oyuna başlarken topun hafifçe ağa dokunarak geçmesi
- tenis set
- tenis veya golf oyununda topa vurduktan sonra raket veya sopayı sallamaya devam etmek. followthrough devam
- tenis. tennis arm
- teniste yukarıdan topu şiddetle vurmak
- tenisçi
- tenkide hedef olan kimse
- tenkil
- tenkit
- tenkit etmek
- tenkit eğilimli
- tenkitçi
- tenkitçinin kullandığı ölçü
- tenkıye
- tennesin
- Tennessee
- tennis eIbow çok tenis oynamaktan ileri gelen kol ağrısı. tennis ball tenis topu. tennis court tenis sahası
- tenor
- tenor sesi veya çalgı
- tenor sesine ait
- tenperver. voluptuously şehvetli bir şekilde. voluptuousness şehvete düşkünlük.
- tenrekgiller
- tense
- tensel
- tensip
- tensip etmek
- tensip etmemek
- tensör
- tente
- tente desteği
- tente.
- tentür
- tenvir etmek
- tenya
- tenzih etmek
- tenzil
- tenzil etmek
- tenzil. deductive istintaç ve istidlâl yolunda olan
- tenzilat
- tenzilat yapmak
- tenzilât
- tenzilât yapmak
- tenzilâtlı
- tenzilâtlı fiyat. bargainer pazarlık eden kimse. into the bargain üstelik
- tenzilâtlı fiyatla satış yapmak
- teodise
- teodolit
- teokrasi
- teokratik
- teoloji
- teoloji. theologist ilahiyat alimi
- teorem
- teori
- teorik
- teosofi
- teozof
- teozofi
- tepe
- tepe kakülü.
- tepe Mount of Olives Kudüs'te Zeytin dağı. Mount Zion Sion dağı.
- tepe veya yığın teşkil etmek
- tepe.
- tepecik
- tepeciklerle kuşatmak
- tepede
- tepeden bakarak. scornfulness küçümseme
- tepeden bakma
- tepeden inme. praise to the skies göklere çıkarmak
- tepeden tırnağa
- tepeden tırnağa kadar. give a horse his head dizginleri boşaltmak. go to one's head başını döndürmek
- tepeden tırnağa. up a tree muşkül durumda. ups and downs hayattaki iniş çıkış lar
- tepeden virgül
- tepegöz
- tepeleme
- tepeleme doldurmak. Can you top this? Bundan daha iyisini uydurabilir misiniz?
- tepeleme doldurmak. pile up yığmak
- tepeleyip geçmek.
- tepeli arı şahini
- tepeli baştankara
- tepeli guguk
- tepeli karabatak
- tepeli patka
- tepeli pelikan
- tepeli sumru