Turkish words: T
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- tektürelleme
- tekucay
- tekvando
- tekvin etmek
- tekzip
- tekzip etmek
- tekâmül
- tekâmül etmek
- tekâmül ettiren şey veya kimse
- tekâmül ettirilebilir. perfective mükemmelleştirici
- tekâmül ettirmek
- teközdecikli tepkime
- teközdeciksel
- tel
- Tel Aviv
- tel halat
- tel ile bağlamak
- tel ile bağlamak.
- tel kafes
- tel raptiye
- tel raptiye. paper credit vadeli senet ile kredi. paper mill kağıt fabrikası. paper money kağıt para
- tel tel
- tel tel olmak
- tel tel.
- tel toka
- tel tuzakla tutmak
- tel zımba
- tel3şçı
- tela
- telaffuz
- telaffuz edilemeyen
- telaffuz etmek
- telaffuz etmek.
- telaffuz.
- telafi
- telafi edilemez. irretrievably bir daha ele geçmezcesine.
- telafi etmek
- telafi, tazmin
- telafisi mümkün olmayarak.
- telakki
- telakki.
- telas
- telaş
- telaş etmek.
- telaş.
- telaşa kapılmadan işini yürütmek.
- telaşla.
- telaşlı
- telaşlı. hurriedly acele ile
- telaşsız
- telaşsızlık
- telaşçı
- telden yapılmış
- teldolap. safe and sound sağ salim
- tele alınmış ses. wire rope tel halat
- tele benzer
- tele geçirmek
- telef
- telef edici şey veya kimse
- telef etmek
- telef olmak
- telef olmuş
- teleferik
- telefon
- telefon bağlantısı
- telefon direklerine tırmanmak veya buz üzerinde yurümek için ayağa takılan demir dişler
- telefon etmek
- telefon etmek.
- telefon görüşmesi
- telefon hattı
- telefon konuşması
- telefon kulübesi
- telefon numaralarını çevirmek. dialing telefon numaralarını çevirme
- telefon numaran ne?
- telefon numaran nedir?
- telefon numaranız nedir?
- telefon numarası
- telefon rehberi
- telefon santrali
- telefon santralı
- telefon veya radyo kulaklığı .
- telefon şakası
- telefonla .
- telefonla aramak
- telefonla konuşmak. telephone central
- telefonlamak
- telefonu kapatmamak. in line for kazanma ihtimali olan. in line with uygun
- telefonunu kullanabilir miyim?
- telefonunuzu kullanabilir miyim?
- telegraph
- telekinezi
- telekomünikasyon
- teleks
- telemetri
- teleoloji
- teleolojik
- telepati
- telepati gibi tabiatustü ruh kuvvetlerini inceleyen araştırma dalı.
- telepati kabiliyeti olan kimse.
- telepatik
- telephone exchange telefon merkezi
- telephone.
- telephoto. lens dürbün gibi fotoğrafı büyüten mercek.
- telesekreter
- telesiyej
- teleskop
- teleskop sahasından ge çirmek veya geçmek. transit circle
- teleskop veya mikroskopta göz merceği
- teleskop: teleskop ayar kısımları gibi birbirine geçirmek
- telesmek
- teletekst
- televizyon
- televizyon alıcısı
- televizyon dizisi
- televizyon ekranında kar fırtınası gibi görünen beyaz lekeler
- televizyon gibi yayın araçlarının bütünü.
- televizyon kanalı
- televizyon kumandası
- televizyon programı
- televizyon veya radyo alıcısı
- televizyon.
- televizyonda bir resmin bütün noktalarından sıra ile geçmek
- televizyonla resim nakline ait .video tape görüntü ve ses kaydeden televizyon bandı.
- Teleüt
- telgraf
- telgraf alıcısı
- telgraf havalesi
- telgraf makinası
- telgraf maniplesi
- telgraf sistemi
- telgraf teli
- telgraf veya radyo ile acele haber ulaştırmak
- telgraf veya telefon memuru
- telgraf çekmek
- telgraf çiçeği
- telgraf. cable car teleferik
- telgrafla gönderilen haber .
- telgrafla haber gönderme aleti. wireless telegraph telsiz telgraf .
- telgrafta maniple
- telgrafçiçeği
- telgrafı gönderen otomatik cihaz.
- telif
- telif etme
- telif etmek
- telif etmek. reconcile the accounts hesapları mutabık kılmak. reconcilement uzlaşma.
- telif hakkı
- telif hakkı almak için gereken malumatı vermek
- telif hakkı ihlâli
- telif hakkı işareti
- telif hakkı mahfuz olan.
- telif hakkını bozma
- telif hakkını muhafaza etmek
- telkin
- telkin etmek
- telkin. suggestion box şikayet kutusu.
- telkuyruk
- tell a lie yalan söylemek
- tellal
- tellal.
- telle raptetmek. stapler zımba.
- tellemek
- tellere vurarak çalma.
- telleri birleştirerek iplik yapmak.
- telleyip pullamak
- telli saz. wind instrument nefesle çalınan çalgı
- telli turna
- telli çalgı
- telli. stringed instruments yaylı sazlar.
- tellâk
- tellâl
- tellâl.
- tellâl. trumpeter swan borazan kuşu
- tellür
- telmih
- telsiz
- telsiz anteni
- telsiz telgraf veya telefon
- telsiz telgraf veya telefonla gelen haber
- telsiz telgrafla haberleşmek
- Telstar
- Telugu
- Telugu dili
- Teluguca
- telve
- telvis etmek
- telâffuz
- telâffuz etmek
- telâffuzda bir heceye verilen kuvvet
- telâffuzda bir heceyi vurgulu olarak okumak
- telâfi edilemez.
- telâfi etmek
- telâfi olunamaz
- telâfisi imkânsız. irreparabil'ity tamir kabul etmeme. irrep'arably tamir veya telâfi edilemeyecek şekilde.
- telâş
- telâş .
- telâş etmek
- telâş.
- telâşa düşürmek
- telâşa düşürmek.
- telâşa vermek
- telâşa vermek fussbudget kdili telâşlı veya yaygaracı kimse
- telâşla
- telâşla itiraz etme. exclamation mark
- telâşla.
- telâşla. hastiness acelecilik
- telâşlandırmak
- telâşlanmak
- telâşlı
- telâşsız
- telâşçı . hasty pudding mahallebi
- Tem
- tema
- temas
- temas etmek
- temassız
- temayul
- temayül
- temayül etmek
- temayül ettirmek
- temayüz
- temayüz eden
- temayüz etmek
- temaşa
- temaşaya dalmak.
- tembel
- tembel hayvan
- tembel tabiatlı
- tembel tembel dolaşmak
- tembel ve uyuşuk kimse. snailpaced çok yavaş yürüyen. climbing snail flower salyangoz
- tembelce uzanmak veya yayılıp oturmak
- tembelleşmek.
- tembelleşmiş. rustily paslanmış halde
- tembellik
- tembellik.
- tembellik. idler boş gezen kimse
- tembih
- tembih etmek
- tembih etmek. excita'ti on tahrik
- tembih. exci'tant tahrik edici
- temdit etmek
- temdit.
- temel
- temel atmak
- temel ayağı
- temel besin
- temel cümle
- temel esas
- temel etkileşim
- temel gıda
- temel kazıkları