Turkish words: S
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- sürgü
- sürgülemek
- sürgülü hesap cetveli
- sürgülü kapı
- sürgün
- sürgün avında avı çıkarmak için çalılara vurmak
- sürgün edilen kimse
- sürgün etmek
- sürgün olmuş kimse. Ministry of Transport Ulaştırma Bakanlığı.
- sürgüne göndermek
- sürgüne yollamak. the Exile İ.Ö. VL yüzyılda Musevîlerin Babil'e sürülmesi.
- sürgünlük cezası.
- sürme
- sürmek
- sürmek. endurable katlanılabilir
- sürmek. expellant
- sürmelemek
- sürmeli dağ bülbülü
- sürmeli kervan çulluğu
- sürmeli kum kuşu
- sürmeli kız kuşu
- sürmeli çalı kuşu
- sürmenaj
- sürpriz
- sürpriz yapmak
- sürrealizm
- sürterek gıcırdatmak
- sürterek parlatmak
- sürtme
- sürtmek
- sürtmek: sürtünerek tahriş etmek
- sürttürmek
- sürtük
- sürtük kadın
- sürtünme
- sürtünme mekanizması. a drive for funds para toplamak için açılan kampanya.
- sürtünmek. rub away aşındırmak
- sürtünmeyen
- sürtünmeyle çıkmak
- sürtünüp berelenmek
- sürtünür gibi geçmek
- sürtüşme
- sürtüşmek
- Süryani
- Süryanice
- sürçme
- sürçmek
- sürçmek. It. slipped my mind Aklımdan çıktı Unuttum. let slip kaçırmak
- sürçülisan
- sürü
- sürü davranışı
- sürü halinde gitmek
- sürü halinde göç
- sürü halinde toplanmak
- sürü haline koymak. herd instinct sürü içgüdüsü. herdsman çoban.
- sürü hâlinde
- sürücü
- sürücü belgesi
- sürücü: cowherd
- sürücül
- sürüden ayrılıp yoldan çıkmak
- sürüden ayrımış hayvan
- sürüden ayırmak
- sürükleme
- sürüklemek
- sürüklemek . come away bırakıp gelmek. cut away kesmek
- sürüklenen veya sürüklenmiş şey. drifter başıboş gezen kimse
- sürüklenen şey
- sürüklenen şey ağır hareket
- sürükleniş uzaklığı
- sürüklenme
- sürüklenmek
- sürüklenmek.
- sürükleyici
- sürükleyiş
- sürülme
- sürülmek
- sürülüp ekilebilir
- sürüm
- sürümek
- sürüncemede bırakmak
- sürünen şey veya kimse
- sürünen.
- sürünerek yavaşça ve gizlice savuşmak veya sokulmak
- sürüngen
- sürüngen asma
- sürüngen sap
- sürüngen.
- sürüngenler
- sürünme
- sürünmek
- sürüye ait. gregariously toplu halde
- sürüye katılmak
- sürüyü gütmek. herder çoban
- sürüyü gütmek. shep herd dog çoban köpeği. shepherdess kadın çoban.
- sürüş
- sürşarj
- süs
- süs .
- süs bitkisi
- sÜs düşkünü. fantastical hayali
- süs embroidery frame kasnak.
- süs için kullanılan ufak bayrak
- süs tabağı
- süs. ornamen'tal süs kabilinden. ornamentally süs olarak.
- süsen
- süsengiller
- süsleme
- süsleme için taze dal
- süsleme.
- süslemek
- süslemek tezyin etmek
- süslemek.
- süslemek. deck out donatmak
- süslemek. flower bed çiçek tarhı
- süslemek. set on saldırtmak
- süslenmek
- süslenmek.
- süslenmiş
- süsleyen kimse
- süsleyici
- süsleyici bant
- süsleyici şey
- süslu veya gösterişli elbise
- süslü
- süslü bir dil kullanmak
- süslü elbise
- süslü gösterişli
- süslü kadın şapkası şeridi.
- süslü lori
- süslü ve büyük kapı
- süslü üniforması olan hafif süvari askeri.
- süslü.
- süsmek
- süspansiyon
- süspansuvar
- süssüz
- süssüz.
- süssüzluk
- süt
- süt bardağı
- süt danası eti.
- süt dişi
- süt evlât. foster father çocuğu kendi evinde evlâdı gibi büyüten adam
- süt gibi
- süt ineği
- süt kabı
- süt kuzusu
- süt tozu
- süt ve yumurtadan yapılmış bir tatlı
- süt vermez
- süt ürünleri
- süt şekeri
- sütana.
- sütanne
- süte benzer
- süthane
- sütlabi
- sütlaç
- sütleğen
- sütleğengiller
- sütlü
- sütlü kahve
- sütlü çay
- sütlü çikolata
- sütlüce
- sütlük
- sütnine
- sütten
- sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer
- sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer
- sütten kesilmek
- sütten kesmek
- sütun
- sütun başı
- sütun gövdesi
- sütunlu
- sütyen
- sütçü
- sütçü kız
- sütçü kız.
- sütçü.
- sütölçer
- sütü kesilmiş
- sütünü kesmek
- sütünü sağmak
- süvari
- süvari alayı
- süvari askeri veya atlı
- süvari atı.
- süvari birliği
- süvari bolluğu
- süvari bölüğü
- süvari sınıfı. cavalryman süvari.
- süvari.
- süvari. horsemanship binicilik.
- süveter
- süveter.
- Süveyda
- Süveyş
- Süveyş Kanalı
- Süveyş. Suez Canal Süveyş Kanalı.
- süzdürme
- süzgeç
- süzgeçli kova. watering trough yalak.
- süzgeçten geçirmek
- süzgeçten geçirmek veya geçmek
- süzme kahve
- süzme yoğurt
- süzmek
- süzülerek uçmak
- süzülerek yükselme veya uçuş.
- süzülerek yükselmek
- süzülme
- süzülme firesi
- süzülme.
- süzülmek
- sı
- SI birim sistemi
- SI birimi
- SI Birimler Sistemi
- sıcak
- sıcak bir karşılama. make it warm for someone anasından emdiğini burnundan getirmek. warm'ly samimiyetle
- sıcak hava
- sıcak hava balonu
- sıcak hava dalgası
- sıcak kalıpla kitap kapağına süs yapma.
- sıcak küveti
- sıcak memleketlere mahsus
- sıcak olmak
- sıcak para
- sıcak plaka
- sıcak su
- sıcak su torbası
- sıcak tutan
- sıcak ve baharatlı şarap
- sıcak ve nemli
- sıcak ve rutubetli
- sıcak çarpması
- sıcak çikolata
- sıcak ölçer.
- sıcak.
- sıcakkanlı
- sıcakkanlı kimse
- sıcakkanlılık
- sıcakkanlılıkla
- sıcakkanlılıklar
- sıcakken yumuşak olan plastik.
- sıcaklık
- sıcaklık. Her face was flushed. Yüzü kıpkırmızıydı. in the first flush of passion ilk heyecanla