LexiTurk← Dictionary

Turkish words: S

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • sözlükbirim
  • sözlükçe
  • sözlükçü
  • sözlükçülük
  • sözsüz ifade olunan
  • sözü ağzına tıkamak. stop the show tiyatro dikkat çeken bir hareketle oyunu durdurmak stop up tıkamak.
  • sözü değiştirmek
  • sözü geçen kimse
  • sözü geçen.
  • sözü kesmek. chipped beef ince dilinmiş kuru sığır eti.
  • sözü sohbeti yerinde kimse.
  • sözü çevirip cevapsız bırakmak
  • sözü çevirmek. explain oneself kendisi hakkında izahat vermek
  • sözüm meclisten dışarı
  • sözüm yabana
  • sözüm yabana sözüm meclisten dışarı.
  • sözün arasına girmek
  • sözün gelişi
  • sözün gelişi. so that ta ki
  • sözünden dönen kimse.
  • sözünden dönme
  • sözünden dönme. retraction geri çekme veya çekilme
  • sözünden dönmek.
  • sözünden dönmek. back the oars
  • sözünden dönmemek.
  • sözünü etmek
  • sözünü geri alma kabilinden.
  • sözünü geri alma. retrac- tile geriye veya içeriye çekilebilir. retractive geri çekici
  • sözünü geri almak
  • sözünü geri almak. retractable geri alınabilir. retractation sözünü geri alma
  • sözünü geçirmek
  • sözünü kesmek
  • sözünü sakınmaz
  • sözünü tutmak
  • sözünü tutmamak
  • sözünü tutmamak.
  • söğke
  • söğüt
  • söğüt odunu veya kerestesi
  • söğüt serçesi
  • söğüt çintesi
  • söğütbülbülü
  • söğütgiller
  • söğüş.
  • söğüşlemek
  • Sûre-i Yûsuf
  • sü
  • sübaşı
  • süblimleşme
  • sübut
  • sübvanse etmek
  • sübvansiyon
  • sübvansiyon, devlet desteği
  • sübyancı
  • sübyancılık
  • sübye
  • sücü
  • süet
  • süeter
  • süfli
  • süfraj
  • süfrajet
  • süit
  • süje
  • sükse
  • sükun
  • sükun bulmak
  • sükun bulmak. remitment af. remittal bağışlama
  • sükunet
  • sükunet bulmak. calmative müsekkin
  • sükunet.
  • sükunetle.
  • sükunetle. restfulness rahat
  • sükut
  • sükut etmek
  • sükut ettirmek
  • sükûn
  • sükûnet
  • sükût
  • sükün.
  • sükünetle
  • Süleyman
  • Süleyman'ın Özdeyişleri
  • Süleymaniye
  • sülfat
  • sülfit
  • sülfür
  • sülfür kanaryası
  • sülfürik asit
  • sülâle
  • sülük
  • sülün
  • sülün kuyruklu jasana
  • sülüngiller
  • sülüs
  • sülüğen
  • sümbül
  • sümbül arası
  • sümbülteber
  • Sümer
  • Sümerce
  • Sümerce.
  • Sümerolog
  • sümkürmek
  • sümsük
  • sümsük kuşu
  • sümsük kuşugiller
  • sümük
  • sümük doku
  • sümüklü
  • sümüklü böcek
  • sümüklü. mucous membrane bazı uzuvlarm iç yüzünü kaplayan salgılı zar
  • sümüklüböcek
  • sümüksü
  • sümüksü zar
  • sün
  • sünek
  • süneklik
  • sünepe
  • sünger
  • sünger gibi
  • sünger gibi emici şey
  • sünger kek
  • süngerimsi
  • süngerle silmek veya suyunu almak
  • süngerler
  • süngersi
  • süngertaşı
  • süngü
  • süngü yarası
  • süngüleme
  • süngülemek
  • süngülemek. thrust up bir şeyi yukarı sürmek. thrust upon zorlamak
  • sünnet
  • sünnet derisi
  • sünnet etmek
  • sünnet etmek.
  • sünnet olmak
  • sünnet. the Circumcision 1 Ocak'ta kutlanan dini bir bayram.
  • sünnetli
  • sünnetsiz
  • sünnetçi
  • Sünni
  • Sünnilik
  • Sünnilik.
  • Sünnîlik
  • sünük
  • süper
  • süper devlet
  • süper güç
  • süper kahraman
  • süper küme
  • süper market
  • süper set
  • süperiletken
  • süpermarket
  • Süpermen
  • süpernova
  • süpersonik
  • süperstar
  • süphe ile. salt'less tuzsuz
  • süphesiz. of a certain age orta yaşlı. certainly elbette
  • süprüntu
  • süprüntü
  • süpürge
  • süpürge gibi sürümek
  • süpürge ile temizlemek
  • süpürge otu
  • süpürge sürter gibi sürtmek
  • süpürge çalısı
  • süpürgelik
  • süpürgeotu
  • süpürgeotuna benzer bir çalı
  • süpürgeotuyla kaplı.
  • süpürme
  • süpürmek
  • süpürmeye benzer hareket
  • süpürüp götürmek
  • süpürür gibi üzerinden geçmek
  • sürahi
  • sürahi.
  • sürat
  • sürat belirten
  • sürat kazanmak accelera'tion hızlandırma
  • sürat postası
  • sürat postası ile
  • sürat sağlayan
  • sürat vermek. at full speed son süratle
  • sürat yolu
  • sürat yolu.
  • sürat.
  • sürati kesmek.
  • süratle
  • süratle gitmek koşmak
  • süratle hareket etmek veya ettirmek.
  • süratle iş görmek. fly apart birdenbire kopup ayrılmak
  • süratle yolculuk etmek
  • süratle.
  • süratlendirmek
  • süratli
  • süratli bir şekilde hareket etmek
  • sürdürebilirlik
  • sürdürme
  • sürdürme.
  • sürdürmek
  • sürdürmek.
  • sürdürmek. prolongation uzatma
  • sürdürülebilir gelişme
  • sürdürülebilir kalkınma
  • sürdürülebilirlik
  • sürdürümcü
  • süre
  • süre aşımı
  • süre sınırlaması
  • süre. compass card
  • sürebölüm
  • süreduran
  • süregelen
  • süregelmek
  • süregelmek. wear'able giyilebilir. wearing apparel elbise
  • sürek avı
  • sürekli
  • sürekli açık market
  • sürekli fasılasız
  • sürekli işlev
  • sürekli kullandığın bir ilaç var mı?
  • sürekli kullandığınız bir ilaç var mı?
  • sürekli ol mayan
  • sürekli olarak.
  • sürekli oluş
  • sürekli. durably dayanıklılıkla
  • süreklilik
  • süreksiz
  • süreksizlik
  • süreli yayın
  • sürem
  • sürer duru
  • süresince
  • süresiz
  • süret
  • sürevbilim
  • sürevbilimsel
  • Süreyya
  • süreç
  • süreç kimliği
  • sürfe
  • sürfe. larval tırtıla ait.
  • sürfesini çıkarmak .
  • sürfle yapmak
  • sürfle yapılmış
← PreviousPage 21 of 25Next →