Turkish words: S
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- step
- Stephen lorisi
- stepne
- steradyan
- stereotip
- stereotip klişesi yapmak
- stereotipi
- steril
- sterilizasyon
- sterilize etmek
- sterlin
- sterlinin yüzde biri
- steroid
- steroit
- stetoskop
- stetoskop. stethoscopicals. stetoskopla ilgili. stethoscopically stetoskopik olarak.
- stevia
- steyşın
- sticker
- stifle joint at veya köpeğin incik kemiği ile but kemiği arasındaki mafsal.
- Stiks
- stil
- stiletto
- stilist
- stilo
- stilo.
- stirrup strap üzengi kayışı.
- STK
- stoacı
- stoacılık
- stoacılık.
- stock and barrel baştan başa
- stock exchange. borsa stock farm hayvan çiftliği. stock in trade dükkandaki mal
- Stockholm
- stoik stoicism sevinç veya kedere karşı kayıtsızlık
- stok
- stok edilmiş mal
- stok etmek
- stok olarak elde tutulan
- stok yapmak
- Stokholm
- Stokholm ili
- stokiyometri
- stoklama
- stokçuluk yapmak
- stone
- stoniness taşlı gibi oluş
- stop etmek
- stop lambası
- stor
- story
- Stradivarius keman.
- stratej
- strateji
- strateji harp idare bilgibi. strategist strateji uzmanı.
- stratejik
- stratejik nokta
- stratigrafi
- stratosfer
- stream
- streptokok
- streptomisin
- stres
- stres, yük
- Stresemann çütresi
- striknin
- striptiz
- striptiz yapmak
- striptizci
- stroboskop
- stroboskopik
- stronsiyum
- strüktür
- stumble on
- stumble upon rast gelmek
- stüdyo
- stüdyo daire
- stüdyo daıre
- stüdyo düzlüğü
- stüdyo. studio couch yatak olabilen sedir
- su
- su akrebi
- su altı
- su altında bırakmak
- su altında kabuklu deniz hayvanları yetiştirmek için ayrılan saha
- su altında kalma.
- su altında olan veya kullanılan
- su aygırı
- su aygırıgiller
- su b.
- su baldıranı
- su bardağı
- su basmak
- su basmak. the Deluge Hazreti Nuh tufanı.
- su basmış
- su başı
- su bendi
- su bilimi
- su birikintisi
- su bitkileri
- su borusu
- su borusu tamircisi veya tesisatçısı. plumber' helper musluk pompası.
- su boşaltmak
- su buharı
- su bölümü çizgisi
- su cismi
- su deposu
- su değirmeni
- su dibinde bulunan ve kayıklar için tehlikeli olan kök veya dal
- su dibinden yüzeye çıkmak
- su dolabı
- su dolmuş
- su dökmek
- su düzeyi
- su geçirmez
- su geçmez
- su gibi
- su gibi akan
- su götürmez
- su gücü. high water met
- su hattı
- su haznesi
- su ile kaplamak
- su ile karışık maden tozu
- su ile silmek
- su ile soğutmak
- su incir kuşu
- su içinde olta sürükleyerek balık tutmak
- su içine gömülmüş
- su jeti
- su kabağı
- su kabukluları
- su kamışı
- su karanfili
- su katmak
- su katmak. turn down reddetmek
- su katılmamış
- su katılmış herhangi bir şey.
- su kayağı
- su kaynakları
- su keleri
- su kemeri
- su kenannda büyüyen
- su keneviri
- su kirliliği
- su kulesi
- su kuvvetiyle şeklini değiştirmek.
- su kuyusu
- su kuşları
- su kuşu
- su kütlesi
- su kılavuzu
- su medüzu
- su mercimeği
- su mermeri
- su nanesi
- su piresi
- su rezenesi
- su rezervi
- su saati
- su samuru
- su savaşı
- su sayacı
- su sağlama. water system bütün kollarıyle bir ırmak
- su sebili
- su seviyesi
- su seviyesi göstericisi. water germander sunanesi
- su seviyesi ile beraber
- su seviyesinin altında olan kısım
- su sineği
- su sineği.
- su sızdıran delik veya yara
- su sıçanı
- su sıçratma sesi
- su sığırı
- su tabakası seviyesi. water tower su kulesi. water wheel sudolabı
- su tabancası
- su tavuğu
- su tavuğu. water rail su yelvesi
- su taşkını
- su temini
- su terazisi
- su teresi
- su tesisatım yapma
- su toplama
- su toplamak
- su topu
- su vermek
- su veya sütle yapılmış mısır lapası. hastily aceleyle
- su yatağı
- su yelvesi
- su yeşili
- su yolu
- su yolu kazmak
- su yolunu tıkayan birikinti
- su yoncası
- su yosunları
- su yosunu
- su yosunu.
- su yüzünde bulunan yağ tabakası
- su yüzünde durmak
- su yüzünde gitmek
- su yüzüne çıkmak
- su yılanları
- su yılanı
- su zambağı
- su çekimi
- su çekmek
- su çevrisi
- su çiçeği
- su çulluğu
- su örümceği
- su ürünleri
- su üstünde gitmek
- su üstünde yüzen herhangi bir şey
- su ısıtıcısı
- su şişesi
- sual
- sual etmek
- sual ifade eden
- sual soran
- sual soran kimse.
- sual sormak
- sualtı gözlüğü.
- Suarayı Yemani yıldızı
- suare
- suban
- subay
- subaşı
- subiti
- subjectiv'ity öznellik.
- subjectively öznel olarak. subjectiveness
- subliminal
- sublimleştirmek
- submarine subordinate
- subret
- subscription
- substantialness gerçek varlık
- substitute gibi.
- substitutional
- substitutionary vekâlet kabilinden.
- suciğeri
- suclamak
- Sucre
- sucu
- sucuk
- sucul
- suda boğmak
- suda boğulmak
- suda oynamak