Turkish words: S
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- soysuz
- soysuzlaşarak. degenerateness yozlaşma
- soysuzlaşma
- soysuzlaşmak
- soysuzlaşmış
- soysuzlaştırmak
- soysuzluk
- soytarı
- soytarı palyaço
- soytarı. grotesquely acayip şekilde. grotesqueness acayiplik.
- soytarı. jestingly şaka yollu.
- soytarılık
- soytarılık .
- soytarılık etmek. clownish budala
- soyu tükenmek
- soyu tükenmiş
- soyulacak evi seçmek
- soyuldum
- soyulma
- soyulmak
- soyulmak. strip mining madenin üstünü kazarak kömür çıkarma metodu. strip off elinden almak
- soyundan gelmek
- soyundan gelmek.
- soyunma kabini
- soyunma odaları
- soyunma odası
- soyunmadan aynı yatakta yatmak. bundle up sarınıp sarmalanmak.
- soyunmak
- soyup soğana çevirmek
- soyup soğana çevirmek yağma etmek
- soyut
- soyut ad
- soyut fabrika tasarım örüntüsü
- soyut isim
- soyut sanat
- soyut sayı
- soyut sınıf
- soyut.
- soyutlama
- soyutlamak
- soyutlandırılmış
- soyutlanma
- Soyuz
- Soçi
- soğan
- soğan gibi kök veren. bulbif'erous soğan gibi kök veren bulbous soğan gibi kökü olan
- soğan şeklinde olan.
- soğanilik
- soğanilik. medullary iliğimsi
- Soğdca
- soğubilim
- soğuga karşı hassas
- soğuk
- soğuk algınlığı
- soğuk algınlığım var
- soğuk bir tavırla.
- soğuk bir tavırla. unfriendliness nahoş muamele veya tavır.
- soğuk bir şekilde. chillily soğuk bir şekilde. chilliness soğuk
- soğuk dalgası
- soğuk davranış
- soğuk davranış.
- soğuk döküm kalıbı
- soğuk hal veya tavırlı
- soğuk harp.
- soğuk hava
- soğuk hava dalgası
- soğuk hava deposu
- soğuk kahve
- soğuk muamele.
- soğuk savaş
- soğuk ter dökmek
- soğuk ter.
- soğuk veya sert olan şey
- soğuk çay
- soğuk ısırması
- soğuk.
- soğuk. dead ahead dosdoğru. dead and gone öImüş gitmiş. dead as a doornail öImüş
- soğuk. take the chill off ıIıtmak. chill-cast soğuk kalıba dökülmüş. chiller soğutucu
- soğukaltı
- soğukkanlı
- soğukkanlı kalmak
- soğukkanlı.
- soğukkanlılık
- soğukkanlılığını korumak. stiff'ly dimdik olarak. stiff'ness katılık
- soğukluk
- soğuktan çürümüş.
- soğuma
- soğumak
- soğumuş
- soğumuş.
- soğurgan
- soğurma
- soğurmak
- soğutma
- soğutma cihazı
- soğutma tertibatında kullanılan gaz veya sıvı.
- soğutmak
- soğutucu
- soğutucu. refrigerator car frigorifik vagon.
- soğutum
- soğuğa karşı hassas
- space station suni uydu. space probe uzaydan bilgi gönderen uydu.
- spageti
- spagetti
- spam
- spamcıl
- spamlemek
- Sparta
- Spartaküs
- spastik
- spatula
- spawn etmek
- spawn olmak
- spawnlamak
- spawnlanmak
- spazm
- spektrometre
- spektroskop
- spektroskopi
- spektrum
- spekülasyon
- spekülatif
- spelling match imlâ yarışması. spelling book imlâ kılavuzu. spelling reform imlâ reformu.
- sperm
- sperma
- spermatit
- spermatogenez
- spermatosit
- spesifik
- spesiyalite
- spesyalite
- spidometre.
- spiker
- spin
- spiral
- spiral nebula sarmal bulutsu. spirally helezoni olarak
- spiral nebula.
- spirit off gizlice göndermek veya götürmek.
- spiritualizmde medyumu hareket ettiren ruh
- spiritüalizm
- spiritüel
- split
- sponsor
- sponsorluk
- spontan
- spontaneity kendiliğinden olma.
- spor
- spor araba
- spor ayakkabısı
- spor ceket.
- spor faaliyetlerinde ve inşaatta giyilen koruyucu başlık
- spor ile ilgili
- spor içeceği
- spor karşılaşmasına zamanında gelmeyip hakkını kaybetmek
- spor kesesi
- spor kulübü
- spor otomobil
- spor salonu
- spor toto
- spor yapmak
- sporadik
- sporcu
- sporcuya yaraşmayan.
- sporda kenar çizgisi
- sporda mükemmel oyuncu
- sporla üreme
- sporofit
- sportif
- sportmen
- sportmen. sportsman like sporcuya yakışır
- sportmence
- sportmence olmayan
- spot
- spot engelleme
- spot koşu süratini tayin etmek. peced rahvan yürüyüşlü
- spot lambası
- sprey
- sprey . hair trigger tabancanın çok hassas tetiği. get in one
- spur wheel düz dişli çark
- sputnik
- sputnik.
- squalidness sefillik. squalidly sefalet içinde.
- Srebrenitsa
- Sri Jayawardenapura-Kotte
- Sri Lanka
- Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti
- Sri Lanka mavi saksağanı
- Sri Lankalı
- SSCB
- ssenarist
- SSS
- St. Helenalı
- St. Kitts ve Nevis
- St. Lucialı
- St. Petersburg
- stabilite
- stabilizasyon
- stabilizatör
- stabilize
- stabilize etmek
- stabilize olmak
- stabilleşmek
- stadyum
- staff officier kurmay subay
- stafilokok
- stagflasyon
- stagnasyon
- staj
- staj bursu.
- staj yapan kimse.
- stajyer
- stajını yapan tıp öğrencisi
- stake off kazıklarla işaret etmek veya bölmek
- stalagmit
- stalaktit
- Stalin
- Stalincilik
- Stalinizm
- stand one's ground durumunu devam ettirmek
- standardize etmek
- standart
- standart değer
- standart dil
- standart ispanyolca
- Standart Model
- standart olarak kabul edilmiş
- standart sapma
- standart. normal distribution normal eğriyle gösterilen frekans dağılımı. normal school öğretmen okulu. normalcy
- standartlaştırma
- stant
- stanyol.
- start
- start out başlamak
- stasyoner
- stat
- statesmanly devlet adamına yakışır
- statik
- statik elektrik
- statü
- statüko
- stearik asit
- Stefanya
- Steiermark
- Steller alakargası
- steno ile yazan kimse.
- steno.
- stenograf
- stenografi
- stenografi.
- stent