Turkish words: S
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- Sofya.
- Sofyalı
- sohbet
- sohbet etmek
- sohbet etmek.
- sohbet için bir kenara çekiliş. a retreating chin basık çene. beat a retreat geri çekilmek
- sohbet odası
- sohbet tarzında. chattily konuşkanlıkla chattiness konuşkanlık.
- sohbet.
- sohbetli toplantı
- sohbetten hoşlanmayan
- sohbetten kaçmarak.
- Sohum
- Sok büyük yllde kümesi
- sokak
- sokak kadını
- sokak kadını.
- sokak kaldırımının kenar taşı
- sokak kapısı
- sokak köpeği
- sokak lambası
- sokak müzisyeni
- sokak satıcısı
- sokak serserisi
- sokak yarışı
- sokak yemeği
- sokak çalgıcısı
- sokak çocuğu
- sokak şarkıcısı
- sokakta öteberi satmak
- sokan
- sokan hayvan veya bitki
- sokağa çıkma kısıtlaması
- sokağa çıkma yasağı
- sokma
- sokma: diken yarası
- sokmak
- sokmak sevketmek
- sokmak.
- sokra
- Sokrates
- sokratik yöntem
- sokulgan.affably nezaketle.
- sokulmak
- sokulmamak
- sokum
- sokur
- sokuvermek. sliding door sürme kapı. let slide ihmal etmek
- sokuşturmak
- sol
- sol anahtarı
- sol taraf
- sol tarafı destekleyen kimse.
- sola ait
- sola doğru.
- solak
- solak.
- solaklık
- solar month şemsi ay.
- solaryum
- solcu
- solda
- soldurmak
- soldurmak.
- solgun
- solgun göğüslü yassıkuyruk
- solgun.
- solgun. bleakly rüzgara açık bir sekilde. bleakness rüzgara açık oluş.
- solgun. pastyfaced uçuk benizli.
- solgunluk
- solist
- soliter
- sollamak
- solma
- solmak
- solmak. faint away bayılmak
- solmaz
- solo
- solo kemancı
- solo test
- Solomon Adaları
- solubleness erime kabiliyeti.
- solucan
- solucan deliği
- solucan gibi kıvrılmak
- solucan otu
- solucanlar
- soluk
- soluk almak
- soluk almanın dinmesi.
- soluk borusu
- soluk mat
- soluk soluğa. take one's breath away insanın nefesini kesmek
- soluk yüzlü
- soluk yüzlü peçeli baykuş
- solukla içeri çekmeye mahsus ilaçları veren alet.
- solukla içeriye çekilen ilaç.
- solukla içeriye çekme
- solukla içeriye çekmek
- soluklama
- solukluk
- soluksuz.
- soluma
- solumak
- solumak. puff out
- solungaç
- solungaç.
- solunmak
- solunum
- solunum cihazı
- solunum hastalıkları
- solunum sistemi
- solunum yetmezliği
- solunumda kullamlan
- solunumla ilgili
- solunumsal
- solunumun sebep olduğu. respiratory system solunum sistemi.
- soluyarak konuşmak
- soluğan. at Pay the piper and call the tune parayı veren dudüğü çalar.
- soluğu kesen
- soluğu kesilmiş
- solüsyon
- som
- som balığı
- somak
- somaki
- Somali
- Somali Bölgesi
- Somali Cumhuriyeti
- Somali kargası
- Somali.
- Somalice
- Somaliland
- Somalili
- sombrero
- sombrero.
- Somerset
- Somme
- somnifobi
- somon
- somon tuzlama
- somonçileği
- somun
- somun anahtarı
- somun. loaf cake somun şeklinde pasta.
- somurmak
- somurtkan
- somurtma
- somurtmak
- somut
- somut bir varlık
- somut isim
- somutlaştırmak
- somutlaştırmak. reinforced concrete betonarme. concrete mixer betonyer.
- son
- son adam
- son anda
- son bulmak
- son bulmuş
- son dakika
- son defa
- son derece
- son derece güzel
- son derece.
- son derece. full measure tam ölçü. for good measure fazladan
- son derecede
- son dilek.
- son dokunuş
- son durak
- son duruma gelmemiş.
- son dürmek
- son ek
- son ferde kadar. fellow man hemcins
- son gaye.
- son gösteriş
- son gülen iyi güler
- son hadde kadar. hard by pek yakın
- son hadde yakın hal
- son hadde yakın olan
- son hüküm
- son imkanını kullanmak.
- son iş
- son kullanma tarihi
- son kısım
- son moda
- son modaya göre. grandly muhteşem bir şekilde
- son mudafaa. Last Judgement kıyamet
- son nefesini teslim etmek.
- son nefesini vermek
- son nefesini vermek. expiratory nefes vermekle ilgili.
- son nefesini vermek. give up the struggle teslim olmak
- son olarak
- son olarak.
- son retuşlar. keep in touch with temasta bulunmak
- son söylenilen
- son söz
- son söz olarak... try conclusions with bir kimse ile yarışmaya girmek.
- son söz. mute swan kuğu
- son sözü kendisi söylemek. high words öfkeli sözler. in a word bir kelime ile
- son süratle. lucky streak
- son teslim tarihi: cezaevlerinde hükümlülerin geçmemesi gereken yasak bölge sınırı.
- son uyku. last straw son had
- son uyku. putto sleep yatırmak
- son verme
- son vermek
- son vermek.
- son zamanlarda
- son zamanlarda.
- son zamanlarda. late in the day günün nihayetine doğru
- son zamanlarda. recentness yeni vuku bulma.
- son zamanlardaki popüler
- son çare
- son çare. summer resort sayfiye
- son şeklini almamış
- son şeklini vermek
- son şeklini vermek.
- son.
- son. latterday çağa uygun
- son. Supreme Being Hak Taalâ
- son. tail off yavaş yavaş bitmek
- sona erdirme
- sona erdirmek
- sona erme
- sona ermek
- sona ermek. pass beyond geçmek
- sonar
- sonar.
- sonat
- sonbahar
- sonda
- sonda ile yoklamak
- sonda.
- sondaj
- sondaj işçisi
- sondaj yapmak
- sondan bir evvelki
- sondan bir önceki
- sondurma
- sondurmak
- sone
- sone yazmak.
- sone şeklinde şiir yazmak. sonneteer sone yazan şair
- sonek
- sonlandırma
- sonlandırmak
- sonlanmak
- sonlu
- Sonora
- sonra
- sonra gelen