Turkish words: O
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- oturulacak herhangi bir yüksek yer
- oturulacak kapalı yeri olan at arabası.
- oturulacak yer
- oturulan yer
- oturulmak
- oturulmamış
- oturulmayan
- oturum
- oturum aç
- oturuma son verme
- oturuma son vermek
- oturuş
- otuz
- otuz altı
- otuz beş
- otuz bir
- otuz bir çekmek
- otuz birci
- otuz dokuz
- otuz dört
- otuz iki
- otuz rakamı
- otuz sekiz
- otuz yedi
- Otuz Yıl Savaşı
- otuz üç
- otuzda bir.
- otuziki
- otuzuncu
- otçul
- Ouagadougou
- ours bizimki. nesnel hali us bizi
- out ile
- out ile gizlendiği yerden bulup çıkarmak
- out ile iane olarak dağıtmak
- out ile tavsamak
- out of ile caydırmak
- out of mind
- out of reach erişilmez
- outbid outdrink.
- ova
- oval
- Oval Ofis
- ovalama
- ovalamak
- Ovampo atmacası
- ovan kimse veya alet
- ovaryum
- ovaya mahsus.
- ovaya uzanan dağ burnu
- over ile sahte bir şekilde gizlemek. glosslly parlak bir şekilde. glossiness parlaklık
- ovma
- ovmak
- ovmak.
- ovulasyon
- ovup cilâlamak
- ovuşturma
- ovünülecek şey.
- Oxford
- oxygenize oksijen ile karıştırmak
- oy
- oy birliği
- oy birliği. by common consent umumun rızasl ile. Silence gives consent. Sükut ikrardan gelir. with one consent hep birden.
- oy hakkı
- oy ile kararlaştırmak
- oy kabini
- oy kullanma
- oy kullanma hakkı
- oy kullanmada Parlamentonun ikiye ayrılması
- oy kullanmak
- oy pusulası
- oy sandığı
- oy sayıcı
- oy sayısı
- oy toplama suretiyle ifade olunan şey
- oy ver mek
- oy veren veya oy verme hakkı olan kimse. voting machine oyları kaydeden makina.
- oy verir gibi ifade etmek. vote down yenilgiye uğratmak. vote in kazanmasına sebep olmak. vot'er seçmen
- oy verme hakkı
- oy verme hakkına sahip kimseler
- oy vermek
- oy çoğunluğu
- oya
- oya ağacı
- oya işi. needle time ing.
- oya.
- oyacı
- oyalama
- oyalamak
- oyalanma
- oyalanmak
- oyalanmak.
- oyalanmak. hang over abanmak
- oyalanmak. stick at sakınmak
- oyalayıcı
- oyan
- oyla seçmek
- oylama
- oylamak
- oyları toplamak
- oyluk
- oylum
- oylumlu
- oyma
- oyma işi
- oymacı
- oymacılık
- oymak
- oymak.
- oymalarla süslemek. carver oymacı.
- oynak
- oynak ayçası.
- oynak ve hızlı bir dans
- oynak yeri
- oynak yeri olmayan. inarticulately meramım anlatamayarak
- oynama
- oynama süresi
- oynamak
- oynamak.
- oynamak: oyuncak gibi
- oynamayı seven
- oynamaz
- oynanca
- oynar
- oynatma düğmesi
- oynatma listesi
- oynatmak
- oynatıcı
- oynayanlar
- oynaş
- oynaşma
- oynaşmak
- oyu belirten vasıta
- oyuk
- oyuk açmak
- oyuk veya çukur oluş
- oyuk yer
- oyuk.
- oyuklu
- oyulmak
- oyulmak.
- oyulmuş geçit
- oyulmuş sanat eseri
- oyun
- oyun alanı
- oyun aracı
- oyun arkadaşı.
- oyun bitti
- oyun da topu duşürmek
- oyun dışı edilmek.
- oyun etmek
- oyun hamuru
- oyun konsolu
- oyun kurallarına aykırı.
- oyun kurallarına uyan
- oyun kuramı
- oyun kurucu
- oyun kâğıdı
- oyun meydanı
- oyun odası
- oyun oynama hakkını elinden almak
- oyun oynamak
- oyun oynamak.
- oyun partisi
- oyun sahası
- oyun salonu
- oyun slrasında oyuncunun sopalarım taşımak
- oyun sırası
- oyun yazarlığı
- oyun yazarı
- oyun zamanı
- oyun zarları
- oyun zarı
- oyun çevirmek
- oyun çubuğu
- oyun.
- oyun. sell like wildfire çok satılmak
- oyuna getirmek
- oyuna iştirak etmek. play at katılmak
- oyunbaz
- oyunbozan
- oyunbozanlık etmek
- oyuncak
- oyuncak ayı
- oyuncak bebek
- oyuncak gibi ufak şey
- oyuncak.
- oyuncaklı
- oyuncu
- oyuncu takımı
- oyuncular
- oyuncuların birbirinden koz satın aldıklan bir tür iskambil oyunu.
- oyunculuk
- oyunda başlama hakkı
- oyunda her iki tarafın kay dettiği sayı veya puan
- oyunda iskambil kâğıdını dağıtan kimse
- oyunda on bir kişilik takım. elevenses ing
- oyunda rakibe hiç sayı vermemek. shut up kapamak
- oyunda top yere dokunduktan sonra tutma veya vurma
- oyunda. child' play çocuk oyunu
- oyundan çıkmak. go over geçmek
- oyunlarda hedefe ait
- oyuntu
- oyunu idare eden kimse.
- ozan
- ozellik
- ozon
- ozon tabakası
- ozonlayıcı
- ozonosfer
- ozsüz
- ozumseme
- Oïl dili
- oğan
- Oğlak
- oğlak burcu
- Oğlak burcu.
- oğlak derisinden yapılan kösele
- oğlak doğurmak. kid glove
- Oğlak dönencesi
- oğlak eti
- oğlan
- oğlan gibi kız
- oğlancı
- oğlancık
- oğlancılık
- oğlanlara yakışır
- oğlansı
- oğlanvari
- oğruca
- oğul
- oğul olarak kabul etmek
- oğul otu
- oğul vermek
- oğulcuk
- oğulduruk
- oğulluk
- oğulotu
- Oğuz
- Oğuz dili
- Oğuz Rayonu
- Oğuz Türkleri
- Oğuzlar
- Oş
- oşinograf
- oşinografi
- oşionografi