Turkish words: O
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- ortak anlamı olan
- ortak bağ
- ortak bölen
- ortak bölenlerin en büyüğü
- ortak dil
- ortak etmek
- ortak etmek veya olmak
- ortak etmek. interested meraklı
- ortak girişim
- ortak katların en küçüğü
- ortak nota. collective ownership ortak mülkiyet
- ortak olmak
- ortak olmak.
- ortak çalışma
- ortak çıkar ve ilişkileri olan
- ortaklaşa
- ortaklaşa toplamak. pool table bilardo masası.
- ortaklaşa. in common with ile ortak olarak. out of the common fevkalade
- ortaklaşma
- ortakllk kurmak
- ortaklık
- ortaklık halinde. go cahoots ortaklık kurmak
- ortaklık.
- ortalama
- ortalama etkinlik
- ortalama gidim
- ortalama olarak.
- ortalama seviye. least common multiple en küçük ortak kat. at least hiç olmazsa
- ortalamak
- ortalıkta
- ortalıkta görünmek
- ortalıkta görünmek. get across açıklamak
- ortalıkta. at ones wit' end aklı başından gitmiş
- ortalığı toplamak
- ortam
- ortam.
- ortanca
- ortanca ağaçkakan
- ortaokul
- ortasına geçirmek.
- ortasında
- ortasından ayırmak
- ortasını bulmak
- ortasını çukurlatmak
- ortaya
- ortaya almak
- ortaya atanın aleyhine dönen durum veya plan.
- ortaya atmak
- ortaya atmak. come upon bulmak
- ortaya eklenen şey
- ortaya getirilen veya konan şey.
- ortaya koymak
- ortaya çıkarmak
- ortaya çıkmak
- ortaya. between you and me söz aramızda. few and far between nadiren
- ortaç
- ortaçağda alim adam
- ortaçağda bazı Avrupa şehirlerinde Musevi mahallesi.
- ortaçağda Cermen kavimlerinden birine mensup kimse
- ortaçağda iskandinav savaşçısı
- ortaçağda kullanılan ağır topuz
- ortaçağda mızrak oyunu
- ortaçağda yüksek felsefe veya din mekteplerine ait
- ortaçağla ilgili şövalyelik efsanesi
- ortaöğretim
- ortağı gibi davranmak. partnership ortaklık
- ortez
- Ortodoks
- Ortodoks haçı. Greek fire Rum ateşi
- Ortodoks olmayan
- Ortodokslar
- Ortodoksluk
- ortodonti
- ortografi
- ortoklaz
- ortopedik
- ortopedist
- oruç
- oruç açmak
- oruç bozmak
- oruç süresi. fast day oruç günü
- oruç tutmak
- oryantal
- oryantal dans
- Oryantal turp
- oryantalist
- oryantalizm
- oryantiring
- Osaka
- oselo
- oseonografya
- Osetya
- Osetçe
- osilatör
- Oslo
- Oslo.
- Osman
- Osmaniye
- Osmanlı
- Osmanlı Devleti
- Osmanlı İmparatorluğu
- Osmanlı Türkçesi
- Osmanlıca
- Osmanlıcılık
- osmiyum
- osmoz
- osmoz.
- osteoloji
- osteopat
- osteoporoz
- osteosit
- ostikan
- ostikanlık
- osurgan böceği
- osurmak
- osurmak.
- osurmak. break with ilgisini kesmek.
- osurmak. get wind of sezmek
- osuruk
- osuruk mantarı
- ot
- ot biçiminden sonraki yeni sürgün.
- ot ekmek .hay fever saman nezlesi. hit the hay ABD
- ot filizi
- ot gibi herhangi bir bitki
- ot kümesi
- ot tabakası
- ot toplamak için tırpana eklenen parmaklık
- ot yığını
- otacı
- otantik
- otarmak
- otarşi
- otağ
- otel
- otel endüstrisi
- otel garsonu
- otel veya pansiyon müşterisi
- otel.
- otelci
- otelci. Inns of Court Londra'da avukatlık stajını yapma hakkını veren dört belli cemiyet
- otistik
- otit
- otizm
- otla
- otla beslemek
- otlak
- otlaktaki davar.
- otlakçı kimse
- otlakçılıkla geçinmek
- otlama
- otlamak
- otlara ait
- otlatma
- otlatmak
- otlatmak .
- otlağa çıkarmak
- otluk
- Otniel
- oto
- oto kuaför
- oto teyp
- oto yıkama
- otoban
- otoban.
- otobiyografi
- otobur
- otobüs
- otobüs durağı
- otobüs şoförü
- otobüsle gezmek
- otobüsle taşımak.bus bar elektrik bağlama çubuğu. bus boy lokantada kirli tabakları toplayan işçi.
- otobüsçü
- otodeterminasyon
- otodidakt
- otoerotizm
- otofobi
- otogar
- otogara nasıl gidebilirim
- otoimmün
- otokinetik etki
- otoklav
- otokrasi
- otokrat
- otomasyon
- otomat
- otomatik
- otomatik bilet makinası
- otomatik olarak
- otomatik tabanca. automatic pilot uçağı idare eden otomatik tertibat. automatically otomatik olarak
- otomatik tercüme
- otomatik tertibatlı umumi çamaşırhane.
- Otomatik Transfer Aracı
- otomatik çeviri
- otomatik şanzıman
- otomatik.
- otomatikman
- otomatikman.
- otomobil
- otomobil bagajı
- otomobil lastiği
- otomobil sanayi
- otomobil.
- otomobilin dış lastiği
- otomobilin çektiği ve içinde ev tertibatı olan araba
- otomobillerle ilgili
- otomobıl.
- otomotiv
- otomotiv endüstrisi
- otomotiv mühendisliği
- otonom
- otonom sinir sistemi
- otonomi
- otopark
- otopilot
- otopsi
- otopsi.
- otorite
- otoriter
- otorizasyon
- otoskop
- otostop
- otostop çekmek
- otostopçu
- ototrof
- otoyol
- otozom
- otoş
- otsu
- otsul
- Ottawa
- Ottawa.
- otu biçip kurutmak
- otu kekik
- oturacak yer temin etmek
- oturacak yerini yenilemek. seat of a disease hastalık yeri veya merkezi. keep one' seat oturduğu yerden kalkmamak
- oturak
- oturan
- oturan kimsenin dizlerini örten elbise kısmı. lap dog kucağa alınan ufak köpek
- oturduğu yere yayılmak
- oturma
- oturma odası
- oturma odası.
- oturmak
- oturmak.
- oturmak. settle in yerleşmek
- oturman
- oturmaya elverişli.
- oturtmak
- oturulabilir