Turkish words: L
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- limonluk
- limuzin
- lineer
- lineer cebir
- ling veya ed
- Lingala
- lingua franca
- link
- linolyum
- linotip
- linotip makinasının döktüğü bir satır yazı
- Linuks
- Linux
- linyit
- linyit. wood engraving tahta oymacılığı
- linç
- linç etme
- linç etmek
- linç etmek. Iynch law linç kanunu.
- linç kanunu.
- linç kültürü
- linçlemek
- lipit
- lipofobi
- lipom
- lir
- lira
- Lira District
- liret
- liret.
- lirik
- lirik nitelikleri olma. lyricist şarkı veya müzikli oyun için güfte yazarı.
- lirik şiir
- lisan
- lisan. dialectal Lehçeye ait.
- lisans
- lisans öğrencisi
- lisanslı
- lisanssız
- lisansüstü diploması
- lise
- lise. high school lise. keep a school bir okulu yönetmek .night school akşam okulu
- lise. seniority yasça büyüklük
- liste
- liste.
- listelemek
- listeye girmemiş
- listeye özel bir madde halinde koymak.
- lisâniyat
- literary
- literature.
- literatür
- litografi
- litografya
- litosfer
- litosfer.
- litre
- litrenin dörtte biri
- Little Dipper Küçükayı takımyıldızı. little by little azar azar
- Lituanya dili
- Lituanya diline ve halkına ait.
- Lituanya Lithuanian Lituanyalı
- Litvan
- Litvanca
- Litvanya
- Litvanya Cumhuriyeti
- Litvanyalı
- lityum
- liva
- Livadya
- livata
- live from hand to mouth ancak ekmeğini kazanabilmek
- livermoryum
- Liverpool
- lividness kurşun rengi
- Livonca
- liyakat
- liyakat.
- liyakatsiz
- Lizbon
- Lizbon.
- lizozom
- liçi
- Ljubljana
- lobelya
- lobi
- lobicilik
- lobut
- lobya
- loca
- locked-in sendromu
- loder
- lodos
- lodos yönü
- lodosa doğru
- lodostan esen
- lodostan veya lodosa doğru. southwester şiddetli lodos rüzgârı
- Lofça
- logaritma
- logaritma karakteristiği. characteristically ayırıcı nitelikte olarak.
- logaritma.
- logo
- logolar
- logos
- lohusa otu
- Loire
- Lojban
- Lojban dili
- lojistik
- lojistik.
- lokal
- lokalizasyon
- lokalizer
- lokanta
- lokanta.
- lokanta. saloon deck gemi salonunun bulunduğu güverte. saloonkeeper meyhaneci.
- lokantacı
- lokantacı.
- lokasyon
- lokavt
- lokma
- lokma. chew out azarlamak. chew the cud geviş getirmek. chew the rag çene çalmak. chewing gum çiklet.
- Lokman
- lokman ruhu
- lokomobil
- lokomotif
- lokomotif deposu. engine room makina dairesi
- lokomotif mahmuzu
- lokomotif veya kamyon sürücüsünün oturduğu üstü kapalı kısım.
- lokomotif.
- lokomotif: tertibat. engine driver ing. makinist. engine house itfaiye merkezi
- lokomotife bağlı kömür ve su taşıyan vagon
- lokomotifin önünde kar süpüren alet
- lokum
- lokuma ben zer bir çeşit hafif şekerleme.
- lokus
- lol
- Lola Prefecture
- lolipop
- lombar kapağı
- lombar kapağı.
- Lombardiya
- Lombardy poplar kara kavak
- Lombartça
- lonca
- London
- Londra
- Londra Kalesi
- Londra Şehri
- Londra'da bazı binaların isimlerinde talebe yurdu manasına gelir. innkeeper hancı
- Londra'da meşhur bir akıl hastanesi. star of Bethlehem tükürükotu
- Londra'nın bir ilçesi. Westminster Abbey Londra'da Gotik tarzda yapılmış meşhur kilise.
- Londra'ya yakın büyük bir erkek okulu
- Londra. Londoner Londralı.
- Londralı
- Londralılık
- lone wolf yalnızlığı seven kimse.
- Long Island
- long-legged uzun bacaklı
- lop
- lor
- lor peyniri
- lord
- lord cenapları. O Lord! Ya Rabbi! Our Lord Rabbimiz
- lordcasına. lordling lordcuk
- lorentiyum
- Lori
- lort
- lorta
- lortlar kamarası
- Los Angeles
- lostra
- lostracı
- lostromo
- losyon
- losyon.
- Lot
- lotarya
- lotus
- Louisiana
- Louisiana'da konuşulan Fransızca
- love eye shadow sürme
- lowercase
- lox sıvı oksijen. liquidness sıvılık.
- Lozan
- loça
- loğusa
- loğusa halinde.
- loğusa humması
- loğusa otu
- loğusa otugiller
- loğusalık
- loğusalık.
- loğusaotu.
- loş
- loş. dusky oldukça karanlık
- loşluk
- LS-bağlaşımı
- lu
- Lucca ili
- lucid- ness berraklık
- Luganda dili
- luk
- Luka
- lumbago.
- lumbar
- lunapark
- lunapark treni
- Luseyl
- lust after şehvetle arzu etmek.
- Lut
- Lut Gölü
- lutanist udi
- lutr
- lutuf
- Luvi dili
- Luvice
- luzumsuz diye atmak
- Lviv
- Lyon
- lâcivert
- lâf arasında
- lâik
- lâiklik
- lâkayt kalmak
- lâkaytlık
- lâl
- lâle
- lâle ağacı. white tulip tülbent lâlesi
- lâle fidanı. tulip root bazı tahılların sapına arız olan bir hastalık. tulip tree ağaç lâlesi
- lânet
- Lânetlenmiş
- lâstik bant
- lâstikli
- Lâstikli kumaş
- lâstikten yapılmış şey. elastic limit esneme sınırı.
- lâterna
- lâtilokum. Turkish pound Türk lirası. Turkish tobacco Türk tütünü. Turkish towel havlu.
- lâubalice
- Lâubalî
- Lâubalîlik.
- lâyiha
- lâyık
- lâyık olmak
- lâyık olmayan
- lâyıkıyle
- lâzım
- lâzım olmak . if need be icabında
- lâzımlık
- lökofobi