Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- karaya veya araziye ait
- karaya vurmak. cast iron dökme demir
- karaya çıkarmak
- karaya çıkmak
- karayandık
- Karayca
- karayemiş
- Karayib Denizi.
- Karayip Denizi
- Karayipler
- karayolu
- karayolu trafiği
- karaç
- karaçalı
- karaçam
- Karaçay-Balkarca
- Karaçay-Malkarca
- Karaçay-Çerkesya
- karaçayır
- Karaçi
- karaçöpleme
- karbeyaz
- karboksil
- karboksilik
- karbon
- karbon asit tuzu veya esteri
- karbon ayak izi
- karbon monoksit gazının istihsal olunduğu ocak. producer goods hammadde
- karbon nötr
- karbon tetraklorür
- karbonat
- karbonat.
- karbonata çevirmek.
- karbonatlı
- karbondioksit
- karbonhidrat
- karbonifer
- karbonik asit
- karbonik. carbonic acid karbonik asit.
- karbonil
- karbonlu
- karbonmonoksit
- karbüratör
- kardan adam
- kardan adam.
- kardan kavraması. universal applause umumi takdir
- kardelen
- kardeş
- kardeş bellemek
- kardeş bilmek
- kardeş kızl
- kardeş oğlu
- kardeş saymak
- kardeş.
- Kardeş. Quaker meeting Kuveykırlara ait sessiz toplantı
- kardeşkanı
- kardeşkanı ağacı
- kardeşler
- kardeşlik
- kardeşlik cemiyeti
- kardeşçe
- kardeşçe yaşamak
- kardinal
- kardinal kuşu
- kardinal kırmızısı
- kardinal lorisi
- kardinalin şapkası
- kardinallik
- kardinallik rütbesi
- kardiyak
- kardiyo
- kardiyograf
- kardiyogram.
- kardiyolog
- kardiyoloji
- kardiyovasküler
- kare
- kare bulmaca
- kare deseni ile kaplamak
- karekod
- karekök
- kareli
- karesini almak
- karfiçe
- karga
- karga otu
- karga üzümü
- kargaburnu
- kargaburun
- kargabüken
- kargacık burgacık
- kargadelen. almond oil bademyağı. almond shaped badem şeklinde.almond tree badem ağacı
- kargagiller
- kargaşa
- kargaşa.
- kargaşa. ruffler dikiş makinalarında kırma yapan ek alet.
- kargaşalı.
- kargaşalı. tumultuously düzensizce. tumultuousness kargaşalık.
- kargaşalık
- kargaşalık. bears-breech ayı pençesi
- kargaşalık. turbulently çalkantılı bir şekilde
- kargaşayla.
- kargo
- kargo gemisi
- kargı
- kargı ile delmek veya öldürmek.
- kargılamak
- kargımak
- kargın
- kargış
- karha
- kari
- karibu
- karides
- karides kokteyli
- karides tutmak.
- karikatür
- karikatür sanatı
- karikatür serilerinde şahısların sözlerini içine alan balon şeklindeki çizgi
- karikatür. travesty of justice adaleti küçültücü olay
- karikatürcü
- karikatürist
- karikatürist.
- karikatürünü yapmak
- karina
- karinası bakır kaplı. copper-colored bakır renginde. copperhead Amerika'da bulunan bir çeşit zehirli yılan
- Karintiya
- kariyer
- karizma
- karizmatik
- karkas
- karkuşu
- karla kaplamak
- karlamak
- Karlovy Vary ilçesi
- karlı
- karlı olarak.
- karlı olmak
- karlılık
- karma
- karma. mixed doubles tenis her iki tarafta birer kadınla birer erkek olarak oynanılan oyun
- karmak
- karmakanşık
- karmakanşık etmek
- karmakarışık
- karmakarışık dil. polyglottism birçok dil bilme
- karmakarışık edip ortadan yok etmek
- karmakarışık etmek
- karmakarışık hal
- karmakarışık hale getirmek
- karmakarışık iş
- karmakarışık iş. muddle along veya on şöyle böyle geçinip gitmek
- karmakarışık olmak veya etmek.
- karmakarışık şey
- karmakarışık.
- karmakaşışık şey
- karman çorman
- karman çorman durum. mare'stail atkuyruğu
- karman çorman.
- karmaşa
- karmaşık
- karmaşık düzlem
- karmaşık hale getirme
- karmaşık sayı
- karmaşık sayılar alanı
- karmaşıklık
- karmobil
- karmuk
- karnabahar
- karnabit
- Karnataka
- karnaval
- karnaval kıyafeti. fancy dress ball maskeli balo
- karne
- karnı acıkmış
- karnı yarık
- karnıbahara benzer bir bitki: kıvırcık lahana
- karo
- karo danteli. Brussels lace Brüksel'de yapılan bir çeşit ince dantel
- karoser
- karoten
- Karpal Tünel Sendromu
- Karpatlar
- karpel
- karpit
- karpuz
- karpuzlar
- Kars
- karsak
- karsanbaç
- karst
- karsı koyma
- karsık
- kart
- kart oyunu
- kart veya kartonlara yapıştırmak
- Kartaca
- Kartaca şehri.
- kartal
- kartal yavrusu
- kartal yavrusu.
- kartel
- kartela
- kartlara yazmak
- Karto-Zan dili
- kartof
- kartograf
- kartograf.
- kartografi
- kartografik
- kartografya
- karton
- karton ciltli kitap.
- karton kutu
- karton.
- kartopu
- kartopu savaşı
- kartpostal
- kartuş
- kartuş. cartridge belt palaska. cartridge case hartuç sandığı.
- kartvizit
- kartça
- karula yakası
- Karun
- Karun.
- karusel
- karyola
- karyotip
- karı
- karı almak
- karı koca
- karı veya koca
- karı. old maid evlenmemiş yaşlı kız
- karıcı
- karık
- karılık. wife'less karısız
- karın
- karın ağrısı
- karın boşluğu
- karın boşluğuna ait.
- karın ile ilgili
- karın zarı
- karınca
- karınca asidi
- karınca aslanı
- karınca yağı
- karınca yuvası
- karınca yuvasının bekçiliğini yapan iri karınca
- karıncalanan
- karıncalanma