Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- kalça
- kalça kemiği
- kalça kemiği.
- kalça protezi ameliyatı
- kalçada olan
- kalçalı
- kalçaya ait
- kalıba dökme
- kalıba dökmek
- kalıcı
- kalıcılaştırmak
- kalıcılık
- kalık
- kalım
- kalımlı duru
- kalımlı özdek
- kalımlılık
- kalımsız
- kalımsız özdek
- kalımsız. transitorily geçici olarak. transitoriness geçicilik
- kalın
- kalın bağırsak
- kalın bir kumaş
- kalın gagalı iskete
- kalın gagalı kuzgun
- kalın gagalı tohumcul
- kalın kafalı
- kalın kafalı.
- kalın matbaa harfi. Gothic type gotik matbaa harfi. italic type italik matbaa harfi. Roman type adi matbaa harfi
- kalın sesle söylemek
- kalın sesli
- kalın tahta
- kalın yünlü kumaş
- kalın ünlü
- kalın. blubberer hüngür hüngür ağlayan kimse.
- kalınca
- kalınlaşma
- kalınlaşmak
- kalınlaşmış yer veya kısım.
- kalınlaştırmak
- kalınlık
- kalınlığındaki
- kalınmak
- kalıntı
- kalıntılar
- kalıntılarından eski halini anlamak
- kalıp
- kalıp gibi aletle süslemek
- kalıp ile kesmek
- kalıp seklini almak
- kalıp yapmak
- kalıp.
- kalıpla basılarak çıkarılan veya kalıp şeklinde olan model
- kalıpla vurup kesmek
- kalıpla yapılan bir çeşit gözleme. waffle iron ızgara şeklinde gözleme kalıbı.
- kalıplaşmak
- kalıplaşmış yargı
- kalıpçı
- kalıt
- kalıt alma.
- kalıt almak
- kalıtsal
- kalıtyazı
- kalıtım
- kalıtım yoluyle geçirmek
- kalıtımla geçen
- kalıtımsal
- kam
- kama
- kama kuyruklu kartal
- kama.
- kamalı mil. shaft'ed saplı
- kamamber.
- kamara
- kamarot
- kamaştıran.
- kamaştırma.
- kamaştırmak
- kamber
- kambiyo
- kambiyo ajanı
- kambiyo senedi
- Kamboç.
- Kamboçya
- Kamboçya Krallığı
- Kamboçya yerlisi
- Kamboçyalı
- kambriyen öncesi
- kambur
- kambur duruş
- kambur kimse.
- kambur. gibbosity
- kamburlaştırmak
- kamburluk.
- kamburunu çıkarmak
- kamelya
- kamer
- kamer.
- kamera
- kameraman
- kameri
- kameriye
- Kamerun
- Kamerun Cumhuriyeti
- Kamerun.
- Kamerunlu
- kamet
- kamikaze
- kamil
- kamilen
- kamineto. spirit level düzeç
- kamkat
- kamp
- kamp alanı
- kamp ateşi
- kamp ateşi.
- kamp kurmak konaklamak
- kamp yapan kimse
- kamp yapma.
- kamp yeri.
- kamp | kamp yapma
- kamp çadırları
- kampa yerleştirmek
- kampa çıkma
- kampana
- kampanya
- kampanyaya katılmak. campaigner kampanyaya katılan kimse.
- kamping
- kampçı
- kampçılık
- kampüs
- kamu
- kamu hizmet şirketi
- kamu hizmeti
- kamu hizmetleri
- kamu hukuku
- kamu kurumu
- kamu malları
- kamu sağlığı
- kamu sektörü
- kamu yararı
- kamu yararına olan bir teşebbüse hükümetçe verilen para yardımı
- kamu yönetimi
- kamu, halk
- kamuflaj
- kamufle etmek
- kamulaştırma
- kamulaştırma.
- kamulaştırmak
- kamulaştırmak. confisca'tion müsadere
- kamuoyu
- kamuoyunu kendi aleyhine çevirmek
- kamus.
- kamusal alan
- kamuya açık parklar
- kamyon
- kamyon kullanmak
- kamyoncu
- kamyonet
- kamyonlarda en yavaş hızı sağlayan vites.
- kamyonun şoför mahalli.
- kamçı
- kamçı darbesi
- kamçı gibi vurmak
- kamçı ile vurmak
- kamçı ucu
- kamçı vuruşu
- kamçı vuruşu.
- kamçılama
- kamçılamak
- kamçının darbe yeri
- kamış
- kamış bülbülü
- kamış düdük
- kamış düdük gibi ses çıkaran.
- kamış gibi
- kamış, saz
- kamışla kaplamak
- kamışlık
- kan
- kan akçesi
- kan ağlamak
- kan bankası
- kan banyosu
- kan basıncı
- kan bağı
- kan bağı ile bağlı olan
- kan bağı.
- kan bilimi
- kan damarı
- kan davası
- kan dokme.
- kan dolaşımı
- kan donduran
- kan dondurucu
- kan dökme
- kan dökmek
- kan dökücü
- kan emen böcek.
- kan emici bir çeşit büyük yarasa. vampire bat vampir
- kan emici. vam'pirism vampire inanma
- kan emicilik
- kan gibi
- kan gibi kırmızı
- kan gren etmek veya olmak gangrenous kangren olmuş
- kan grubu
- kan gütme.
- kan hücumu.
- kan kardeşi
- kan kardeşi. sworn enemy ezeli düşman
- kan kaybetmek
- kan kırmızısı.
- kan nakli
- kan numunesi
- kan otu
- kan parası
- kan plazması
- kan portakalı
- kan pıhtısı
- kan rabıtası
- kan rengi
- kan renginde
- kan tahlili
- kan testi
- kan veya su toplanması ile ilgili.
- kan zehirlenmesi
- kan çanağı gibi
- kan örneği
- kana
- kana bulamak
- kana dışarıdan giren yabancı cisimlere karşı koyan madde
- kana kana. wear one's heart on one's sleeve hislerini belli etmek
- kana susamış
- kana susamış adam
- kana çiçeği
- kanaat
- kanaat, görüş
- kanaatimce.
- Kanada
- Kanada bir mebusun temsil ettiği seçim bölgesi.
- Kanada devam mecburiyeti bittikten sonra okuldan ayrılan öğrenci. dropoff azalma
- Kanada doları
- Kanada ile ilgili.
- Kanada İngilizcesi
- Kanada kazı
- Kanada turnası
- Kanada'ya mahsus bir çeşit örme kukulete.
- Kanada.
- Kanadaca
- Kanadalı