Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- kanadı altında
- kanadından yaralamak
- kanal
- kanal açmak
- kanal havuzunda yukarı veya aşağı gitmek. lock in kilitlemek
- kanal içinde gemileri bir yüzeyden diğerine yükseltmek veya alçaltmak için kullanılan havuz. lock
- kanal kapağı
- kanal.
- kanala dökmek
- kanalizasyon
- kanalizasyon suyu, evsel atık su
- kanama
- kanamak
- kanamam var
- kanape
- kanara
- kanarya
- Kanarya Adaları
- Kanarya adalarında yapılan bir çeşit tatlı beyaz şarap. canary flower kanarya çiçeği
- kanarya kuşu
- kanarya otu
- kanarya sarısı
- kanarya çiçeği
- kanaryaotu
- kanat
- kanat takmak
- kanat çırpmak
- kanatlanmak
- kanatlanıp uçmak
- kanatlarını çırpmak
- kanatlı
- kanatlı karınca
- Kanatlıat
- kanatmak
- kanatsız
- kanaviçe
- kanaviçe işi.
- kanaviçe işi; çarpı işi
- kanaviçe işini oluşturan çarpıların her biri
- kanca
- kanca ile tutmak
- kanca şeklinde herhangi bir şey
- kanca şeklini almak
- kancalı
- kancalı kurt
- kancalı. barbed wire dikenli tel.
- kancaya takıp yırtmak
- kancık
- Kandehar
- kandela
- kandidiyaz
- kandidoz
- kandil
- kandil böceği
- kandil yağı
- kandillerle donatmak
- kandınp yaptırmak
- kandırma
- kandırma veya ikna etme kabiliyeti
- kandırmak
- kandırmak. persuadable kandırılabilir
- kandırmak. play with oneself istimna etmek
- kandırıcı
- kandırılabilir
- kandırılmaz.
- kanepe
- kanepe.
- kaneviçe
- kangal
- kangal balığı
- kangal etmek veya olmak
- Kangal köpeği
- kangal şeklinde boru
- kangren
- kangren olmak
- kangrenli
- kanguru
- kanguru yavrusu
- kangurugiller
- kani
- kani convincing inandırıcı.
- kaniş
- kaniş.
- Kanji
- kanka
- kankan
- kanla lekelemek. bloody flux dizanteri
- kanlı
- kanlı basur
- kanlı bıçaklı. cross swords birbirine savaş ilân etmek
- kanlı ishal. bloody Mary votka ve domates suyundan yapılan bir içki. bloody minded hunhar
- kanlı ve sancılı ishal dysenter'ic dizanteriye ait.
- kanlı.
- kanlı. gorily kanlı olarak.
- kanlılık
- kanmak
- kanmaz
- Kannada
- Kannada dili
- kano
- kano sporu
- kano. Paddle your own canoe. Kendi işini kendin gör.
- kanola
- kanon
- Kansas
- kanser
- kanserbilimci
- kanserim
- kanserli
- kanserli.
- kanserojen
- Kansu
- kansız
- kansızlık
- kantalup kavunu
- kantar
- kantar kabağı
- kantaron
- kantat
- kantin
- kanton
- Kantonca
- kantonlara ayırmak
- kanun
- kanun dışı
- kanun dışı cinsi münasebeti olmak. intimacy mahremiyet
- kanun dışı ilan etmek
- kanun dışı iş yapmak
- kanun gereğince. law fulness kanuna uygunluk.
- kanun haline getirmek
- kanun hükmüne koymak
- kanun koyucu
- kanun layihası
- kanun layihası tasarı
- kanun tanımıyan. anarchist anarşist.
- kanun tasarısı
- kanun tasarısı başlığı
- kanun tasarısı v.b.'ni komisyona havale etmek
- kanun teklifi
- kanun yapma
- kanun yapmak
- kanun önünde aynı haklara sahip olan kimse
- kanuna aykrı
- kanuna aykırı hareket etmek
- kanuna aykırı. illicitly kanun dışı olarak.
- kanuna bağlı. statutory rape reşit olmayan bir kızla cinsi munasebette bulunma.
- kanuna boyun eğmeyen
- kanuna dayanan
- kanuna göre
- kanuna itaatsizlik cezası
- kanuna karşı
- kanuna karşı gelen
- kanuna karşı gelen kimse
- kanuna karşı gelme
- kanuna karşı gelmek. break the news haber getirmek
- kanuna karşı olarak.
- kanuna riayetkâr. observantly dikkat ederek.
- kanuna uygun
- kanuna uygun kılmak
- kanuna uygun. solemnly ciddiyet ve vakarla.
- kanunen
- kanunen tesis
- kanunen.
- kanuni
- kanuni dayanak
- kanuni haklardan yoksun bı- rakmak.
- kanuni haklardan yoksun bırakılmış kimse
- kanuni. validly muteber olarak
- kanunlar.
- kanunlara uyma
- kanunlaştırmak
- kanunname
- kanunsuz
- kanunsuz kazanç
- kanunsuz veya umuma zararlı hareketlere karşı tetikte olan kimse veya makam.
- kanunsuz. unlawfully kanunsuzca. unlawfulness kanunsuzluk.
- kanunsuzlar âlemi
- kanunsuzluk
- kanunuevvel
- kanunun hüküm kısmı
- kanunun yürürlüğe konması
- kanvas
- kanyak
- kanyak.
- kanyon
- kanzi
- kançılarya
- kanı
- kanı akmak
- kanı beynine sıçramış. heatedly hararetle.
- kanı beynine sıçramış. livid'ity
- kanı kaynamak
- kanı çok. sanguinely ümitle. sanguineness ümitlilik.
- kanına girmek
- kanırtmaç
- kanıt
- kanıtlama
- kanıtlamak
- kanıtlanmış
- kanıtlar
- kanştırmak
- kanştırmak. importable ithal edilebilir
- kanşık. many a time çok kere
- kanşıklık veya şaşkınlık hali. be mixed up zihni karışmak
- kaolin
- kaolinit
- kaos
- kaos.
- kap
- Kap akbabası
- Kap babunu
- Kap isketesi
- Kap kargası
- Kap kaşıkgagası
- Kap kaşıkçısı
- Kap kumrusu
- Kap ördeği
- kap.
- kapa çeneni
- kapak
- kapak koymak
- kapak kızı
- kapak veya örtü vazifesi görmek. cap the climax beklenileni aşmak
- kapak yerine geçmek
- kapak.
- kapak. water gauge istim kazanındaki suyun yüksekliğini ölçme aleti
- kapaklı büyük sepet
- kapaklı telefon
- kapaklı toprak veya cam tencere
- kapalı
- kapalı devre televizyon
- kapalı dizge
- kapalı döngü
- kapalı equivocally şüphe kaldırır bir surette
- kapalı gişe
- kapalı hece
- kapalı kabuk
- kapalı kaynak
- kapalı olarak.
- kapalı sistem
- kapalı tohumlular
- kapalı.
- kapama
- kapama vakti
- kapama. pot shot sadece çantayı doldurmak maksadıyle avlama
- kapamak
- kapamak. dam in
- kapamak. fly the coop kodesten kaçmak.
- kapan
- kapanca