Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- kötürüm
- kötüye gitmek
- kötüye kullanma
- kötüye kullanmak
- kötüye kullanmak.
- KöVB
- köy
- köy evi
- köy halkı villager köylü.
- köy hayatına ait
- köye ait
- köylü
- köylü gibi
- köylü takımı.
- köylü. boorish kaba. boorishly kaba bir şekilde. boorishness kabalık.
- köylülük
- köysülmek
- köz
- köşe
- köşe bağı dişleriyle bitiştirmek.
- köşe bağı kesmek
- köşe başı
- köşe taşı
- köşe vuruşu
- köşe yazısı
- köşebent
- köşegen
- köşegendışı
- köşegenleştirme
- köşek
- köşeler yaparak dönmek
- köşeli
- köşeli ayraç
- köşeli parantez
- köşeli.
- köşeye sıkışmak
- köşeye çekilme
- köşk
- kû
- kûfi
- kü çük bey
- Küba
- Küba adası.
- Küba Cumhuriyeti
- Küba kargası
- Küba tütününden yapılmış puro .
- Kübalı
- kübik
- kübist
- kübit
- kübizm
- kücü
- küe
- küf
- küf bağlamak. mildewy küflü.
- küf bağlamak. moldiness küf
- küf bağlamış.
- küf kokulu
- küf kokusu.
- küf mantarı
- küf.
- küfe
- küfeki
- küfelik
- küfelik.
- küflendirmek
- küflenmek
- küflü
- küflülük
- küflülük. moldy küflü
- küflülük. rancidly ekşice.
- küfretme
- küfretmek
- küfür
- küfür etmek
- küfür ile icra edilmiş Aşai Rabbani ayini
- küfür kabilinden. profanely hürmetsizce. profaneness kutsal olmayan şey
- küfür savurma
- küfür.
- küfürbaz
- küfürbaz. foul play kurallara aykırı oyun
- küfürbaz. scurril'ity
- küfürbazlık. scurrilously küfürle
- küfürler savurmak
- küfürlü
- küfürlü konuşma
- küfüv
- küheylan
- küheylân.
- kükreme
- kükremek
- kükreyen. roaring applause ortalığı çınlatıcı alkış.
- kükürt
- kükürt dioksit
- kükürt mantarı
- kükürtlü
- kül
- kül rengi
- kül rengi balıkçıl
- kül tablası
- kül tablası. Ash Wednesday Paskalyadan evvelki perhizin ilk çarşambası.
- kül. ash can kaloriferden alınan küllerin konulduğu varil. ash hole kül yeri
- külah
- külahıma anlat
- külbastı
- külbastı.
- külfet
- külfet olmak
- külfet yüklemek
- külfetli
- külhan ashpan sobadaki ateşten düşen külü tutan kap veya çekme
- külhanbeyi
- külhanbeyi dili
- külhanbeyi gibi. rowdiness
- külhanbeyi. tough spot çıkmaz. That' tough. Tough luck. Geçmiş olsun. Vah
- külhani
- külkedisi
- külleme
- küllemek
- külli
- külliyat
- külliye
- külliyetli
- külliyetli miktarda para. tenpenny nail 7
- küllü
- küllü su
- küllük
- küllük. ashpit kül veya çöp çukuru
- külot
- külot ve kombinezonu tekparça olan kadın iç çamaşırı
- külot.
- külot. chest of drawers çekme gözlü konsol
- külotlu çorap
- külotlu çorap.
- kült
- kültive inci.
- kültür
- kültür balıkçılığı
- kültür bitkisi
- kültür bunalımı
- kültür merkezi
- kültür mirası
- kültür tarihi
- kültür yapmak
- kültür yağmacılığı
- kültür şoku
- kültürel
- kültürel antropoloji
- kültürlenme
- kültürlü
- kültürsüz
- külâh
- külçe
- külçe halinde. chunkiness bodurluk.
- külüstür
- külüstür araba
- kümbet
- küme
- küme halinde in fact gerçekte
- küme halinde toplanmış
- küme parantezi
- küme: güruh kalabalık
- kümecik
- kümeleme
- kümelemek
- kümelemek. pile in dolu
- kümelenmek
- kümes
- kümes bahçesi
- kümes hayvanları
- kümes hayvanları. poultry farm tavuk çiftliği. poultry house kümes. poultry yard tavuklara mahsus avlu.
- kümes hayvanı
- kümes ve kafes gibi evcil hayvanların barındırıldığı yer
- kümese sokmak. coop in
- kümülatif
- kümülüs
- küncü
- künefe
- künh
- künye
- küp
- küp şeklinde doğramak
- küpe
- küpe çiçeği
- küpe.
- küpeçiçeği
- küpeşte
- Küpid
- küpkök
- küplere binmek
- küplere binmek. foam at the mouth ağzı köpürmek
- küplere binmiş
- küplü
- küpçülük
- küpü
- küpünü almak
- kür
- kürar
- küratör
- kürdan
- Kürdistan
- Kürdistan Eyaleti
- Kürdistan İşçi Partisi
- küre
- küre haline koymak
- küre şeklindeki
- küre şeklini vermek.
- kürek
- kürek dolusu
- kürek eti
- kürek gagalı yalıçapkını
- kürek kemiği
- kürek kullanmak
- kürek palası
- kürek palası veya gemi çarkının meydana getirdiği su akıntısı
- kürek veya dümeni yerine takmak
- kürek çekerek götürmek
- kürek çekerken tabii vaziyete dönme
- kürek çekme
- kürek çekme tarzı
- kürek çekmek
- kürek şeklinde olan veya kürek vazifesi gören şey
- kürekle atar gibi atmak. shovel in food atıştırmak
- kürekle atmak
- kürekle boşaltıp temizlemek
- kürekle yürütmek
- küreklemek
- kürekçi
- kürekçilere hareket işareti vermek
- kürekçinin oturduğu tahta
- küreler arasına koymak
- küremek
- kürenin üçte ikisini kaplayan geniş su kıtası
- küresel
- küresel konsayılar
- küresel ısınma
- küreselleşme
- küreselleştirmek
- kürevi
- küreye ait
- küri.
- küriyum
- kürk
- kürk atkı
- kürk böceği
- kürk hayvanı
- kürk manto
- kürkas
- kürke benzer
- kürkle kaplamak