LexiTurk← Dictionary

Turkish words: K

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • köktenci
  • köktencilik
  • köktendincilik
  • kökteş
  • kökçük
  • kökün yanından filiz sürmek.
  • kökünden sökmek
  • kökünden söküp atmak
  • kökünden çekip çıkarmak
  • kökünü araştırmak
  • kökünü kazımak
  • kökünü kurutmak
  • kökünü çıkarmak
  • köle
  • köle gibi itaat veya hizmet eden. subserviently boyun eğerek.
  • köle gibi çalışan kimse
  • köle gibi çalışmak
  • köle olmayan kimse
  • köle yapmak
  • köleleştirmek
  • kölelik
  • kölelik sistemi.
  • kölelik.
  • Köln
  • Köln.
  • kölük
  • kömeç
  • kömür
  • kömür almak. coaling station kömür ikmal limanl veya iskelesi.
  • kömür haline koymak
  • kömür madenini bölmelerle ayırma.
  • kömür ocaklarında hâsıl olan zararlı bir gaz
  • kömür ocağı
  • kömür tozu
  • kömürcü
  • kömürleşmek
  • kömürleştirmek
  • kömürlü
  • kömürlük
  • kömüş
  • kön
  • Königsberg
  • köpecik
  • köpek
  • köpek balığı
  • köpek cinsine ait
  • köpek dişi
  • köpek eti
  • köpek gibi hırlamak
  • köpek havlaması
  • köpek havlamasına benzer ses
  • köpek hırlaması
  • köpek kavgası
  • köpek kulübesi
  • köpek kulübesine kapamak .
  • köpek maması
  • köpek pozisyonu
  • köpek sürüsü
  • köpek tasması. slip of the tongue dil sürçmesi. give someone the slip bir kimseden sıvışmak
  • köpek ve kurt gibi
  • köpek ve köpekbalığı yavrusu
  • köpek veya geyik kuyruğu
  • köpek yavrusu
  • köpek yemi
  • köpek üzümü
  • köpek ırkları
  • köpek ırkı
  • köpekbalığı
  • köpekbalığı yavrusu
  • köpekdişi
  • köpekdişi. canine tooth köpekdişi.
  • köpekgiller
  • köpeklere mahsus sulu yemek
  • köpeksiz
  • köpeğe takılan künye
  • köpke
  • köprü
  • köprü ayağının etrafına kakılan kazıklar.
  • köprü tahtası. chessboard satranç tahtası. chessman satranç taşı.
  • köprü veya yol parası
  • köprü yapmak
  • köprü üstü
  • köprüaltı çocuğu
  • köprücük kemiği
  • Köprülü
  • köpük
  • köpük banyosu
  • köpük bağlamak
  • köpük bağlamak. scum of the earth baş belâsı
  • köpük bellek
  • köpük. yeast cake kuru maya somunu.yeast'y mayalı
  • köpüklenmek
  • köpüklü
  • köpüklü içki. fizzy fışırtılı
  • köpüklü.
  • köpüklü. sparklingly pırıldayarak. sparklingness parlaklık.
  • köpüren
  • köpürerek akmak
  • köpürme
  • köpürmek
  • köpürmez
  • köpürtmek
  • köpürtülmüş
  • köpüğü alınmış süt
  • köpüğünü alma
  • köpüğünü almak
  • köpüş
  • kör
  • kör bağırsak
  • kör etmek körleştirmek
  • kör olası.
  • kör randevu
  • kör sıçan
  • kör talih
  • kör yılan
  • kör şeytan
  • körbağırsağın solucanımsı uzantısı.
  • kördüğüm.
  • körebe
  • körelmek
  • körfez
  • Körfez Savaşı
  • köri
  • köri sosu
  • köri sucuğu
  • körili pilav
  • körle yatan şaşı kalkar
  • körlenmek
  • körler için çıkıntılı noktaları olan alfabe sistemi
  • körlerin parmaklarıyla dokunarak okumaları için kabartma harflerden meydana gelen bir baskı sistemi.
  • körletmek
  • körleştiren
  • körling
  • körlük
  • körpe
  • körpelik
  • körü körüne
  • körü körüne olan
  • körük
  • körükle
  • körüklemek.
  • körüklü otobüs
  • körüm
  • kösele
  • kösele ile kaplamak
  • kösele şerit
  • kösem
  • kösemen
  • kösnül
  • kösnüme
  • kösnüme devresinde geyiklerin çıkardlığı ses
  • köstebek
  • köstebek deliği
  • köstebek tepesi
  • köstebek yuvası
  • köstebekgiller
  • köstebeklerin yeraltını oyarak çıkardıkları toprak yığnı
  • köstek
  • köstek vurmak
  • kösteklemek
  • kösteklenme
  • kösteklenmek
  • köstekli saat
  • Köstence
  • köstere
  • kötek
  • köteklemek.
  • kötu
  • kötulemek
  • kötü
  • kötü adam
  • kötü adam.
  • kötü alışkanlık
  • kötü amaçlı
  • kötü bir şekilde
  • kötü bir şekilde veya acele ile yazmak
  • kötü bir şeye alâmet olmak
  • kötü davranmak
  • kötü davranmak.
  • kötü davranış
  • kötü de olsa
  • kötü durum.
  • kötü gün
  • kötü hal
  • kötü haldeki
  • kötü hareket
  • kötü hava
  • kötü hava şartları
  • kötü his
  • kötü huy
  • kötü huylu
  • kötü idare etmek. misconduct oneself ahlâkseca davranmak.
  • kötü idare.
  • kötü işte kullanmak
  • kötü kader
  • kötü kadın
  • kötü koku
  • kötü kullanmak
  • kötü kullanış
  • kötü kullanış. contrary to the best usage en uygun kullanıma aykırı.
  • kötü maksada veya işe kullanma.
  • kötü maksatla kullanmak. prostitu'tion fahişelik
  • kötü muamele
  • kötü mü olduğu farketmez.
  • kötü niyet
  • kötü niyet. make ones will vasiyetnamesini yazmak. of ones own free will kendi isteğiyle. with a will azim ve istekle.
  • kötü niyetle.
  • kötü niyetlerle plan yapmak. plotting paper kareli kâğıt. plotter plan yapan kimse
  • kötü niyetli
  • kötü niyetli. speak evil of hakkında kötü söylemek
  • kötü ruh
  • kötü söz
  • kötü söz veya iftira. mud bath çamur banyosu. mud flat gelgit esnasmda biriken çamurların
  • kötü taklit
  • kötü veya değersiz olmakla beraber. as such böyle olmak sıfatıyla
  • kötü veya insafsızca muamele etmek. on the tramp yerden yere dolaşmakta
  • kötü veya yetersiz beslenme
  • kötü yol
  • kötü yola düşmek. hot dog sosis Iet sleeping dogs lie işi kurcalamamak
  • kötü yola sevketmek.
  • kötü şans
  • kötü şohret sahibi olan
  • kötü şöhreti olan
  • kötü şöhretli
  • kötü.
  • kötü. not beside the mark konu dışı
  • kötü. to the bitter end iş bitinceye kadar
  • kötü/yanlış yola
  • kötücül
  • kötüleme
  • kötüleme. disparagingly tenkit edercesine
  • kötülemek
  • kötüleyici
  • kötüleyici yerme
  • kötüleşme
  • kötüleşmek
  • kötüleştirmek
  • kötülük
  • kötülük düşünerek
  • kötülük etmek. out of harm' way emniyette
  • kötülük getiren
  • kötülük saçan
  • kötülük.
  • kötülükçülük
  • kötülüğe meyil
  • kötülüğü belirten. ominously uğursuzca. ominousness uğursuzluk.
  • kötülüğünden. spite fence hiç bir işe yaramayan
  • kötümser
  • kötümser kimse
  • kötümserlik
← PreviousPage 28 of 34Next →