LexiTurk← Dictionary

Turkish words: K

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • kürklü
  • kürklü hayvanları tuzakla tutmayı meslek edinen avcı.
  • kürkçü
  • kürkçülük
  • kürleme
  • kürsü
  • kürsü. reading lamp masa lambası. reading room okuma salonu.
  • Kürt
  • Kürt Yüksek Komitesi
  • Kürt. Kurdish Kürt
  • kürtaj
  • kürtajcı
  • Kürtçe
  • Kürtçe. Kurdistan Kürdistan.
  • küs olma.
  • küs- mek. provoking asaba dokunan. provokingly kızdıracak şekilde.
  • küseğen
  • küseğenlik.
  • küskün
  • küskün.
  • küskünlük
  • küsküt
  • küsme
  • küsmek
  • küspe
  • küstah
  • küstah.
  • küstah. arrogantly kibirle
  • küstah. cheekily küstahlıkla. cheekiness küstahlık.
  • küstah. defiantly cüretle
  • küstah. flipflop bir çeşit takla.
  • küstahca.
  • küstahlık
  • küstahlık ederek yanaşmamak. slam to çarpıp kapamak
  • küstahlık etmek. What' sauce for the goose is sauce for the gander Birine yakışan diğerine de yakışır.
  • küstahlık.
  • küstahlıkla.
  • küstahça
  • küstahça hitap etmek
  • küstahça lakırdı
  • küstahça.
  • küstere
  • küstümotu
  • küsur
  • küt
  • küt kuyruklu korsan martı
  • küt uçlu şey
  • Kütahya
  • kütin
  • kütle
  • kütle birimi
  • kütle eksiği
  • kütle etki yasası
  • kütle halinde
  • kütle izgesi
  • kütle izgeölçeri
  • kütle çekim etkileşimi
  • kütle çekimi
  • kütle çekimli
  • kütle çekimsiz
  • kütleçekim
  • kütleçekimi alanı
  • kütleçekimsel
  • kütübisitte
  • kütük
  • kütük gibi şey veya adam
  • kütük öIçüsü ile öIçüIüp yığılmış.
  • kütükleri aletle tutup kaldırmak. dog one' steps birinin peşini bırakmamak
  • kütükleri tutmak veya kaldırmak için kullanılan demir alet
  • kütükleri çok
  • kütükten tahta biçmek.
  • kütüphane
  • kütüphane binası
  • kütüphane memuru. librarianship kütüphanecilik.
  • kütüphane müdürü
  • kütüphane veya galerinin bulunduğu şehrin merkezi.
  • kütüphaneci
  • kütüphanecilik
  • kütüphaneye yeni gelen kitap
  • kütüğe kaydetmek. enrollment kayıtlar
  • küvet
  • küylemek
  • küzaz
  • küzbere
  • küçuk domuz
  • küçuk karides
  • küçücük
  • küçük
  • küçük ad
  • küçük ak balıkçıl
  • küçük akbaba
  • küçük akgerdan
  • küçük alamecek
  • küçük altın yağmurcun
  • Küçük Antiller
  • küçük aptes yapmak urina'tion işeme.
  • Küçük Asya
  • küçük atmaca
  • küçük ay
  • Küçük Ayı
  • küçük ağaçkakan
  • küçük balaban
  • küçük batağan
  • küçük bey
  • küçük beyin.
  • küçük bir kısım
  • küçük bir yere kapamak
  • küçük boğmaklı toygar
  • küçük cihaz. gimmicky A.B.D hileli tarafları çok olan
  • küçük değildir
  • küçük dil
  • küçük dükkân
  • küçük düşme
  • küçük düşmek. shake the dust from one' feet terk edip gitmek
  • küçük düşüren şey
  • küçük düşürme
  • küçük düşürmek
  • küçük düşürülen kimse. fools cap soytarı külâhı
  • küçük ebabil
  • küçük el bavulu
  • küçük ev
  • küçük filo.
  • küçük flamingo
  • küçük fıçı
  • küçük gezegen
  • küçük grup
  • küçük göl
  • küçük gören ve alaylı söz
  • küçük görme
  • küçük görmek
  • küçük göstermek
  • küçük gümüş martı
  • küçük habis ruh
  • küçük hareket veya mesafeleri iki ışının çarpışmasıyle öIçen alet
  • küçük harf. lower chamber halk meclisi
  • küçük harflerle yazmak
  • küçük havuz.
  • küçük heykel
  • küçük hindistancevizi ağacı
  • küçük hindistancevizi kabuğunun öğütülmesiyle elde edilen güzel kokulu bir baharat.
  • küçük iskete
  • küçük jasana
  • küçük kan dolaşımı
  • küçük karabatak
  • küçük karga
  • küçük kartal
  • küçük kaya kırlangıcı
  • küçük kaşıkçı
  • küçük kerkenez
  • küçük keten kuşu
  • küçük kilise
  • küçük kiraz kuşu
  • küçük kirpi tenreği
  • küçük kitap
  • küçük kum kuşu
  • küçük kumru
  • küçük kuzgun
  • küçük kuğu
  • küçük körfez
  • küçük kıymetli taş parçası
  • küçük kız
  • küçük lori
  • küçük mantar
  • küçük martı
  • küçük masraf. ready cash eldeki para.
  • küçük mavi penguen
  • küçük mizan
  • küçük motosiklet
  • küçük muhabbetçiçeği
  • küçük mukallit
  • küçük oda
  • küçük ok
  • küçük orman kartalı
  • küçük panda
  • küçük para kesesi
  • küçük parmak
  • küçük parça.
  • küçük parçalara kesmek
  • küçük peçeli baykuş
  • küçük resim fırçası
  • küçük saban
  • küçük sakarca kazı
  • küçük sarıbacak
  • küçük sağan
  • küçük sinekkapan
  • küçük sokak veya meydan
  • küçük su çulluğu
  • küçük subay veya er.
  • küçük sumru
  • küçük sutavuğu
  • küçük sıvacı kuşu
  • küçük tarla kazı
  • küçük tek motorlu uçak
  • küçük top. bulletproof kurşun geçmez.
  • küçük tuvalet
  • küçük vadi
  • küçük ve yassı şişe
  • küçük veya ehemmiyetsiz göstermek
  • küçük yarasalar
  • küçük yardımcı buhar makinası.
  • küçük yeşil ağaçkakan
  • küçük çekirge
  • küçük çocuk
  • küçük çocuk muamelesi yapmak
  • küçük çöl toygarı
  • küçük çıvgın
  • küçük özel oda
  • küçük ırmak. stream'y akarsuları çok
  • küçük şarkı
  • küçük şeytan
  • küçük şilem.
  • küçük.
  • küçüklük
  • küçüktür
  • küçükyasal toplak
  • küçülme
  • küçülmek
  • küçült
  • küçültme
  • küçültme ifade eder: kinglet kralcık.
  • küçültmek
  • küçültmek. demean oneself kendini küçültmek.
  • küçültü
  • küçültücü
  • küçültücü durum
  • küçültülmüş
  • küçümseme
  • küçümsemek
  • küçümsenen. despicably alçakça.
  • küçümseyerek reddetmek
  • küçümseyerek.
  • küçümseyici
  • küşne
  • kāide
  • kıble
  • kıble yönü
  • Kıbrıs
  • Kıbrıs.
  • Kıbrıslı
  • kıdem bakımından aşağı olan
  • kıdem.
  • kıdemli
  • kıdemli asker
  • kıdemli kimse
  • kıdemli kimse.
  • kıdemli yüzbaşı. lieutenant general tuğgeneral. lieutenant governor devlet başkan vekili
  • kıdemli.
  • kıdemlilik
  • kıkır kıkır gülmek
  • kıkırdak
← PreviousPage 30 of 34Next →