LexiTurk← Dictionary

Turkish words: K

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • kulaklı orman baykuşu
  • kulaklı toygar
  • kulaklık
  • kulaksız
  • kulaktan kulağa
  • kulakçı
  • kulakçık
  • kulampara
  • kulamparalık etmek
  • kulaç
  • kulaçlamak
  • kulağa hitap eden
  • kulağa hoş gelmeyen ses
  • kulağa veya işitme duyusuna ait.
  • kulağakaçan
  • kulağna söylemek
  • kulağını bükmek
  • kulağını bükmek.
  • kulağını sağır etmek
  • kulağını tıkamak.
  • kuldur
  • kule
  • kule | Tokyo | tokyo kulesi | Tokyo kulesi
  • kuleli
  • kulis
  • kulis arkasında
  • kulis faaliyeti
  • kulis tertibatı. link up birleştirmek
  • kuliste
  • kuliste bulunan
  • kulkas
  • kulkas kökü.
  • kullanabilme yeteneğine sahip olmak. enjoy oneself zevk almak
  • kullanllmamlş. unused to -e alışok olmayan.
  • kullanma
  • kullanmak
  • kullanmak.
  • kullanmak: davranmak: alışmak: kullanma: kullanılır durumda olma
  • kullanmamak
  • kullanmaz olmak
  • kullanıcı
  • kullanıcı adı
  • kullanıcı arayüzü
  • kullanıcı ismi
  • kullanıl dıktan sonra atılabilir.
  • kullanılabilirlik
  • kullanılamaz diye hüküm vermek
  • kullanılamaz durumda
  • kullanılmadan boşa giden şey
  • kullanılmak
  • kullanılmama
  • kullanılmamış
  • kullanılmaya başlamak
  • kullanılmaya hazır.
  • kullanılmayan
  • kullanılmayan. use bad language küfür etmek. use up tüketmek
  • kullanılmaz
  • kullanılmaz hale gelmiş gemi teknesi
  • kullanılmaz hale gelmiş. shot to pieces tamamen bozulmuş
  • kullanılmazlık
  • kullanılmış
  • kullanılmış arabalar atılan yer
  • kullanılmış demir ile yedek parça ve inşaat malzemesi satılan yer
  • kullanılmış karışık eşya
  • kullanılır
  • kullanılış tarzı
  • kullanım
  • kullanım koşulları
  • kullanım senaryosu
  • kullanım şartları
  • kullanıma hazır
  • kullanıma hazırlamak
  • kullanımbilim
  • kullanıp yıpratmak
  • kullanış
  • kullanışa uygun hale getirme.
  • kullanışlı
  • kullanışlı. handily kolay bir şekilde
  • kullanışlılık.
  • kullanışsız
  • kullanışsızlık
  • kulliyet
  • kulliyetli. vas'titude vast'ness genişlik
  • kulluk
  • kulluk etmek
  • Kulomb tümlevi
  • kulp
  • kulp takmak
  • kulplu beygir
  • kulplu büyük bardak
  • kulun
  • kulunlamak
  • kulunuz.
  • kulunç otu
  • kuluçka makinası .
  • kuluçka makinasına koymak
  • kuluçka makinasıyle civciv çıkarmak
  • kuluçka müddeti
  • kuluçkalık yumurta sayısı
  • kuluçkaya yatmak
  • kuluçkaya yatırarak veya suni araçlarla civciv çıkarmak
  • kuluçkaya yatırma
  • kuluçkaya yatırmak
  • kulvar
  • kulübe
  • kulübe.
  • kulüp
  • kulüp binası
  • kulüp binası.
  • kulüp.
  • kum
  • kum bahçesi.
  • kum balığı
  • kum fırtınası
  • kum hastalığı
  • kum kekliği
  • kum kutusu
  • kum kırlangıcı
  • kum otu
  • kum saati
  • kum saati vücut
  • kum saati.
  • kum saatindeki kum
  • kum taşı
  • kum torbası
  • kum. dirt cheap sudan ucuz
  • kuma
  • kuma benzer
  • kuma51 boyama iSi
  • Kumamoto
  • Kuman
  • Kumanca
  • kumanda
  • kumanda etmek
  • kumanda etmek. captaincy kaptanlık. captainship kaptanlık
  • kumanda kolu
  • kumanda merkezi
  • kumandan
  • kumandanlık
  • kumandası altında
  • kumanya
  • kumar
  • kumar makinesi
  • kumar oy nama
  • kumar oynamak
  • kumar oyununda bankocu
  • kumarbaz
  • kumarbazlık
  • kumarcı
  • kumarda bir oyunda ortava konan paranın toplamı
  • kumarda en kıymetli olan mavi fiş. blue-collar işçi sınıfına ait blue devils yeis
  • kumarhane
  • kumaş
  • kumaş boyacılarının kullandığı tutkal gibi ve kimyasal tesire karşı gelen madde.
  • kumaş boyası
  • kumaş dalgası
  • kumaş kenarı: kenar çekmek
  • kumaş parçası.
  • kumaş tiftiği
  • kumaş üzerine çizgi veya yollar yapmak.
  • kumaşı bu şekilde kesmek
  • kumaşı tezgâhta gergin tutmaya mahsus ağaç parçası.
  • kumaşın kenarına geçirilen astar.
  • kumaşın sarıldığı makara
  • kumaşın şanjanı
  • kumbara
  • kumbaşı
  • kumdan kale
  • Kumi District
  • kumla
  • kumlu
  • kumlu harç
  • kumluk
  • kumpanya
  • kumpanya. push button elektrik düğmesi. pusher iten kimse veya şey
  • kumpas
  • kumpir
  • kumral
  • kumral.
  • kumru
  • kumru gibi sesler çıkarmak
  • kumru ötüşü.
  • kumsal
  • kumsu
  • kumsuz
  • kumtaşı
  • Kumuk
  • Kumuk Türkçesi
  • Kumukça
  • kumul
  • kunai
  • kundak
  • kundaklama
  • kundaklamak
  • kundakçı
  • kundakçılık
  • kundura
  • kundura bağı ucundaki madeni parça
  • kundura burnu
  • kundura kalıbı. stick to one' last işi olmayan şeye karışmamak
  • kunduracı
  • kunduracı zifti veya mumu
  • kunduracı.
  • Kunduz
  • kunduz kürkü
  • kunduzgiller
  • kunt
  • kuntra mataforası.
  • kunu
  • kupa
  • kupes
  • kupon
  • kupro
  • kur
  • kur yapma.
  • kur yapma. flirta'tious işvebaz
  • kur yapmak
  • kur'a
  • kur'a ile taksim etmek. a lot çok. cast in one' lot with birinin kaderine bağlanmak
  • kur'a usulü ile tayin etmek
  • Kur'an
  • Kur'an Müslümanlığı
  • Kur'an Müslümanı
  • Kur'an.
  • Kur'ancı
  • Kur'ancılık
  • Kur'ân
  • kura
  • kura neferi
  • kurabiye
  • kurabiye kesici köpek balığı
  • kurabiyeyi kahve veya çaya batırarak yemek.
  • kurak
  • kuraklık
  • kural
  • kural dışı
  • kural dışı oluş
  • kural dışına çıkmayan
  • kurala bağlı olmayıp işitilerek öğrenilen kelime
  • kurala göre düzenlenmiş birim
  • kuralcı
  • kuralcılık
  • kurallara aykırı olarak
  • kurallara göre. technically teknik bakımından
  • kurallara uymakı be on one' toes tetikte olmak. tread on someones toes kırmak
  • kurallara ve düzene aykırılık. irregularly düzensiz bir şekilde
  • kurallı
  • kuralsız
  • kuram
  • kuram.
← PreviousPage 24 of 34Next →