LexiTurk← Dictionary

Turkish words: K

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • kral vekilliği. protectress hami kadın.
  • kral. baroness baronun karısı
  • krala ait
  • krala yakışır
  • kraliyet
  • kraliyet ailesi
  • kraliyetçi.
  • kraliyetçilik. monarchist krallık usulü taraftarı
  • kraliçe
  • kraliçe arı
  • kraliçe yapmak. Queen Anne' lace yabani havuç
  • kraliçe. bring to head karar noktasına getirmek
  • kraliçelik
  • kralllk etmek. king it krallık etmek
  • krallık
  • krallık taslamak.
  • krallık ülkesi
  • kraltacı
  • kralın maiyeti
  • kramp
  • kramp girmiş
  • kramp.
  • krampon
  • krank
  • krank mili
  • krankla hareket ettirmek. crank up hareket ettirmek. cranky ters
  • krater
  • krater gölü
  • kratom
  • Krav Maga
  • kravat
  • kravat gibi bağlanmış
  • kravat iğnesi
  • kreasyon
  • kreatif
  • kreatin
  • kredi
  • kredi açmak
  • kredi kartı
  • kredi kartı geçer mi?
  • kredi kartı geçiyor mu?
  • kredi kartı kabul ediyor musun?
  • kredi kartı kabul ediyor musunuz?
  • kredi notu
  • krem
  • krem karamel
  • krem peynir
  • krem rengi
  • krem rengine çalmak
  • krem şanti
  • krema
  • krema haline getirmek
  • krema makinası.
  • krema. custard apple Hint ayvası
  • kremalı
  • kremalı tatlı
  • kremasyon çömleğı
  • kremasız pasta
  • krematoryum
  • kreme bulamak
  • kremlemek
  • kremleşmek
  • Kremlin
  • kreol
  • kreozot
  • krep
  • kretase
  • kreten
  • kreton
  • kreyon
  • Krezüs
  • kreş
  • kreş. baby grand kısa kuyruklu piyano babyhood bebeklik devresi babyish çocuksu
  • kreş. day school derslerin gündüz yapıldığı okul
  • kreşendo
  • kriket
  • kriket oyununda vurucunun bulunduğu saha tarafı. off and on kesintili and so on filan
  • krikette bir sayı kazandıran vuruş
  • krikette hedeften uzaklaşmış. top wide of the mark nişandan uzak
  • kriko
  • Krikçe
  • kril
  • kriminel
  • kriminoloji
  • kripta
  • kripto para cüzdanı
  • kriptografi
  • kriptoloji
  • kripton
  • kristal
  • kristal gibi
  • kristal küre
  • kristal. cut-price tenzilatlı
  • kristal. flint heartted merhametsiz
  • kristalleşme
  • kristalleştirme
  • kristalografi
  • Kristof
  • kriter
  • kritik
  • kritik an
  • kriz
  • kriz.
  • krizalit
  • krizantem
  • krizantem.
  • krizantem. corn chrysanthemum sarı pat
  • krizi geçirmek
  • krizolit
  • kroke.
  • kroket veya golfta topu vurup havalandırmak
  • kroki
  • krokodil
  • krom
  • krom. chrome green krom yeşili. chrome steel kromlu çelik.
  • kromatik
  • kromatin
  • kromatit
  • kromatografi
  • kromozom
  • kron
  • kronik
  • kronik obstrüktif akciğer hastalığı
  • kronikçi
  • kronoloji
  • kronolojik
  • kronometre
  • Kronos
  • Kronus
  • kroz
  • kroşe
  • kroşe ve örgü işlerinde bir ilmek
  • kroşe yapmak
  • kruasan
  • krupiye
  • krupye.
  • kruton
  • kruvasan
  • kruvaziyer
  • kruvazör
  • kruvazör.
  • ksenon
  • ksilem
  • ksilofon
  • ksilografi
  • ksiloloji
  • ksiloz
  • Ku Klux Klan
  • kuaför
  • kuaför salonu
  • kuaför salonu. beauty sleep güzellik uykusu. beauty spot yüzdeki ben
  • Kuala Lumpur
  • kuantum
  • kuantum bilgisayarı
  • kuantum fiziği
  • kuantum mekaniği
  • kuantum sayısı
  • kuark
  • kubbe
  • kubbe biçimindeki tabii oluşum
  • kubbe ile örtmek
  • kubbe şekli vermek.
  • Kubbe-i Sahre
  • Kubbetü's-Sahre
  • kubur
  • kucak
  • kucaklama
  • kucaklamak
  • kucaklamak. caressingly kucaklayarak.
  • kucaklaşmak
  • kudret
  • kudret abilities kabiliyetler
  • kudret hamamı
  • kudret helvası
  • kudret narı
  • kudret sarfetmek
  • kudret. effortless gayretsiz
  • kudretli
  • kudretsiz
  • Kudsü şerif
  • kudurma
  • kudurmak
  • kudurmuş
  • kudurmuşcasına.
  • kudurtmak. frenzied çıIgın.
  • kuduruk
  • kuduz
  • kuduz hastalığı.
  • kuduz hastalığına ait. rabidly aşırı derecede
  • kuduzböcegi
  • kuduzböceği
  • kuduzlu
  • kuduzotu
  • Kudüs
  • Kudüs Bölgesi
  • Kudüs valiliği
  • Kufe
  • kufelik.
  • kugar
  • Kuhl lorisi
  • kuir
  • kuir lubunya
  • kuka
  • kukla
  • kukla .
  • kukla oyunu
  • kuklacı
  • kuklacılık
  • kuku
  • kukuletalı iskete
  • kukuletalı kocabaş
  • kukuletalı papağan
  • kukulete
  • kukulete giydirmek
  • kukuleteye benzeyen herhangi bir sey
  • kukumav
  • kukumav kuşu
  • kukuriku.
  • kul
  • kula
  • kulak
  • kulak asmamak
  • kulak asmamak. turn adrift başıboş bırakmak. turn against aleyhine dönmek
  • kulak ağrısı
  • kulak ağrısı.
  • kulak davulu
  • kulak erimi.
  • kulak kabartmak
  • kulak kanalı
  • kulak kepçesi
  • kulak kesilmek
  • kulak kiri
  • kulak memesi
  • kulak menzili
  • kulak misafiri olmak
  • kulak misafiri olmak.
  • kulak tıkacı
  • kulak tırmalayıcı
  • kulak tırmalayıcı ses. piping hot çok sıcak
  • kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem
  • kulak vermek
  • kulak vermek.
  • kulak vermek. listen in başkasının konuşmasını dinlemek
  • kulak zarı
  • kulak zarı.
  • kulak çubuğu
  • kulakları tırmalayan herhangi bir ses
  • kulaklarını dikmek
  • kulaklı
  • kulaklı batağan
← PreviousPage 23 of 34Next →