Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- koruma.
- korumacı
- korumacılık
- korumak
- korumak.
- korumak. Heaven forfend ! Allah esirgesin! Allah korusun! Maazallah!
- korumasız
- korun
- korunacak yer
- korunak
- korunan
- koruncuk
- korunga
- korunma
- korunma durumu
- korunmak
- korunmasız
- korunmuş
- korunmuş.
- korunç
- koruyan
- koruyan kimse
- koruyan şey. defenseIess müdafaasız
- koruyucu
- koruyucu gözlük
- koruyucu ilaç
- koruyucu kimse
- koruyucu kılıf.
- koruyucu melek
- koruyucu melek olduğu kabul edilen aziz. patronage hamilik
- koruyucu tabaka
- koruyucu şey
- koruyuculuk
- korvet
- Koryakça
- koryon
- kosinüs
- koskocaman
- Kosova
- Kosova İlçesi
- Kosta Rika
- Kosta Rika Cumhuriyeti
- Kosta Rikalı
- Kostanay
- Kostantiniye
- Kostantinya
- Kostarika.
- kostik
- kostüm
- kot
- kot pantolon
- kota
- kotak
- kotanjant
- kotarmak
- Kotava
- kotlama
- kotlet
- kotra
- kotü huylu. perversely aksilikle
- kotü olayları önceden haber veren kimse.
- kouş
- kova
- kova burcu
- kova ile taşlmak veya çekmek
- kovalama
- kovalamaca
- kovalamak
- kovalanan herhangi bir kimse veya şey.
- kovalanan herhangi bir şey
- kovalent bağ
- kovan
- kovan almak
- kovan otu
- kovana girmek
- kovanda bulunan arı kümesi
- kovanda yaşamak.
- kovanlık
- kovboy
- kovboy romanı veya filmi. Western Church Batı Roma imparatorluğundaki kilise
- kovboy. out of range menzil dışında. mountain range dağ silsilesi. within range menzil dahilinde. ranger korucu
- kovculuk
- kovma
- kovma. repulsion ret
- kovmak
- kovmak.
- kovmak. run over ziyarete gitmek
- kovmak. send away for mektupla ısmarlamak. snatch away kapmak take away alıp götürmek. waste away erimek
- kovmak. send away kovmak
- kovmak. send him packing bir kimseye acele yol vermek
- kovmak. show room sergi salonu. show the teeth dişlerini göstermek
- kovuk
- kovulma
- kovuşturma açmak
- koy
- koy evi
- koyacak
- koyak
- koyma
- koymak
- koymak. His eyes rested on it Gözleri ona dikildi. rest'ingplace konak yeri
- koymak. work loose laçka olmak
- koynunda yılan beslemek
- koyu
- koyu esmer.
- koyu füme. smokily tüterek
- koyu gri kumaş.
- koyu gökçe
- koyu kahve
- koyu kahverengi
- koyu kırmızı
- koyu kırmızı renk. bell heather kara süpurgeotu
- koyu kırmızı yassıkuyruk
- koyu kırmızıya boyamak
- koyu makina yağı
- koyu mavi
- koyu mavi. navy yard harp gemileri tersanesi.
- koyu maviye çalar kurşun rengi
- koyu mor renk
- koyu mor renkte olan
- koyu portakal renkli. mountain saffron mahmurçiçeği
- koyu renk
- koyu sağrılı çütre
- koyu sis. as like as two peas tıpkı birbirine benzer
- koyu sis. soup'y çorba gibi sulu
- koyu sırtlı saka
- koyu yeşil
- koyu çikolata
- koyu çütre
- koyuca . thick'ly kalın olarak. thick'ness kalınlık
- koyulaşma
- koyulaşmak
- koyulaştuma
- koyulaştırma
- koyulaştırmak
- koyulaştırıcı şey
- koyulma
- koyulmak
- koyultmak
- koyuluk
- koyuluk .
- koyuluk.
- koyun
- koyun budunun diz tarafı
- koyun derisi. sheep dog çoban köpeği. sheep' eyes ürkek fakat arzulu bakış. sheep ranch
- koyun eti
- koyun eti. mutton chop koyun pirzolası.
- koyun gibi
- koyun otu
- koyun postu
- koyun sürüsü
- koyun sürüsü gibi birbirine sokularak bir merkez etrafında dönmek.
- koyun sütü
- koyun uyuzu
- koyun ve davarlara anz olan bir hastalık
- koyun veya keçi
- koyun yünü
- koyunculuk
- koyungözü
- koyunlara mahsus sersemlik illeti.
- koyunlarda parazitlerden ileri gelen çürüme hastalığı.
- koyunu kırkmak
- koyup gitmek
- koyuvermek
- koyvermek
- koyvermemek
- koz
- koza
- koza.
- kozak
- kozalak
- kozmetik
- kozmetik 'gibi maddelerin satıldığı mağaza.
- kozmik
- kozmik ışınım
- kozmogoni
- kozmoloji
- kozmonot
- kozmonot.
- kozmopolit
- kozmopolit kimse.
- kozmos
- kozmos çiçeği.
- koç
- koç burcu
- Koç takımyıldızı.
- koçan
- koçari
- koçbaşı şahmerdan
- koğuş
- koşan
- koşan erkek
- koşan kimse
- koşarak birini geçmek.
- koşarak yapılan
- koşarken.
- koşaç
- koşer
- koşma
- koşmak
- koşmak.
- koşoşuk
- koşturmak
- koşu
- koşu bandı
- koşu yolu.
- koşucu
- koşuculara mahsus yol
- koşuda ikinci gelmek
- koşuk
- Koşukavak
- koşul
- koşul bileşik zamanı
- koşulan veya gidilen mesafe
- koşullandırma
- koşullu
- koşullu olasılık
- koşullu.
- koşulluluk
- koşulsuz
- koşulsuzluk
- koşum
- koşum atı
- koşum kayışı. tug boat römorkör. tug of war halat çekme oyunu
- koşum takımı
- koşum takımında bir çeşit gem
- koşut
- koşut tepkimeler
- koşutluk
- koşuya ait
- koşuş
- koşuşma
- koşuşma.
- koşuşmak
- koşuşturma
- kraker
- kraking yapmak. crack a joke şaka yapmak
- krakova.
- Kraków
- kral
- Kral Arthur
- kral gibi
- kral himayesinde
- kral kelebeği
- kral naipliği
- kral olmak. sit out sonuna kadar oturmak
- kral penguen
- kral sistemi.
- kral suyu
- kral vekili. protectorship hamilik