Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- konuşacak gibi
- konuşamayan
- konuşan
- konuşan veya söyleyen kimse
- konuşkan
- konuşkan. articulately açıkça ifade ederek
- konuşkan. conversationalist iyi konuşan kimse
- konuşkan. talkativeness konuşkanlık.
- konuşkanlık
- konuşlanma
- konuşlanmak
- konuşma
- konuşma bozukluğu
- konuşma dili
- konuşma dilinde.
- konuşma diline özgü. informality teklifsizlik. informally teklifsiz olarak
- konuşma kabiliyeti
- konuşma kitabı
- konuşma kılavuzu
- konuşma sanatı.
- konuşma tanıma
- konuşma tarzı
- konuşma yapmak
- konuşma yeteneği
- konuşma şekli
- konuşma şeklinde
- konuşmacı
- konuşmacı. discussible münakaşa edilebilir
- konuşmacının elindeki notlar
- konuşmadan yapılan
- konuşmak
- konuşmak: konuşma
- konuşmaya ait
- konuşmaya hazır
- konuşmayan
- konuşmaz
- konuşturmak
- konuşucu
- konuşulan dil
- konuşulan dili kullanma. vernacularize yerlileştirmek. vernacularly anadilinde
- konuşulan.
- konuşur gibi sesler çıkarmak
- konuşurken duraklamak
- konuşurken takınılan tavır
- konvansiyon
- konvansiyonel
- konveks
- konversiyon
- konvoy.
- konvoy. under escort himaye altında.
- konvoyu korumak
- Konya
- konyak
- konyak. brandied konyağa yatırılmış.
- konçerto
- konürbasyon
- konşimento
- kooperatif
- koordinasyon
- koordinat
- koordinat ekseni
- koordinat sistemi
- kopacak gibi
- kopal
- koparma
- koparmak
- koparıp toplamak
- kopek
- Kopenhag
- Kopenhag.
- Kopenhaglı
- kopernikyum
- kopma
- kopma sesi
- kopmak
- kopmak. split the difference ortalama bir rakamda anlaşmak. split up bölüştürmek
- kopmamak
- kopmaz
- kopolimer
- kopuk
- kopuntu
- kopuz
- kopuzcu.
- kopya
- kopya edilecek şey
- kopya etmek
- kopya kağıdı
- kopya kağıdı ile çıkarılmış nüsha
- kopya kâğıdı
- kopya makinası.
- kopya çekmek
- kopya çekmek.
- kopyalamak
- kopyalamak ve yapıştırmak
- kopyalayıp yapıştırmak
- kopyasını veya nümunesini çıkarmak
- kopyasını yapmak
- kopyasını çıkarmak
- kopça
- kor
- kor haline gelmek
- koramiral
- kordalılar
- kordele
- kordinat
- kordon
- kordon. lace tree dantel ağacı
- kordonla kumaş kenarına yapılmış olan düğme iliği
- Kore
- Kore Cumhuriyeti
- Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti
- Kore saksağanı
- Kore Savaşı
- Kore Yarımadası
- kore.
- Kore. Korean Koreli
- Korece
- korelasyon
- Koreli
- koreograf
- koreografi
- Koreyle ilgili.
- Korfu
- korgeneral
- koridor
- koridor kenarı
- korimboz
- korindon
- Korint
- korist
- korkak
- korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan
- korkak bezirgân ne kâr eder ne ziyan
- korkak kimse. cowardly korkak
- korkak ve alçak adam
- korkak.
- korkaklık
- korkaklık etmek
- korkan
- korkarak.
- korkarım hayır
- korkarım ki öyle
- korkmak
- korkmak. Never fear. Korkma
- korkmuş
- korku
- korku dolu
- korku filmi
- korku hissetmek
- korku hissi
- korku ve endişe duymak
- korku veren
- korku vermek
- korku yaratan
- korkudan ağaca sığınmaya mecbur etmek. tree creeper orman tırmaşık kuşu
- korkudan tüylerin diken diken olması
- korkulacak
- korkulu
- korkulu rüya
- korkuluk
- korkuluk. barrier reef sahile yakın sığ mercan kayalığı.
- korkulur
- korkunç
- korkunç bir surette. hellishness cehennemi oluş korkunçluk
- korkunç bir surette. hideousness igrençlik
- korkunç bir şekilde. atrociousness zulüm gaddarlık
- korkunç derecede
- korkunç hikâye.
- korkunç kimse
- korkunç olay.
- korkunç oluş .
- korkunç şey
- korkunç.
- korkunç. direly dehşetle
- korkunç. hellishly cehennemi bir şekilde
- korkunç. hideously iğrenç bir şekilde
- korkunç. revoltingly tiksindirici surette.
- korkunçluk
- korkunçluk.
- korkusu ile
- korkusuz
- korkusuzca beyan etmek
- korkusuzluk
- korkutma
- korkutmak
- korkutucu
- korkutucu şey
- korkutup kaçırmak
- korkutup koşturmak.
- korkutup şaşırtmak.
- korkuyla çömelmek
- korlama
- korlamak
- korluk
- korna
- korna çalmak
- korna. horn of plenty bolluk
- kornea
- kornet
- korniş
- korniş. draw the curtain perdeyi kapamek
- kornişon
- korno
- koro
- koro ekibi
- koro halinde
- koro halinde şarkı söylemek veya konuşmak. chorus girl kabare kızı. in chorus hep beraber
- koro parçası
- koro şefi
- koroda şarkı söylemek. choir loft kilise balkonunda koro yeri.
- korona
- korona deşarjı
- koronavirüs
- koroner arter hastalığı
- Koror
- korozyon
- korpus
- korsaj
- korsan
- korsan bayrağındaki çapraz kemikler
- korsan gemisi
- korsan yayın
- korsan.
- korsanlamak
- korsanlık
- korsanlık etmek
- korsanmartıgiller
- korse
- korse kaytanını çekerek beli sıkıştırmak
- Korsika
- Korsikaca
- kort
- korte etmek.
- kortej
- korteks
- korteks. cortical kabuğa ait
- kortizon
- koru
- koru veya çiftlik bekçisi
- koru. wood alcohol odun ispirtosu
- korucu
- korugan
- koruk
- koruk suyu
- korulu vadi.
- koruluk
- koruma
- koruma altında
- koruma altındaki türler
- koruma, muhafaza