LexiTurk← Dictionary

Turkish words: K

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • Komorlu
  • kompakt
  • kompartıman
  • komple
  • kompleks
  • kompleks sayı
  • komplikasyon
  • komplike
  • kompliman
  • kompliman yapmak
  • komplo
  • komplo teorisi
  • komplocu
  • kompost
  • kompostlama
  • komposto
  • komposto.
  • kompostoluk bir çeşit armut.
  • kompozisyon
  • kompozisyon yazma gibi bir çocuğun ana diline hâkimiyetini sağlayacak dersler. language laboratory dil laboratuvarı.
  • kompozitör
  • kompozitör.
  • komprador
  • kompresör
  • komprime
  • kompüter
  • kompütörde bilgi saklama kısmı. storage battery akümülator.
  • kompütöre verilen plan
  • kompütörle beraber çalışan
  • kompütörün idaresi altında olan
  • komursga
  • komut
  • komuta etmek
  • komuta zinciri
  • komutan
  • komutanım
  • komün
  • komünikasyon
  • komünikasyon, iletişim
  • komünist
  • komünist olan
  • komünist sempatizanı. good fellow iyi çocuk
  • komünistlik
  • komünizm
  • komünizm. communist komünist
  • komünote
  • komütasyon
  • komşu
  • komşu mülkleri birbirinden ayıran hudut çizgisi
  • komşu.
  • komşulu
  • komşuluk
  • komşusuz
  • kon trol etmek
  • kon.
  • konak
  • konak yeri
  • konak.
  • konaklama
  • konaklama.
  • konaklamak
  • konaklatmak.
  • konakça
  • konakçı
  • konbiçim
  • konbiçim etkileşimi
  • konbiçim tümlevi
  • konca
  • konca vermek
  • koncuk
  • kondansatör
  • kondom
  • kondrosit
  • kondurmak
  • kondüktör
  • konfederasyon
  • konfeksiyon
  • konferans
  • konferans vermek
  • konfeti
  • konfeti.
  • konfirmasyon
  • konfor
  • konfor alanı
  • konforlu
  • konformist
  • konforsuz.
  • Konfüçyüs
  • Konfüçyüs.
  • Konfüçyüsçü
  • Konfüçyüsçülük
  • Kongo
  • Kongo Cumhuriyeti
  • Kongo Cumhuriyetinin başkenti.
  • Kongo Demokratik Cumhuriyeti
  • Kongo Nehri
  • Kongolu
  • kongre
  • kongre assembly line montaj fabrikası. assembly room toplantı salonu. right of assembly toplanma hakkı. assemblyman meclis üyesi
  • kongur
  • Kongzi
  • koni
  • konik
  • konik iplik yumağı.
  • konik tepe. sugarmaple
  • konjektür
  • konjenital
  • konjenital defekt
  • konjonktiv iltihabı.
  • konjonktivit
  • konjonktür
  • konjugasyon
  • Konkani dili
  • konkasor
  • konkav
  • konklav
  • konkordato
  • konmak
  • konmalı bileşik
  • konoluşum
  • konrul
  • konsantrasyon
  • konsantre
  • konsantre içecek
  • konsantre olmak
  • konsayı
  • konsayı dizgesi
  • konsensüs
  • konsept
  • konser
  • konservatuvar
  • konservatör
  • konserve
  • konserve açacağı
  • konserve halinde muhafaza edilmiş
  • konserve imalâthanesi
  • konserve kutusu
  • konserve sığır eti.
  • konserve yapma. cure-all her derde deva. past cure tedavi edilebilecek haddi aşmış
  • konserve yapmak
  • konserve yapmak.
  • konserve yapılan yer.
  • konserve.
  • konservesi yapılabilir. well preserved dinç
  • konservesini yapmak
  • konsevesini yapmak
  • konsey
  • konsol
  • konsolos
  • konsolos vekili. vice president ikinci başkan
  • konsoloshane.
  • konsolosluk
  • konsomatris
  • konsomatör
  • konsome
  • konson
  • konsonant
  • konsorsiyum
  • Konstantinopolis
  • konstrüksiyon
  • konstrüktivizm
  • konsüle ait. consular agent fahri konsolos. consulate konsolosluk
  • konsültasyon
  • konsültasyon. consul'tative istişari
  • kont
  • Kont Drakula
  • kont earl'dom kontluk
  • kont.
  • kontak
  • kontak anahtarı
  • kontakt lens
  • kontaktör
  • kontekst
  • kontenjan
  • kontes
  • kontes.
  • konteyner
  • konteyner gemisi
  • kontluk
  • kontralto
  • kontrat
  • kontrat ile kiralamak. leasehold kontratla kiralanmış mal
  • kontrata bağlamak
  • kontratak
  • kontratse yapılan. tacitly zımnen
  • kontratı akdeden taraflardan her biri
  • kontrbas
  • kontrendikasyon
  • kontrfile
  • kontrfile.
  • kontrol
  • kontrol altına almak
  • kontrol altında
  • kontrol delisi
  • kontrol dışı
  • kontrol etmek
  • kontrol işareti
  • kontrol işareti koymak
  • kontrol kolu
  • kontrol kulesi
  • kontrol lambası. drop the pilot kılavuzu salıvermek. pilotage kılavuzluk
  • kontrol listesi
  • kontrol memuru. inspetorate
  • kontrol mühendisliği
  • kontrol noktası
  • kontrolcu
  • kontrolcü
  • kontrolsüz
  • kontrolsüz. second hand sa- niye ibresi. show one's hand niyetini açığa vurmak. take in hand girişmek
  • kontrolör bütçeye göre ödeme musaadesi vermeye yetkili şahıs.
  • kontrplak
  • kontrplak.
  • kontrpuan
  • konu
  • konu başlığı
  • konu dışı
  • konu dışına çıkmak. branch out geniş1emek
  • konu dışında.
  • konu dışından gösterilen delil. in evidence göze çarpan
  • konu etmek
  • konu fişi
  • konu komşu
  • konudan ayrılmak
  • konudan ayrılmak. digression konu dışı söz
  • konudan ayrılmış. on the track konuyla ilgili on the right track doğru yolda. in his tracks peşinde
  • konudan konuya atlayan.
  • konuk
  • konuk etme
  • konuk olmak
  • konukluk
  • konuksever
  • konukseverlik
  • konuları ayrı ayrı kartlara yazılmış fihrist. cost-of-living index geçim indeksi.
  • konulmak
  • konum
  • konumlama
  • konunun geçtiği yer ve zaman
  • konur
  • konusu insan olan bilimler. humane society insan veya hayvanları himaye eden kurum. humanely insanca
  • konusu insan olan ilimler
  • konusunda
  • konut
  • konut.
  • konuya
  • konuya bağlı kalma.
  • konuya dahil etmek. drag on sürmek
  • konuyu bırakmak. Tron Curtain Demirperde. raise the curtain perdeyi açmak
  • konuyu dağıtmak
  • konuşabilen
  • konuşabilir
← PreviousPage 20 of 34Next →