Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- kohumbazlık
- kohumluk
- kok
- kok kömürü
- kok kömürü.
- koka
- koka ağacı
- kokain
- kokain iptilâsı.
- kokar ağaç
- kokarca
- kokarcagiller
- kokart
- koket
- koklama
- koklama duyusu.
- koklama hissi
- koklamak
- koklamak.
- koklayarak anlamak
- koklayarak izini aramak
- koklayarak muayene etmek
- koklaşmak. bill and coo sevişip koklaşmak.
- koklea
- kokmak
- kokmuş
- kokmuş.
- kokmuşluk
- kokoreç
- kokot
- kokpit
- kokteyl
- koku
- koku alma duyusu
- koku alma hissi
- koku almak
- koku getiren esinti
- koku giderici madde
- koku ile doldurmak
- koku neşretmek
- koku saçmak
- koku vb
- koku veya gaz çıkmasın diye borudaki S şeklinde kıvrım
- kokulandırmak
- kokulu
- kokulu bezelye
- kokulu kiraz
- kokulu merhem
- kokulu çayır otu
- kokunuk bileşik
- kokunukluk
- kokus
- kokusunu almak
- kokusuz
- kokusuz.
- kokuşmak
- kokuşmamış
- kokuşmaz. incorruptibil'ity dürustlük
- kokuşmuş
- kokuşuk
- kol
- kol askısı
- kol ağzı
- kol bağı
- kol demiri
- kol demiri ile kapamak
- kol demiri.
- kol hareketi
- kol kola
- kol saati
- kol saati camı
- kol saati kurgusu
- kol saatı
- kol tertibatı
- kol ve bacak gibi vücuda eklemle bağlı uzuv
- kol çantası
- kol çekmek
- kol: asıl işe ek olarak yapılan ikinci derecede iş. draw the line bir şeyi reddetmek
- kola
- kola cevizi
- kola ile yapıştırmak
- kolaj
- kolajen
- kolalamak
- kolalamak. starchiness sertlik
- kolalı
- kolalı gömlek göğüslüğü
- kolan
- kolan balığı
- kolan kasmak
- kolan takmak
- kolay
- kolay aldanmaz
- kolay aldanır
- kolay alışmak. duckling ördek yavrusu
- kolay anlaşılan
- kolay anlaşılmaz
- kolay anlaşılır
- kolay anlaşılır bir şekilde. articulateness açıkça ifade etme kabiliyeti
- kolay aşık olan
- kolay bozulur
- kolay bulunma imkânı.
- kolay bulunur
- kolay ele geçer
- kolay ele geçirilebilen hedef
- kolay geçen
- kolay görmek. think of hatırlamak
- kolay hazmedilir yemek. light opera opera komik
- kolay heyecana kapılmayan kimse
- kolay incinir
- kolay iş.
- kolay kandırılabilir
- kolay kazanmak. run counter to aksine gitmek. run down yermek
- kolay kolay geçmemek
- kolay kolay yılmayan
- kolay kırılır
- kolay okunur hafif kitaplar. light meal hafif yemek
- kolay teslim olmamak. go hard with için zor olmak
- kolay uyar
- kolay veya hoşa giden iş
- kolay üzülür
- kolay.
- kolayca
- kolayca anlaşılamayan
- kolayca anlaşılır
- kolayca etkilenilen.
- kolayca günah işleyebilir. frailly kolay kırılabilir şekilde
- kolayca kazanmak
- kolayca yazmak
- kolayca ölmemek
- kolaylaşmak
- kolaylaştırmak
- kolaylaştırmak.
- kolaylaştırıcı. labor union işçi sendikası. a labor of love hatır veya zevk için yapılan iş
- kolaylık
- kolaylıkla
- kolaylıkla aldatılabilen kimse
- kolaylıkla yanar.
- kolaylıkla.
- kolaç
- kolbasa
- kolbaşları zaman fasılası
- kolcuk
- koldaş
- kolej
- kolej veya üniversiteler arası.
- kolej veya üniversitenin birinci sınıf öğrencisi.
- koleksiyon
- koleksiyon haline gelmek
- koleksiyon yapmak
- koleksiyoncu
- kolektif
- Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü
- kolektivizm
- kolera
- kolera mikrobu. inverted commas tırnak işareti.
- kolera.
- kolesterol
- Kolezyum
- kolhoz
- koli
- kolik
- kolit
- kollamak
- kollara ayrılmak
- kolloit
- kolloit kimya
- kollu
- kolluk
- kolluk kuruluşu
- kolodyum
- kolofan
- koloidal
- koloit
- koloit.
- kolokas
- Kolombiya
- Kolombiya Cumhuriyeti
- Kolombiya.
- Kolombiyalı
- Kolomıya
- kolon
- kolonat
- koloni
- koloni meydana getirmek
- kolonicilik
- koloniye ait
- kolonizasyon
- kolonoskopi
- kolonya
- kolonyal
- kolonyalizm
- kolordu
- kolorimetre
- kolostrum sütü
- koltuk
- koltuk altı
- koltuk altında olan. underarm pitch yerden atış.
- koltuk biçimi
- koltuk değneği
- koltukaltı
- koltuklamak
- koltukları kabarmak. the swell of the ground tümsek
- koltukluk
- kolu çevirme
- kolun dirsekle bilek arasındaki kısmı.
- kolunun bütün hızıyla vurmak
- kolye
- kolye.
- kolyoz
- kolza
- kolçak
- kolçak. service tree üvez
- koma
- komando
- komar
- kombinasyon
- kombine
- kombinezon
- kombo
- komedi
- komedi artisti
- komedi ile ilgili
- komedi oyuncusu. comics
- komedi yazarı comedienne kadın komedi artisti.
- komedyen
- Komi dili
- komik
- komik olarak. ludicrousness komiklik
- komik. comically gülünçlü olarak.
- komik. humorously şaka tarzında
- komik. ludicrously gülünç şekilde
- komiklik
- komikliği üzerinde
- komiser
- komisyon
- komisyon ücreti
- komisyon. committee of the whole meclisin komisyon halinde toplanması. in committee encümende
- komisyoncu
- komisyonculuk yapmak
- komisyonda. joint committee birleşik komisyon. standing committee daimi encümen.
- komisyoner
- komite
- komite teşkil etmek
- komodin
- Komodo ejderi
- komodor
- Komor
- Komorlar
- Komorlar Birliği