Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- kitaba ad koymak. title deed tapu senedi
- kitaba el basmak. kiss the dust boyun eğmek
- kitaba veya edebiyata ait
- kitabe
- kitabe yazmak
- kitabe. the writing on the wall tehlike belirtisi
- kitabevi
- kitabevi.
- kitabi
- Kitabı Mukaddes
- Kitabı Mukaddes okunduktan sonra cevap yerine söylenilen sözler
- Kitabı Mukaddes'e ait veya bunda bulunan. Biblically Kitabı Mukaddes'le ilgili olarak.
- Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist dini akidelerde aşırı tutucu kimse
- kitabın kesilmemiş kenarları ve sayfaları
- kitabın önsözünü yazmak
- kitabın üslup ve tertibiyle meşgul kimse
- kitap
- kitap başlşığı
- kitap biti
- kitap ceketi
- kitap cildi
- kitap ehli
- kitap harfiyle yazmak
- kitap hastası.
- kitap kabı
- kitap kulübü
- kitap kurdu
- kitap okumaya düskün kimse
- kitap ortasına eklenen sayfalar
- kitap rafı
- kitap rafı.
- kitap satan kimse veya firma.
- kitap sayfalarını numaralamak
- kitap seven kimse
- kitap sırtı.
- kitap tenkidi. book trade kitapçılık. book value defter değeri
- kitap verme
- kitap veya dergilere resim yapan kimse.
- kitap veya el yazısını renkli ve yaldızlı resim ve harflerle süsleyen kimse
- kitap veya yazıyı renkli resim ve harflerle süslemek
- kitap önsözü
- kitaplar
- kitaplara ait veya bağlı
- kitapların devrilmemesi için iki yana konan destek.
- kitaplık
- kitaplık bilimi
- kitaplık.
- kitapsever
- kitapsız
- kitapta bakılması gereken yeri gösteren not koymak
- kitapta tezhip
- kitapçı
- kitapçı dükkanı
- kitapçık
- kitin
- kitin. chitinous kitinli.
- kitle
- kitle halinde hücum etmek
- kitle halinde saldırmak.
- kitle iletişimi
- kitlemek
- kitlesel yok oluş
- kitli
- kitonlar
- kitre
- Kitâb-ı Mukaddes
- kitâbe
- kivi
- kivigiller
- kiyafetsiz
- kiyiz
- kiş
- kişi
- kişi başına
- kişi eki
- kişi zamiri
- kişileri
- kişileştirmek
- kişilik
- kişilik bozukluğu
- kişilik hakkı
- kişilik kazandırmak. impersonation taklit etme
- kişiliksiz. meekspirited alçak gönüllü. as meek as a lamb kuzu gibi
- kişiliği olmayan
- Kişinev
- kişioğlu
- kişisel
- kişisel bilgi veya kabiliyet.
- kişisel bilgisayar
- kişisel dokunulmazlık. in absolute privacy tamamen mahrem olarak
- kişisel dokunulmazlık. inviolably ihlal edilemeyecek bir surette
- kişisel olmayan
- kişisel temizlik
- kişisel teşebbüs
- kişisel veri
- kişisel çıkar. mainly başlıca
- kişisel çıkarların ahlâkın esası olduğunu öne süren görüş
- kişisel çıkarı için resmi işe girmek
- kişla
- kişmiş
- kişneme
- kişneme.
- kişnemek
- kişneyiş
- kişniş
- kişniş otu
- kişniş tohumu
- Kişotvari
- KKC
- KKTC
- klakson
- klakson sesi
- klakson çalmak.
- klamidya
- klan
- klapa
- klapa.
- klarnet
- klasik
- klasik değerde olan
- klasik eser
- klasik eserler vermiş olan yazar
- Klasik Kuiper Kuşağı cismi
- klasik metotlara uyan kimse. the classics eski Yunan ve Latin edebiyat eserleri.
- klasik müzik
- klasik ölçüler dışında olan
- klasik öIçülere uygun
- klasikleri iyi bilen kimse
- klasisizm
- klasör
- klatrat
- klauztrofobik
- klauztrofobiya
- klavsen
- klavye
- klavye .
- klavye. manual alphabet parmak hareketleriyle şekil verilen sağır-dilsiz alfabesi. manual labor amelelik
- Kleopatra
- kleptoman
- kleptomani
- klik
- klima
- klima tertibatı. air coridor hava koridoru.aircraft uçaklar
- klimaks
- klimalı
- klimatolog
- klimatoloji
- Klingon
- Klingonca
- klinik
- klinik dersi. marriage clinic evlilik sorunlarına çözüm yolu bulan klinik.
- klinik ile ilgili
- klinik psikoloji
- klinik.
- klinker
- klinometre
- klip
- klips
- kliring. clearinghouse kliring odası.
- klitoris
- klitoris başı
- klişe
- klişeden basılmış resim çıkarmak
- kloak
- klon
- klonlama
- klonlamak
- klor
- klorid. chloride of lime kalsiyum klorid.
- klorlama
- klorlamak
- klorofil
- kloroform
- kloroform vb gibi hissi iptal eden ilâç
- kloroformla uyutmak.
- kloroplast
- kloroz
- klorür
- klostrofobi
- klostrofobi.
- klozet
- klozet fırçası
- klozet kapağı
- klrbaç
- klymet vermek.
- klâkson
- klüp
- KMB
- Kmer
- Kmer dili
- Kmerce
- Kmerlerin konuştukları dil.
- knot
- ko laylıkla. hand glass el aynası
- koagülasyon
- KOAH
- koala
- koalisyon
- kobalt
- kobalt. cobalt blue kobalt mavisi.
- kobay
- KOBİ
- kobra
- kobra yılanı
- kobra yılanı.
- koca
- koca ağız balığı
- koca kafalı
- koca veya karı
- koca yasal toplak
- koca yemiş
- Kocaayak
- kocabaş
- Kocaeli
- kocagözgiller
- kocakarı
- kocakarı hikâyesi
- kocakarı ilâcı. patently açıkça
- kocakarı masalı
- kocalık
- kocamak: eskitmek aged yaşlı
- kocaman
- kocaman .
- kocaman.
- kocamanlık.
- kocamaz
- kocasız
- kocaya varmak
- kocayemiş
- kociş
- kod
- kodak
- kodaman
- kodamanlar
- kodamanlar. throw one' weight around nufuzunu kullanarak iste diğinde ısrar etmek
- kodein
- kodeks
- kodes
- kodifikasyon
- kodlamak
- koenzim
- kof
- kofa
- kofaktör
- koferment
- koful
- koherent
- kohezyon
- kohort
- kohumbala