Turkish words: K
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- kuramcı
- kuramcı.
- kuramsal
- kuramsal dilbilim
- kuramsal kimya
- kuran
- kurban
- Kurban Bayramı
- kurban etme
- kurban etmek
- kurban kesilen yahut buhur yakılan özel yüksek yer
- kurban olarak kesmek
- kurban taşı
- kurbanlık
- kurbanını seçmek. to the finger tips tırnaklarının ucuna kadar
- kurbağa
- kurbağa balığı
- kurbağa veya karga gibi ses çıkarmak
- kurbağa veya karga sesi
- kurbağacık
- kurbağacık.
- kurbağalama
- kurbağalama yüzmek
- kurcalamak
- kurcalamak. monkey around oyalanmak
- kurdele
- kurdele balığı
- kurdele veya bant ile tutturmak
- kurdeşen
- kurdeşen.
- kurdu.
- kurgan
- kurgu
- kurgulamak
- kurgusal edebiyat
- kurluk
- kurma
- kurma .wind down yavaslamak
- kurmaca
- kurmak
- kurmak. have in mind hatırında olmak
- kurmak. medita'tion düşünceye dalma
- Kurmanci
- Kurmançça
- kurmay subayı.
- kurnaz
- kurnaz adam. fox chase tilki avı
- kurnaz.
- kurnaz. craftily şeytanca
- kurnaz. wiliness duzenbazlık.
- kurnazca
- kurnazca.
- kurnazca. craftiness kurnazlık.
- kurnazcasına
- kurnazcasına. astuteness dirayet
- kurnazlık
- kurnazlık etmek.
- kurnazlık.
- kurnazlıkla
- kuron.
- kurs
- kursak
- kursiyer
- kursu
- kursunlu
- kurt
- kurt adam
- kurt denizci. sea elephant en iri cins ayıbalığı
- kurt düşürmek
- kurt mantarı
- kurt masalı. cock of the walk önder
- kurt politikacı
- kurt sineği
- kurt şekline girebilen kimse.
- kurt. at first hand doğrudan doğruya
- kurtaran.
- kurtarma
- kurtarma ekibi.
- kurtarma hizmetleri
- kurtarmak
- kurtarmak. liberator kurtaran veya azat eden kimse.
- kurtarmak. releasement tahliye
- kurtarıcı
- kurtarıcı.
- kurtarılan mal
- kurtarılma
- kurtarımcı
- kurtarış
- kurtağzı
- kurtağzı cıvata.
- kurtbağrı
- kurtboğan
- kurtlanmış
- kurtlar sofrası
- kurtlu
- kurtlu.
- kurtluca
- kurtpençesi
- kurtulma
- kurtulma.
- kurtulma. good riddance belâdan iyi kurtulma.
- kurtulmak
- kurtulmasına yardım etmek. help oneself kendi kendine servis yapmak
- kurtulmuş
- kurtuluş
- kurtuluş.
- kurtçuk
- kuru
- kuru buz
- kuru erik
- kuru erik rengi
- kuru gürültü
- kuru kafa
- kuru kuru öksürmek
- kuru laf
- kuru meyve
- kuru ot
- kuru ot balyalarını bağlamakta kullanılan tel
- kuru ot yığmak.
- kuru pil
- kuru sıkı atmak
- kuru sıkı. call one' bluff blöfe meydan okumak. bluffer blöf yapan kimse.
- kuru tarım
- kuru tekne
- kuru temizleme
- kuru temizlemeci
- kuru temizleyici
- kuru vadi
- kuru ve anlamsız hayat yaşamak
- kuru ve yanıcı şey.
- kuru yemiş
- kuru yemiş küfesi
- kuru çay yaprağı
- kuru öksürük
- kuru üzüm
- kuru şey.
- kuru.
- kurucu
- kurucu. charter plane özel olarak kiralanmış ucuz tarifeli uçak.
- kurukafa
- kurul
- kurulamak
- kurulanma
- kurulma. boaster övünen kimse. boastingIy övünerek.
- kurultay
- kurulu düzen
- kuruluk
- kurulum
- kuruluş
- kuruluş veya kuruma ait
- kurum
- kuruma
- kuruma veya dökülme yüzünden eksilmek
- kurumak
- kurumamış
- kurumlanma
- kurumlu
- kurumlu. pretentiously gösterişle. pretentiousness gösterişçilik.
- kurumlu. sootiness islilik.
- kurumsak
- kurumsal
- kurumuş
- kurumuş tezek parçası
- kuruntu
- kuruntu getiren .
- kuruntu sahibi kimse
- kuruntu.
- kuruntulu
- kuruntulu.
- kuruntuya dayanan şey
- kurusıkı fişek
- kurutan kimse kurutucu şey
- kurutma
- kurutma kağıdı ile kurutmak
- kurutma makinası.
- kurutma makinesi
- kurutmak
- kurutmak için ot yetiştirmek
- kurutucu
- kurutulmamış
- kurutulmuş
- kuruş
- kurye
- kurye.
- kurçatovyum
- kurşun
- kurşun asker
- kurşun geçirmez
- kurşun geçirmez yelek
- kurşun ile kaplama veya bölme
- kurşun kalem
- kurşun kalemin kullanıldıktan sonra kalan parçası
- kurşun menzili
- kurşun rengindeki.
- kurşun renkli
- kurşun saçmasının hedef üzerinde bıraktığı izler
- kurşun ve gülle atan her çeşit silâh
- kurşun ve lehim işleri
- kurşun vızıltısı. sing ones praises birini hararetle methetmek. sing out bağırmak
- kurşuni
- kurşuni aynak
- kurşuni renk. field mouse
- kurşuni tuygun
- kurşunkalem ile yazmak veya çizmek
- kurşunla doldurmak veya kaplamak
- kurşunları çıkmış
- kurşunsuz
- kurşunsuz yakıt
- kurşunu suyun dibine oturan olta sicimi.
- kurşunu veya uzay gemisini ileri süren kuvvet.
- kurşunun havada çıkardığı ses
- kusarigama
- kuskun
- kuskun.
- kuskus
- kusma
- kusma.
- kusmak
- kusmak. throw up one' hands yenilgiyi kabullenmek
- kusmuk
- kustahlık
- kustahça. forwardness cüret
- kusturmak
- kusturmak. be disgusted with çok kızmak
- kusturucu
- kusturucu ilâç.
- kusturucu. sickeningly tiksindirici surette.
- kusuntu
- kusur
- kusur azar
- kusur bulmak
- kusur etmek
- kusur.
- kusura bakmamak
- kusura bakmamak.
- kusurlarını açığa vurmak
- kusurlu
- kusurlu olarak
- kusurlu olarak.
- kusurlu olarak. imperfectness eksiklik
- kusurlu olarak. in completeness noksan
- kusurlu olmak
- kusurlu. come amiss zarar vermek. go amiss yolunu şaşırmak
- kusurlu. incompletely eksik olarak
- kusurluluk
- kusursuz
- kusursuz bir şekilde.
- kusursuz bir şekilde. spotlessness kusursuzluk
- kusursuz hayal
- kusursuz kimse veya şey