LexiTurk← Dictionary

Turkish words: K

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • k /gana.
  • k dili eğlendirici
  • k dili saçma
  • k dili topal
  • k dili şaka etmek
  • K vitamini
  • k.h. Bohem
  • k.h. herhangi bir dinin kutsal kitabı
  • k.h. honorably
  • k.ili binek otomobili
  • k.ili ev soymak.
  • k.ili. alkollu içki .
  • K2 Dağı
  • KA
  • kaan: Tatar ve Moğol veya Türk kabileleri reisinin eski ünvanı. khanate hanlık.
  • KAAÖ
  • kaba
  • kaba adam
  • kaba adam. oafish sersem.
  • kaba bir şekilde gösterişli. flash language hırsız argosu.
  • kaba bir şekilde.
  • kaba bir şekilde. harshness kabalık
  • kaba bir şekilde. impoliteness terbiyesizlik
  • kaba but
  • kaba damarlı. cut across the grain ağaç damarlarından kesmek. dye in grain iyice boyamak. fine grained ince taneli
  • kaba et
  • kaba et wild ass dağ kulanı
  • kaba güçle.
  • kaba kimse
  • kaba kuvvet
  • kaba köylü. hick town taşrada alelade küçük şehir.
  • kaba nezaketsiz. ungraciously inceliksiz olarak.
  • kaba saba
  • kaba saba görünüşlü
  • kaba saba kimse
  • kaba saç veya tüy
  • kaba su dökmek
  • kaba sıva
  • Kaba Taş Devri
  • kaba tüylü kumaş veya bu kumaşın tüyü
  • kaba tüylü ve kıllı hale getirmek
  • kaba ve görgüsüz kimse
  • kaba ve terbiyesiz adam
  • kaba şaka
  • kaba şaka.
  • kaba-kuvvet saldırısı
  • kaba. clownishness soytarılık
  • kaba. illnatured huysuz
  • kaba. impolitely terbiyesizce
  • kaba. robustly kuvvetle. robustness kuvvet
  • kaba. tactlesslyz nezaketsizce. tactlessness kabalık
  • kabaca
  • kabaca ellemek
  • kabaca tamir etmek
  • kabaca yapılmış yama
  • kabaca yontmak.
  • kabaca. looseness gevşeklik
  • kabaca. play rough itişip kakışmak.
  • kabadayı
  • kabadayı.
  • kabadayılık
  • kabadayılık etmek
  • kabadayılık etmek.
  • kabahat
  • kabahat işlemek
  • kabahat yüklemek next door kapı komşu
  • kabahat. debt of honor namus borcu. bad debt tahsil olunmayacak borç
  • kabahatini itiraf edip af di- lemek
  • kabahatli
  • kabahatli kimse
  • kabahatli. culpabil'ity kabahat
  • kabahatsiz
  • kabak
  • kabak fener
  • kabak çekirdeği
  • kabak. winter squash helvacıkabağı
  • kabakgiller
  • kabakulak
  • kabakulak otu
  • kabalak
  • kabalaşmak
  • kabalık
  • kabalık.
  • kaban
  • kabara
  • Kabarca
  • kabarcık
  • kabarcık odası
  • kabarcıklar çıkarmak
  • kabarcıklı
  • kabarcıklı düzeç
  • kabare
  • kabarma
  • kabarma saati
  • kabarma sonucu oluşan yüksek tepeli dalga.
  • kabarma. the Flood Nuh tufanı. flooded with letters mektup yağmuruna tutulmuş.
  • kabarmak
  • kabarmak. swell with pride iftiharla göğsü kabarmak
  • kabarmak.make a clean breast of itiraf etmek
  • kabarmış
  • kabartma
  • kabartma hakkedilmiş kıymetli taş
  • kabartma iş yapılacak düz satıh
  • kabartma tozu
  • kabartmak
  • kabartmalarla süslemek.
  • kabartmalarla süslü.
  • kabartı
  • kabarık
  • kabarık ve çapraz dokunmuş kumaş
  • kabarık çizgili
  • kabarık.
  • kabarıklık
  • kabarıp yuvarlanmak
  • kabarış
  • kabasorta arma
  • kabataslak
  • kabataslak resim
  • kabataslak resmini yapmak
  • kabayonca
  • kabayük
  • kabil
  • kabile
  • kabile reisi. sheikdom şeyhlik.
  • kabileye ait. tribalism kabile kültürü ve ilişkileri. tribally kabile seklinde.
  • kabili- yetsiz
  • kabilinden
  • Kabiliyece
  • kabiliyet
  • kabiliyet derecesi.
  • kabiliyet testi.
  • kabiliyetli
  • kabiliyetli olma
  • kabiliyetli. cleverhl akılca
  • kabiliyetli. cspableness muktedir olma. capably kabiliyeti sayesinde başararak.
  • kabiliyetsiz
  • kabiliyetsiz.
  • kabiliyetsiz. ineffectively netice vermeden
  • kabiliyetsizlik
  • kabin
  • kabin görevlisi
  • kabin veya kamarada yaşamak
  • kabine
  • kabir
  • kabir.
  • kabir. one foot in the grave bir ayağı çukurda. make one turn in his grave mezarında kemiklerini sızlatmak.
  • kablo
  • kablo döşemek sualtı kablosu ile telgraf çekmek. cablegram sualtı kablosu ile çekilen telgraf.
  • kablo ile raptetmek bağlamak
  • kablo ile çekilen araba.
  • kablo şebekesi
  • kabloların döşendiği arazi parçası
  • kablolu televizyon
  • kablosuz
  • kablosuz ağ
  • kablosuz ağ bağlantısı
  • kabotaj
  • kabotaj hakkı
  • kabristan
  • kabristan.
  • kabristan. burial service cenaze töreni.
  • kabriyole
  • kabuk
  • kabuk bağlamak
  • kabuk böceği
  • kabuk gibi kuru
  • kabuk tutturmak
  • kabuki
  • kabukla kaplamak
  • kabuklanmak
  • kabuklar taslamı
  • kabuklu
  • kabuklu hayvan
  • kabuklu pirinç
  • kabuklular
  • kabul
  • kabul eder. receptively kabul edercesine. receptiveness
  • kabul edilebilir
  • kabul edilebilir maksimum doz
  • kabul edilemez.
  • kabul edilen düzen
  • kabul edilen şartlara göre.
  • kabul edilir
  • kabul edilme
  • kabul edilmiş bir meseleyi yeniden reye koymak. reconsideration tekrar tetkik.
  • kabul etme
  • kabul etmek
  • kabul etmek agree with bir kimse ile mutabık kalmak. agreeable hoş
  • kabul etmek.
  • kabul etmek. Come to think of it... Aklıma gelmişken ... come true gerçek leşmek
  • kabul etmek. go around herkese yetmek
  • kabul etmeme
  • kabul etmemek
  • kabul etmemek. have no use for nefret etmek
  • kabul etmeyiş
  • kabul etmeyiş veya olunmayış
  • kabul ettirmek
  • kabul ettirmek. put away bir tarafa koymak
  • kabul günü.
  • kabul günü. at large serbest. at last nihayet. at least hiç olmazsa. at most en çok. atoncederhal
  • kabul günü. come home to çok etkilemek
  • kabul kredisi
  • kabul kredisi. bank account banka hesabı. bank bill banknot
  • kabul merasimi
  • kabul olunabilir
  • kabul olunmak
  • kabul olunmaz
  • kabul olunmuş doktrinlere karşı olan kimse
  • kabul salonu
  • kabul teslim
  • kabul ve tasdik etmek
  • kabul ve tasdik etmek veya ettirmek
  • kabul veya reddetme hakkı. refusal of payment parayı ödememe.
  • kabul.
  • kabule hazır
  • kabullenmek
  • kabullenmemiş
  • kabulü güç iş.
  • kaburga
  • kaburgalı
  • kabus
  • kabuğuna çekilmek
  • kabuğundan çıkmak
  • kabuğunu kırarak parçalamak
  • kabuğunu kırmak
  • kabuğunu soyarak ağacı kurutmak.
  • kabuğunu soymak
  • kabuğunu soymak: deri ile kaplamak
  • kabuğunu veya çanağını çıkarmak
  • kabuğunu çıkarmak
  • kabza
  • kabzetmek
  • kabız
  • kabız değil
  • kabızlık
  • kadar
  • kadastro
  • kadastro adası
  • kadavra
  • kadağa
  • kadeh
  • kadeh .
  • kadeh ayağı
  • kadeh kaldırma
  • kadeh kaldırmak
  • kadem
  • kademe
  • kademe kademe
  • kademeli
  • kademeli. gradualism siyasi veya toplumsal değişiklikerin tedrici olarak uygulanması prensibi. gradually derece derece
Page 1 of 34Next →