Turkish words: I
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- inceltici
- inceltici şey veya kimse
- inceltme işareti
- inceltmek
- inceltmek. slim down kilo vermek
- inci
- inci avlamak. pearlash kalya taşı.
- inci avlanan yer. pearl gray inci rengi
- inci balığı
- inci gibi şey
- inci kolye
- inci rengi
- inci çayı
- inci çiçeği
- incik
- incik boncuk.
- incik boncuk. costumer kostümleri hazırlayan kimse.
- incik kemigine atılan tekme.
- incik kemiği
- incilerle süslemek
- incilerle süslenmiş pearly gates cennet kapısı.
- incili şerif
- incilmemiş
- incinebilir. vulnerabil'ity yaralanma olanağı. vulnerably yaralanacak halde.
- incinin üzerindeki açık mavi parlaklık
- incinme
- incinmek
- incir
- incir ağacı
- incir delen
- incir kuşu
- inciten
- inciten söz veya tavır
- inciterek. hurtfulness zarar
- inciterek. injuriousness zarar
- incitici
- inciticilik.
- incitilemez
- incitme
- incitmek
- incitmekten çekinir
- incitmeyerek. inoffensiveness zararsızlık.
- incitmez. inoffensively zararsızca
- inciye benzetmek
- inclusive
- income
- incompetency işinin ehli olmayış
- increase.
- incur'ableness çaresizlik
- indeed ! Elbette.
- indeed! Hiç de öyle değil. Yok canım. Yes
- indeks
- indeks içine koymak
- indeks yapmak
- indi
- indifa etmek
- indifa etmek.
- indigo
- indigo renkli
- indirgemek
- indirgenme
- indirgenmiş kütle
- indirgenmiş oylum
- indirgenmiş sıcaklık
- indirilmiş
- indirim
- indirim yapmak
- indirimli
- indirimli satmak. elose up kapatmak
- indirme
- indirme yöneticisi
- indirmek
- indirmek.
- individüalizm
- indiyum
- indüktans
- indüktör
- inek
- inek kuyruğunun ucu
- inek memesi
- inek sütü
- inek veya buzağı
- inek yağı
- inek.
- inekhane
- ineklemek
- inekçi
- inen
- inev'itableness kaçınılmazlık. inevitably kaçınılamaz surette.
- ineğe ait
- ineğin sütünü son damlasına kadar sağmak
- infaz etmek
- infazı tehir
- infilak
- infilak etmek
- infilak ettirmek
- infilak maddesi
- infilak.
- infilâk
- infilâk etmek
- infilâk etmek. detona'tion patlama
- influencer
- informatik
- infrases
- infrason
- ing
- ing fil nail olmak
- ing mould kalıp
- ing mould küf
- ing nise aynı zamanda vaki olmak
- ing posta servisi
- ing veya led
- ing.
- ing. -tre parlaklık
- ing. 1000000 milyon billionth milyarıncı
- ing. 4/5 kile. hide one's light under a bushel örnek olmak istememek
- ing. arabanın bagajı
- ing. arabanın motor kapağı
- ing. azarlamak.
- ing. banyo etmek
- ing. bar
- ing. booze
- ing. burs.
- ing. but
- ing. bütün yerleri satılmış. bookend kitap desteği
- ing. dava vekili
- ing. dikkatle incelemek.
- ing. emir eri.
- ing. erkek öğretmen
- ing. frenci. brakeless frensiz. hand brake el freni.
- ing. furgon
- ing. hal ve hareket
- ing. hokey oyunu
- ing. kalabalık eden ve kullanılmayan eşya
- ing. kaymakamlığa benzer bir idari bölge
- ing. kok ve mangal kömürü artığı kul ve kömür parçaları.
- ing. kır
- ing. metro.
- ing. meyhane tezgâhında hizmet eden kız veya kadın.
- ing. mould bahçivan toprağı
- ing. mısır
- ing. ortaokul
- ing. otelde boyacılık ve ayak işlerinde çalışan hizmetli.
- ing. otomobil
- ing. pek az değerli ufak para
- ing. radyo
- ing. sodalı viski veya konyak
- ing. su ısıtmada kullanılan ocak veya soba
- ing. tahtakurusu
- ing. tahtakurusuyla dolu.
- ing. tar. Parlamento tarafından krala verilen tahsisat
- ing. tek kişi tarafından oynanan bir iskambil oyunu. patience dock labada
- ing. telsiz telgraf çekmek.
- ing. ufak araba
- ing. yardımcı öğretmen: içeri getirmek
- ing. yazı masası
- ing. önemsiz kimse
- ing. şeker.
- ingiliz alfabesinin beşinci harfi.
- ingiliz alfabesinin dördüncü harfi. D Romen rakamlarında 500
- ingiliz alfabesinin ilk harfi
- ingiliz anahtarı.
- ingiliz asılzadesi.
- ingiliz folklorunda yaramaz peri.
- ingiliz kilisesinde bir papaz rütbesi
- ingiliz lirası
- ingiliz parlamentosuna veya diğer bir resmi daireye ait mavi kaplı kitap. blue blood asil kan
- ingiliz sistemine göre 18. sıfırlı
- ingiliz ölçü standartlanna uygun
- ingiliz özelliği.
- ingilizce tercüme
- ingilizler
- ingiltere .
- ingiltere adaları.
- ingiltere ile iskoçya arasındaki sınırda bulunan kare şeklinde eski kule.
- ingiltere Millet Meclisi
- ingiltere ve iskoçya'da rençper.
- ingiltere'de buyuk kilise lerin antresinde bulunan oda veya avlu
- ingiltereli erkek. Englishwoman ingiliz kadını.
- ingin
- inhalasyon
- inhalatör
- inhibitör
- inhina
- inhiraf
- inhiraf etmek
- inhiraf etmek ayrılmak
- inhiraf etmek veya ettirmek
- inhiraf ettirmek
- inhiraf.
- inhirafetmek
- inhisar
- inhisar altına almak. monopolize the conversation başka kimseyi konuşturmamak.
- inhisar maddesi
- inhitat
- inhitat etmek
- inhitat. decadent inkıraz bulmuş
- ini
- inik deniz. at a low ebb çok fena vaziyette
- inik deniz. high and low havas ve avam
- inilti
- inisiyasyon
- inisiyatif
- iniş
- iniş aracı
- iniş takımı
- iniş çıkış
- inişli
- inişli yokuşlu
- inişli yokuşlu uzanıp gitmek
- inişli çıkışlı
- inka
- inka imparatoru.
- inkar
- inkar etmek
- inkilapçı
- inkisar
- inkişaf
- inkişaf derecesi
- inkişaf etmek
- inkişaf etmiş
- inkişaf ettirmek
- inkâr
- inkâr eden kimse
- inkâr etmek
- inkâr etmek. disavowal ret
- inkâr etmek. questionlngly sorgu yolu ile .
- inkâr olunmaz
- inkâr ve tekzip manasında
- inkâr.
- inkârcı
- inkıbaz etmek
- inkılap
- inkılapçı
- inkılapçılık
- inkılâp
- inkılâpçı
- inkılâpçı. revolutionize tamamen değiştirmek.
- inkıraz
- inkıraz bulmak
- inkıraz bulmakta.
- inkıta
- inkıta. suspense account muallak hesap.
- inkıta. without cease durmadan
- inkıtaa uğramak
- inkıtaa uğramış
- inleme
- inlemek
- inleyecek derecede ıstırap çekmek
- inleyerek