LexiTurk← Dictionary

Turkish words: I

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • immün sistem, bağışıklık sistemi
  • immünoloji
  • immünolojik
  • impala
  • imparator
  • imparator mantarı
  • imparator otu
  • imparator penguen
  • imparator. emperor butterfly iri ve mor bir çesit kelebek
  • imparatora veya imparatorluga ait
  • imparatora yakışır
  • imparatorice.
  • imparatoriçe
  • imparatorluk
  • imparatorluk hükümeti
  • imparatorluk sistemi
  • imparatorlukla idare sistemi
  • imparatorun mevki ve yetki işareti
  • impassiv'ity vurdumduymazlık.
  • impercep'ti bleness görülemez oluş
  • imperfect
  • imperial
  • impertinency küstahlık
  • implant
  • implantasyon
  • import
  • imported.
  • impotency iktidarsızlık
  • impresario.
  • improv'isator irticalen şiir söyleyen şair
  • imrenme
  • imrenmek
  • imsak abstinent perhizkâr.
  • imtihan
  • imtihan etmek
  • imtihan kabilinden olan felaket veya keder. trial and error çeşitli yolları deneme
  • imtihan notları sonucu sınıf standartına göre not verme sistemi.
  • imtihan olan kimse. exam'iner imtihan eden kimse
  • imtihan öncesi çok çalışmak
  • imtihan.
  • imtina
  • imtina etmek
  • imtina etmek kırmak. deny oneself feragat etmek.
  • imtiyaz
  • imtiyaz vermek
  • imtiyaz, ayrıcalık
  • imtiyazla temin etmek
  • imtiyazlı arazi
  • imtiyazlı ihtira
  • imtiyazname
  • imtiyazım vermek veya almak. patent rights patent hakkı.
  • imtizaç
  • imtizaçsız
  • imza
  • imza eden
  • imza etme
  • imza ile kontrata bağlamak
  • imza ile tespit etmek
  • imza sahibi
  • imza sahibi. the present worth of şimdiki değeri.
  • imzalamak
  • imzalayarak onaylamak
  • imzalayarak onaylamak.
  • imzalı
  • imzasız
  • imzasız olarak.
  • imzâlamak
  • imâlat
  • in
  • in any event her halûkârda
  • in gibi yer
  • in good condition iyi durumda
  • in ile geçmesine
  • in ile içine almak
  • in ile zevk duyarak doya doya seyretmek veya dinlemek
  • in respect to göre
  • in sport şaka olsun diye. make sport of alay etmek
  • in the course of time zamanla. of course tabii
  • in- corporated
  • inadequateness yetersizlik. inadequately kifayetsiz olarak
  • inadına
  • inadına yapmak kahretmek. to spite his face nispet vermek için. in spite of rağmen
  • inak
  • inam
  • inamlmazlık incredibly inanılmaz şekilde
  • inan
  • inanan
  • inancın açıklanması.
  • inandırma
  • inandırmak
  • inandırmak.
  • inandırmak. convinced emin
  • inandırıcı
  • inanma
  • inanmak
  • inanmak.
  • inanmamak
  • inanması güç
  • inanmayan
  • inanmayan kimse
  • inanmaz
  • inanmıyorum
  • inanmış
  • inanç
  • inançla
  • inançlı
  • inançsız
  • inançsızlık
  • inanılmak
  • inanılması güç
  • inanılmaz
  • inanılmaz hikâye
  • inanılmaz. fishy eye donuk göz
  • inanılmaz. in credibility inanılmaz hal
  • inanılmaz. unreliability güvenilmezlik .unreliably güvenilmez surette.
  • inanılır
  • inanış
  • inat
  • inat etmek
  • inat için yapılmış duvar.
  • inatcı
  • inatla
  • inatçı
  • inatçı. decidedly kesinlikle
  • inatçı. mulishly inatla. mulishness inatçılık.
  • inatçı: titiz
  • inatçılık
  • inayet
  • inayet etmek
  • ince
  • ince accurately doğru olarak
  • ince altın. gold leaf çok ince altın varak. gold mine altın madeni
  • ince ayrıntıları görme yeteneği
  • ince ağaç dalı
  • ince bağırsak
  • ince bağırsaklarda bulunan azı kancalı bir çeşit solucan
  • ince bilegi taşı
  • ince bir tabaka halinde olan bir şey
  • ince bir tabaka ile kaplı.
  • ince boya tabakası ile kaplamak
  • ince da- marlı
  • ince dal
  • ince dalları çok.
  • ince dilim
  • ince dilim halinde kesilmiş yiyecek
  • ince elek.
  • ince eleyip sık dokumak
  • ince eleyip sık dokumak.
  • ince eleyip sık dokumak. square peg in a round hole mevkiine uygun olmayan kimse. holey delikli.
  • ince eleyip sık dokuyan
  • ince fark
  • ince farkları görebilme kabiliyeti
  • ince gagalı karga
  • ince gagalı martı
  • ince ince araştırmak
  • ince ince doğramak
  • ince ince yağan yağmur
  • ince ince yağmak
  • ince istemci
  • ince iş
  • ince işle ve emekle meydana getirmek
  • ince işçilik
  • ince kağıt
  • ince keten bezi
  • ince keten veya pamuklu kumaş
  • ince kuş tüyü
  • ince kök teli. root'y köklü
  • ince kıyılmış sert tütün
  • ince levha kalay
  • ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası.
  • ince madeni varak
  • ince makarna
  • ince muslin kumaş.
  • ince ruhlu
  • ince sezişli
  • ince tabaka
  • ince tabaka kaplama
  • ince tabaka. skim milk
  • ince tahta parçası
  • ince taneli
  • ince tel
  • ince tetkikat yapmak.
  • ince toz
  • ince tül kumaş
  • ince tüy
  • ince uzun
  • ince uzun yaprak
  • ince uzun yarış sandall
  • ince ve cırtlak sesle konuşmak
  • ince ve dar
  • ince ve küçük başlı çivi.
  • ince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt
  • ince ve ufak tahta parçası. splinter group hizip
  • ince ve uzun yarmak
  • ince ve uzunca kâğıt parçası
  • ince ve yüksek topuk
  • ince ve zarif.
  • ince ve şeffaf bir tabakayla kaplamak
  • ince yapı
  • ince yapılı
  • ince yük
  • ince zar
  • ince çizgi
  • ince çizgi .
  • ince çizgiler halinde kakma yapmak
  • ince çizgilerle süslemek
  • ince örtü
  • ince ünlü
  • ince.
  • ince. fragil'ity kolay kırılma
  • incecik
  • inceden inceye alay ederek. dryness kuru oluş
  • inceden inceye araştıran
  • inceden inceye işleme.
  • inceden inceye işleyerek.
  • inceden inceye işli. elaborately üzerinde dikkatle durarak
  • inceden inceye tetkik
  • inceden inceye tetkik etmek
  • inceden inceye tetkik etmek. dissecting teşrih
  • inceden inceye tetkik.
  • inceden inceye. minuteness çok küçük olma.
  • incel
  • inceleme
  • inceleme fırsatı
  • inceleme yazısı
  • incelemek
  • incelemek üzere lam hazırlamak
  • incelemek. Look lively! Acele et! Çabuk ol! look on bakıp durmak
  • incelemeli
  • incelenmek
  • inceleştirici
  • inceleştirmek
  • incelik
  • incelik ve zarafetten yoksun
  • incelik.
  • incelikle
  • incelikle delicateness incelik
  • incelikle işlemek
  • incelikle.
  • incelikle. gracefulness zarafet
  • incelikle. thoughtfulness düşüncelilik
  • incelikli
  • inceliksiz
  • inceliksiz.
  • incelikten yoksun
  • incelikten yoksun.
  • inceliği olmayan
  • incelme
  • incelmek
  • incelmek.
← PreviousPage 6 of 16Next →