LexiTurk← Dictionary

Turkish words: I

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • istifade etmemek
  • istifadeli bir hale getirmek
  • istifadeli. advantageously faydalı bir şekilde.
  • istifra etmek
  • istifrağ etmek
  • istifçi.
  • istifçilik
  • istihare namazı
  • istihbarat
  • istihbarat teşkilatı
  • istihdam
  • istihdam etmek
  • istihdam olunabilir. employer patron
  • istihfaf
  • istihfaf etmek.
  • istihfaf.
  • istihkak
  • istihkam
  • istihkam haline getirmek
  • istihkam hendeği.
  • istihkamlı mevkilere girmeye mahsus merdiven. scal'able tırmanılabilir.
  • istihkâm
  • istihkâm kale
  • istihkâm. hold the fort savunmak
  • istihkâmsız
  • istihlak
  • istihlâk edilmek
  • istihlâk etmek
  • istihraç
  • istihraç etmek
  • istihsal
  • istihsal edilen şeyler.
  • istihsal etmek
  • istihsali mümkün.
  • istihza
  • istihza etmek
  • istihza etmek.
  • istihza ile
  • istihza ile burun bükmek
  • istihza kabilinden. derisively alay edercesine.
  • istihza.
  • istihza. wipe away tears gözyaşlarını silmek. wipe one' boots on hor görmek
  • istika
  • istikamet
  • istikameti çevirme
  • istikbal
  • istikbalde olan
  • istikbalde.
  • istikbaldeki. the following şunlar.
  • istikbali garanti altına alınmış
  • istiklal
  • istiklâl
  • istiklâp
  • istikrah
  • istikrar
  • istikrar kazandırmak
  • istikrar. permanently sürekli olarak
  • istikrarsız
  • istikrarsızca. precariousness tehlikeli hal
  • istikrarsızlık
  • istikraz
  • istikraz. accommodations yatacak yer
  • istila
  • istila etmek
  • istilâ
  • istilâ etmek
  • istilâ etmek: sel gibi akmak
  • istilâdiye
  • istim
  • istimbot.
  • istimlak
  • istimlak etmek
  • istimlak impressment zorla alma
  • istimlak.
  • istimlâk etmek
  • istimlâk ettirmek. in possession elde etmiş
  • istimlâk hakkı. eminently ziyadesiyle
  • istimna
  • istimna etmek. masturba'tion istimna.
  • istinaf
  • istinat
  • istinat etmek
  • istinatgah
  • istinkak etmek
  • istinnasız
  • istinsah etmek
  • istintak
  • istintaç
  • istintaç etmek
  • istintaç etmek.
  • istirahat
  • istirahat etmek
  • istirahat odası
  • istirham
  • istirham etmek
  • istiridye
  • istiridye kabuğu
  • istiridye tarlasına yerleştirilmeye elverişli istiridye yavruları
  • istiridye yatağı
  • istiridye yumurtası
  • istiridyeleri yok eden bir çeşit kabuklu deniz hayvanı
  • istismar
  • istismar etmek
  • istismar etmek. grantee kendisine birşey hibe edilen kimse.
  • istismar etmek. take affront alınmak
  • istismar. exploiter sömüren veya istismar eden kimse
  • istisna
  • istisna etme.
  • istisna etmek
  • istisna etmek. exemption muafiyet
  • istisna kabul etmez kaide. hard cash
  • istisnai
  • istisnasıyla.
  • istisnasız
  • istisnasız with the exception of hariç tutulursa
  • istisnasız. by turns nöbetleşe. done to a turn tam kararında pişmiş. in turn sıra ile
  • istiyorsun.
  • istiğfar
  • istiğfar etmek. repentance pişmanlık
  • istiğrak
  • istişare
  • istişare etmek
  • istişare etmek. consultant müşavir
  • istişare etmek. delibera'tion üzerinde düşünme
  • istişareye ait.
  • istop etmek
  • istralya ile takviye etmek
  • istrongilos
  • isviçre'nin başkenti.
  • isyan
  • isyan bayrağı
  • isyan eden. insubordination baş kaldırma.
  • isyan ederek
  • isyan etmek
  • isyan. revolutionism devrim taraftarlığı. revolutionist devrimci
  • isyancı
  • isyancılık
  • isyankarlık
  • isyankâr
  • isyankâr şekilde
  • isyankâr. rebelliously asice
  • isyankârlık
  • isâbetli
  • it
  • it dalaşı
  • it hanım.
  • it has.
  • it hıyarı
  • it is
  • it ulur, birbirini bulur
  • it ürür, kervan yürür
  • it üzümü
  • it' somebody elses. Benim değil başkasınındır.
  • ita
  • ita.
  • itaat
  • itaat etme
  • itaat etme.
  • itaat etmek
  • itaat etmek durmak.
  • itaat etmek.
  • itaat etmek. bidding emir
  • itaat etmek. submittal teslim olma
  • itaat ettirmek
  • itaatkar uysal
  • itaatkâr
  • itaatkârlık
  • itaatli
  • itaatlilik
  • itaatsiz
  • itaatsiz.
  • itaatsizlik
  • itaatsizlik etmek
  • italik
  • italya'da Parma şehrine ait. Parmesan cheese parmıcan peyniri.
  • itboğan
  • itburnu
  • ite kaka yol açmak.
  • iteklemek
  • itelemek
  • item
  • iten
  • itenek
  • iterasyon
  • iterbiyum
  • itfaiye
  • itfaiye arabası
  • itfaiye aracı
  • itfaiye istasyonu
  • itfaiyeci
  • itfaiyecilik
  • itfaiyeyi çağır
  • itfaiyeyi çağırin
  • ithaf
  • ithaf .ded'icato'ry ithaf kabilinden.
  • ithaf etmek
  • ithaf etmek. dedicated ithaf olunmuş
  • ithal
  • ithal etmek
  • ithal malı
  • ithal vergisi
  • ithal veya ihracı yasaklanmış
  • ithalat
  • ithalatçı
  • ithalât cetveli. bill of exception itiraz dilekçesi. bill of exchange kambiyo senedi
  • ithalât veya ihracat üzerine hükümetin koyduğu vergi
  • ithalâtçılık. impor'ter ithalâtçı.
  • itham
  • itham etmek
  • ithamname
  • ithiyarı
  • iti an, çomağı hazırla
  • itibar
  • itibar etmek
  • itibar etmek account for hesap vermek
  • itibar etmemek
  • itibar etmemek. on account of için
  • itibar etmeyiş
  • itibar olunur
  • itibar.
  • itibar. honorably şerefle.
  • itibar. in vogue moda halinde
  • itibara lâyık
  • itibarda olmak. rate of exchange kambiyo sürümdeğeri. rate of interest faiz oranı. at any rate her nasılsa
  • itibarda.
  • itibardan düşme
  • itibardan düşmekte
  • itibardan düşmüş şey veya kimse back taxes vergi borcu.
  • itibardan düşürmek
  • itibaren
  • itibaren.
  • itibari
  • itibari değeri üstünde
  • itibariyle
  • itibarlı
  • itibarlı. importantly önemle
  • itibarlı. of oneself kendiliğinden
  • itibarsız
  • itibarsızlık
  • itibarını kaybetmek
  • itibarını lekelemek. in the eyes of gözünde
  • itibarını sarsmaya çalışmak
  • itici
  • itici gaz
  • itici kuvvet
  • itidal
  • itidale getirmek
  • itidalle.
  • itikadî mezhep
  • itikat
← PreviousPage 11 of 16Next →