Turkish words: H
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- hepsi
- hepsi beraber.
- hepsi bir şekilde
- hepsi birden .
- hepsi birden.
- hepsi hazır
- hepsi içinde olarak
- hepsi.
- hepsini bir tutma
- hepyek
- hepçil
- hepçil. omnivor ous reader her çeşit kitap okuyan kimse.
- her
- her an
- her an mevcut olan tehlike. at sword' points her an çatışmaya hazır
- her an mücadeleye hazır olmak. fighting savaş
- her bakımdan yardım etmek
- her bir
- her biri
- her biri kendisinin olan
- her biri. one another birbirlerini. one and sixpence eski
- her birine
- her defa
- her gün
- her hafta
- her halde
- her halde. at the rate of hesabıyle
- her halde. by no manner of means katiyen
- her halükârda
- her hangi
- her hangi bir sistemin evrenle birlikte düzensizlik ve tesirsizliğe doğru olan eğilimi.
- her hangi bir ölçü sistemi
- her hikâyenin iki tarafı var
- her hususta
- her hususta anlaşmak. see into nüfuz etmek
- her hâlde
- her hâlükârda
- her iki
- her iki cinse uygun
- her iki taraf için bahse girişme
- her iki tarafı da dinlemek
- her ikisi de
- her istasyonda duran tren
- her işte bir hayır vardır
- her kim. He isn't just anybody. O herhangi bir kimse değil.
- Her Majesty Haşmetmeap
- her naneyi yemek. go one' way kendi yoluna gitmek
- her nasılsa
- her nasılsa. somehow or other her nasıl olursa olsun.
- her ne
- her ne kadar
- her ne pahasına olursa olsun
- her ne zaman
- her nerede.
- her neyse
- her saat başı vuku bulan.
- her sene. annually her sene
- her seyi yiyen
- her tarafa
- her tarafta
- her tarafına dikkatle bakmak
- her türlü emirleri makina gibi yerine getiren vicdansız ve duygusuz kimse. robot bomb kendi kuvvetiyle uçan bomba.
- her türlü makyaj malzemesi.
- her türlü. every bit as much tam onun kadar. everyfour days dört günde bir. every now and then
- her vakit
- her vakit kullanılmaya hazır
- her yanı kaplayan
- her yemeğin ayrı ayrı fiyatı olan.
- her yer
- her yerde
- her yerde bulunan
- her yerde ve her zaman hazır. omnipresence her yerde bulunma.
- her yere
- her yerinde
- her yönden
- her yönüyle
- her yönüyle. out of breath nefesi kesilmiş
- her zaman
- her zaman cevap veren imdat te lefonu
- her zaman görülen
- her zaman için
- her zaman için.
- her zaman. year of grace miladi sene. year of Hegira hicri sene. astronomical year
- her zamanki gibi. It is usual to do so Böyle yapmak adettir. usually ekseriyetle
- her zamanki konuşma ve hareket şekli
- her çareye başvurmak. keep one at arm' length birini pek yaklaştırmamak
- her şey
- her şey hiç bir şey. anything but... olmasın da ne olursa olsun.
- her şey yerinde. at one' orders emre hazır. by order emre göre
- her şey. All went well. Her şey yolunda gitti.above all bilhassa
- her şeyden fazla. after all nihayet
- her şeye gücü yeten. the Omnipotent Kadirimutlak
- her şeye inanan. credulously safiyane
- her şeye rağmen.
- her şeyi bilen
- her şeyi dakikası dakikasına yapan
- her şeyi hesaba katarak
- her şeyi hesaba katarak. on the track of peşinde
- her şeyi kader ve kısmete bağlayan kimse
- her şeyi kapmak isteyen kimse
- her şeyi kaybetme. at a loss şaşırmış
- her şeyi öğrenmek isteyen
- her şeyin harfiyen yapılmasını isteyen.
- her şeyin karanlık tarafını gören kimse.
- her.
- Hera
- Heraklit
- heraldik
- herbaryum
- herbisit
- herbokolog
- hercai
- hercai menekşe
- hercailik
- hercümerç
- herdemtaze
- herek
- hereklemek
- Hereroca
- herhalde.
- herhangi
- herhangi bir
- herhangi bir adet ifade eden işaret
- herhangi bir ahlaki reform hareketinin öncüsü
- herhangi bir aletin kayıcı kısmı. slide bar kapı sürmesi
- herhangi bir bilim dalmda doktora yapmış olan kimse
- herhangi bir cisimden ifraz olunan ter gibi sıvı
- herhangi bir duygu ve fikrin esiri olmak
- herhangi bir erkek kuş
- herhangi bir felâket meydana getiren afet
- herhangi bir hissi sirayet ettirmek. infection bulaşma
- herhangi bir Hıristiyan mezhebi
- herhangi bir ifade tarzı
- herhangi bir ilaca alerjin var mı?
- herhangi bir ilaca alerjiniz var mı?
- herhangi bir insan topluluğu
- herhangi bir işe yeni başlayan kimse
- herhangi bir işi görmek için gerekli olan vasıta
- herhangi bir işi hararetle devam ettirmek. Go to blazes! Cehenneme git ! Defol !
- herhangi bir kabın içindeki biten maddenin yerine konan yedek takım.
- herhangi bir kimse
- herhangi bir kimse.
- herhangi bir kuramın dayandığı düşüncelerin tümü
- herhangi bir maddenin gramla çarpılan molekül ağır1ığı.
- herhangi bir maden sülfatı
- herhangi bir meseledeki açık veya zayıf nokta.
- herhangi bir prensibi yaymaya çalışan teşkilât. propagandist bir prensibi yay- maya çalışan kimse
- herhangi bir sıvı birikintisi
- herhangi bir teşkilâtın yönetilen üyeleri.
- herhangi bir yapnın kaidesi.
- herhangi bir yazı
- herhangi bir yer.
- herhangi bir yere veya yerde
- herhangi bir yolu kapamak için yapılan mania
- herhangi bir zamanda
- herhangi bir zamanda. ever after ondan sonra
- herhangi bir çeşit boa yılanı.
- herhangi bir ırka veya memlekete verilen isme ait.
- herhangi bir şey
- herhangi bir şey için en mühim ve esaslı şeyler. vital force
- herhangi bir şey. old wives'tale batıl itikat
- herhangi bir şeye katılmış cüzi bir miktar
- herhangi bir şeye yeni balayan kimse
- herhangi bir şeyi anmak için yapılan şey veya merasim
- herhangi bir şeyi idare eden şef. directorate müdüriyet
- herhangi bir şeyin doğal yeri .
- herhangi bir şeyin enli ucu veya sapı
- herhangi bir şeyin fazlası
- herhangi bir şeyin geride olan kısmı
- herhangi bir şeyin içi veya Sişkin olan kısmı
- herhangi bir şeyin kol veya dalı
- herhangi bir şeyin orta kısmındaki girinti
- herhangi bir şeyin pul gibi kabaran parçası
- herhangi bir şeyin yerini gösteren işaret
- herhangi bir şeyin yüz tarafı
- herhangi bir şeyin ön tarafı veya cephesi.
- herhangi bir şeyin öğrenildiği yer
- herhangi biri. one and all hepsi
- herhangi büyük ve tantanalı bir şehir
- herhangi güzel bir koku.
- herhangi koyu bir sıvı veya hamurumsu preparat
- herhangi kârlı bir şey. pay office vezne dairesi. pay phone umumi telefon. be in the pay of hizmetinde olmak
- herhangi özel bir şey
- herif
- herkes
- herkes girebilir. publicly alenen
- herkes hata yapar
- herkes ile yapılan
- herkes tarafından anlaşılabilir
- herkes tarafından bilinme
- herkes tarafından sevilen
- herkes. lay low yatırmak
- herkese açık
- herkese dehşet salan kimse
- herkese ilân etmek
- herkese mahsus
- herkesi azarlayan şirret kadın.
- herkesi güldürmek
- herkesin içinde methetmek
- herkesin katıldığı kavga.
- herkesin oyuncağı olan kimse
- herkesin önünde open to the public umuma açık
- herkesle yatan
- herkesle çabuk ahbap olan kimse
- herkesçe anlaşılabilir
- herkesçe bilinen
- herkesçe bilinen hakikat
- herkesçe bilinmesi caiz olmayan.
- herkesçe itibar edilen
- herkesçe kabul edilmiş.
- Herkül
- Herkül.
- hermafrodit
- hermenötik
- Hermes
- Hersek
- Hersek.
- Herson
- hertz
- herzamanki. as usual âdet üzere
- herze
- herşey
- herşeye rağmen
- hesaba alma. note paper mektup kâğıdı. circular note genelge
- hesaba gelmez
- hesaba katmadan
- hesaba katmadan.
- hesaba katmak
- hesaba katmak.
- hesaba katmak. included dahil.
- hesaba katmak.turn to account kullanmak
- hesaba katmayan. irrespective of ne olursa olsun
- hesaba katılabilir.
- hesaba kaydetmek
- hesabi
- hesabı kapatmak
- hesabı kuvvetli. in sum uzun sözün kısası
- hesabı verilmeyen
- hesabı ödeyip ayrılmak
- hesabı şimdiki tarihe kadar kaydetmek
- hesabıma
- hesabın doğru sonucu. answerless cevapsız.
- hesabına
- hesabını bilir. prudence basiret
- hesabını temizlemek
- hesabını vermek. give an account of oneself nerede olduğunu ve ne yaptığını söylemek
- hesap
- hesap açığı
- hesap cetveli.
- hesap defterinin en büyüğü