Turkish words: G
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- gökyüzü
- gökçe
- gökçe balığı
- gökçe delice
- gökçe güvercin
- gökçe tuygun
- gökçe yazın
- Gökçeada
- gökçeleşmek
- gökçeleştirmek
- gökçül
- gökölçüm
- gökşin
- göl
- göl kestanesi
- göl otu
- göl soğanı
- göl süseni. pondweed su otu.
- gölcük
- gölcül
- gölek
- gölet
- gölevez
- gölge
- gölge balığı
- gölge düşürmek
- gölge etmek
- gölge gibi.
- gölge oyunu
- gölge resim
- gölge yazar
- gölge şeklinde resim yapmak
- gölgebalığı
- gölgede bırakmak
- gölgelemek
- gölgeli
- gölgeli lori
- gölgeli yunus
- gölgelik
- gölgelik yer
- gömlek
- gömlek değiştirmek
- gömlek eteği. shirttail relative dış kapının mandalı.
- gömme
- gömmek
- gömmek.
- gömrüşmeye gitmek
- gömülü
- gömüt
- gömütlük
- gönder
- gönderen
- gönderi
- gönderici
- gönderilen mal
- gönderilen yer
- gönderilmek
- gönderme
- göndermek
- gönen
- gönenç
- gönençli
- gönençli. Golden Age Yunan ve Roma ef- sanelerinde geçen
- gönlü açılmak
- gönlü rahat tranquil'lity sükun. tranquilly sükunetle tranquilness sükunet.
- gönlü yatmış.
- gönlünü ferahlatmak
- gönlünü kazanmak
- gönlünü yapmak
- gönlünü yapmak tatlı sözle kandırmak
- gönlünü yapmak. prevail over
- gönye
- gönül
- gönül bulandırıcı
- gönül ferahlığı
- gönül hoşluğu.
- gönül hoşluğuyle. in parts parça parça
- gönül okşamak
- gönül rahatlığı
- gönül rahatlığı. complacent kendi halinden memnun
- gönül rızası ile
- gönül- süzlük
- gönülden kopan
- gönülden. take it kindly iyi niyetli olduğunu kabul etmek
- gönüllü
- gönüllü asker
- gönüllü asker yazma veya yazılma.
- gönüllü olarak askere gitmek
- gönüllü olarak.
- gönüllü olarak. readiness hazır olma
- gönüllü olmak.
- gönüllülerden ibaret
- gönüllülük
- gönüllülük.
- gönülsüz
- gönülsüzce
- gönülsüzlük
- gönülsüzlükle.
- gör
- gördek
- gördün mü
- Gördün mü?
- göre
- göre according as göre
- görece
- görecelik
- göreci
- görecilik
- göreli
- görelik
- görelik kuramı
- görelilik
- gören kimse
- görenek
- göreneklere uymayan.
- göreneksel
- görenekçilik
- görerek.
- görev
- görev dolayısıyle muafiyet
- görev dışındaki
- görev olarak yükletilmiş
- görevden almak
- görevden kaçınmak
- göreve gelme
- görevi kötüye kullanma.
- görevi yerine getirmede kusur
- görevine son vermek
- görevini bilen vazifeşinas: itaatkar
- görevini ihmal eden kimse
- görevlendirme
- görevlendirmek
- görevlendirmek.
- görevli
- görevli kimse
- görevsel
- görgü
- görgü kurallanna göre hareket etmek. behave oneself terbiyesini takınmak
- görgü kuralları
- görgü tanığı
- görgü şahidi.
- görgülü davranmak
- görgüsüz
- görgüsüzlük
- görkem
- görkemli
- görme
- görme duyusu
- görme duyusuna ait
- görme duyusuna ait. optical illusion gözün yanılması. optically optik vasıtalarla
- görme duyusuna yardım eden
- görme engelli
- görme engelliyim
- görme gözesi
- görme imkânı
- görme kuvveti
- görmeden veya okumadan geçme. skip rope atlama ipi. skippingly seke seke
- görmedim
- görmek
- görmek.
- görmek. perceivably gözle görülecek şekilde
- görmek. take in hand avuncunun içine almak
- görmemek
- görmez
- görmezden gelmek
- görmezlikten gelmek
- görmezlikten gelmek.
- görmüş geçirmiş
- görmüş geçirmiş adam
- görsel
- görsel sanatlar
- görur gibi olmak
- görçek
- görü
- görücü usulü evlilik
- görüldü atmak
- görülebilir
- görülebilir. discernibly görülecek surette
- görülebilirlik
- görülecek işler.
- görülecek şey
- görülegelmek
- görülemez
- görülen şey
- görülmedik
- görülmemiş
- görülmeye değer
- görülmeyen şey veya kimse. invisible ink ancak kimyasal etki veya ısı tesiriyle görünen
- görülmez
- görülmez olarak.
- görülür
- görülür veya dokunulur şey
- görümce
- görümsü
- görünen tepkime
- görüngü
- görünme
- görünmek
- görünmek. present some difficulty güçlük çıkarmak.
- görünmeye başlamak
- görünmeyen
- görünmez
- görünmez el
- görünmezlik
- görüntü
- görüntü birimi
- görüntü kapısı
- görüntü kümesi
- görüntü yönetmeni
- görüntü. presence of mind serinkanlılık
- görüntülemek
- görüntüleyici
- görünüm
- görünüm menüsü
- görünüm veya görev itibariyle belkemiğine benzeyen herhangi bir
- görünür
- görünürde
- görünürde. fully tamamen
- görünürlük
- görünüş
- görünüş the species insan.
- görünüş. visaged yüzlü
- görünüşe bakılırsa
- görünüşe göre
- görünüşlü.
- görünüşte
- görünüşte iyi olan kalitesiz şey
- görünüşte makul veya haklı olan
- görünüşte olan. heir apparent taht
- görünüşte süslemek
- görünüşte.
- görünüşteki. surface current düzey akıntısı. surface impressions dış izlenimler
- görür
- görür görmez
- görüş
- görüş alanı
- görüş açısı
- görüş açısı. beyond one' ken akıl almaz. within my ken gözumün seçebildiği yerde
- görüş kuvveti
- görüş noktası
- görüş sahası
- görüş ve fikir teatisi için toplantı
- görüş. visibly görünebilir halde.
- görüşlü
- görüşme
- görüşmek
- görüşmek üzere
- görüşmek. enter into an agreement anlaşmaya varmak. enter on
- görüşmeye başlamak
- görüşmeye gitme