Turkish words: G
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- görüşmeyeli uzun zaman oldu
- görüşmeyi reddetmek
- görüşü
- görüşürüz
- görüşüyle.
- gösterebilmek
- gösteren
- gösteren şey veya kimse
- göstererek ders vermek. demonstra'tioni ispat
- göstereç
- gösterge
- gösterge bilimi
- gösterge panosu
- gösterge tablosu
- göstergebilim
- göstergede okunan hava hızı
- göstergenin kaydettiği öIçüm
- göstergeç
- gösteri
- gösteri yaparak sokakları dolaşmak
- gösterici
- gösterim
- gösterim süresi
- gösterimlemek
- gösteriş
- gösteriş flauntingly gösteriş yaparak
- gösteriş kabilinden
- gösteriş meraklısı kimse
- gösteriş olsun diye
- gösteriş yapan kimse.
- gösteriş yapmak
- gösteriş yapmak için dolaşmak
- gösteriş yapmak. act as başkasının vazifesini yapmak. act on a suggestion yapılan teklife göre davranmak.
- gösteriş.
- gösterişli
- gösterişli bir şekilde
- gösterişli fakat sahte
- gösterişli hareketlerde bulunmak
- gösterişli olarak. grand ness ihtişam
- gösterişli stateliness haşmetli olma.
- gösterişli süs. gingerbread tree dum ağacı
- gösterişli yazlık ev
- gösterişli.
- gösterişli. ornately çok süslü bir şekilde. ornateness fazla süslülük.
- gösterişli. portliness cüsseli oluş
- gösterişli. showily gösteriş olsun diye. showiness gösterişlilik.
- gösterişsiz
- gösterişsiz.
- gösterişsizce. modesty alçak gönüllülük
- gösterişçi
- gösterme
- göstermek
- göstermek veya işletmek
- göstermek. show one' hand kozunu meydana koymak
- göt
- göt deliği
- Göteborg
- götlek
- götveren
- götüm
- götünü yırtmak
- götüren kimse
- götürge
- götürmek
- götürü iş
- götürü iş yapmak.
- götürülmüş
- gövde
- gövde gösterisinde bulunmak
- gövdebilim
- gövdesi üç köşe olan Rus mandolini.
- gövdesiz
- gövem
- göveri
- göverti
- göz
- göz akı
- göz alan
- göz allalık
- göz almak
- göz altlannda meydana gelen torba gibi şişkinlik
- göz altına almak
- göz alıcı
- göz alıcılık
- göz atma.
- göz atmak
- göz atıcı
- göz ayrımı
- göz açtırmayan.
- göz açıp kapayıncaya kadar
- göz banyosu
- göz bebeği
- göz bilimci
- göz boncuğu
- göz boyama
- göz boyamak.
- göz boyayıcı.
- göz dağı vermek
- göz devirmek
- göz dikmek
- göz dikmek.
- göz doktoru
- göz erimi
- göz farı
- göz gezdirmek
- göz göze
- göz hapsinde tutan kimse
- göz ilmine ait
- göz işareti
- göz kamaştıracak surette parlamak
- göz kamaştıracak surette.
- göz kamaştırmak
- göz kamaştırıcı
- göz kamaştırıcı ışık
- göz kamaştırıcı. gorgeously muhteşem bir şekilde.
- göz kapağı
- göz kapağı.
- göz kararı
- göz korkutucu
- göz koymak. set fire to tutuşturmak
- göz kulak olmak
- göz küresi
- göz küresi.
- göz kırparak işaret etmek
- göz kırpma
- göz kırpmak
- göz kırptırmak
- göz kırpıştırma
- göz kırpıştırmak
- göz onüne almak
- göz rengi
- göz süzmek
- göz tansiyonu
- göz veya ışık vasıtasıyle işleyen
- göz yaşartıcı bomba imalinde kullanılan kimyasal bir sıvı.
- göz yaşları ile dolu.
- göz yaşı dökmek
- göz yaşı dökmeyen. dry farming kuru tarım usulü. dry goods manifatura
- göz yorgunluğu.
- göz yumarak.
- göz yumma
- göz yummak
- göz yummak. to the point yerinde
- göz yumurta
- göz yuvan
- göz yuvarı
- göz çukuru
- göz çukuruna ait.
- göz önünde bulundurmak
- göz önünde bulundurmayan
- göz önünde tutarak
- göz önünde tutmak
- göz önünde tutulursa.
- göz önünde.
- göz önüne alarak. when he comes geleceği zaman
- göz önüne almak
- göz önüne getirilebilecek şekilde.
- göz önüne getirilebilir. imaginably tasavvur edilebilir surette
- göz önüne koymak
- göz önüne serilme
- göz önüne serme.
- göz önüne sermek
- göz önüne çıkmak.open in içeriye doğru açılmak. open out dışarıya doğru açılmak
- gözaltma almak. detainment engelleme
- gözaltı
- gözaltına almak
- gözaltına alınmak
- gözaltında tutma
- gözaltında. in one's hands uhdesinde
- gözardı etmek
- gözatıcı
- gözbağcı
- gözbağcılık
- gözbağı
- gözbağı.
- gözbebeği
- gözbilim
- gözbilimci
- gözcü
- gözcüler
- gözcülük
- gözdağı
- gözdağı vermek
- gözdağı vermek. menacingly tehdit ederek.
- gözde
- gözde karasu hastalığı
- gözde olan. fairminded makul düşünen
- gözde olmak
- gözdeki saydam tabaka.
- gözden düşme
- gözden düşmüş. unpopularity gözden düşmüş olma
- gözden düşürmek
- gözden geçirmek
- gözden kaybolma
- gözden kaybolmak
- gözden kaçırma.
- gözden kaçırmak
- gözden saklamak. obscurely anlaşılmayacak şekilde. obscureness
- gözden uzak
- gözden ırak olan gönülden de ırak olur
- göze
- göze ait
- göze almak
- göze almak. at your risk ziyan olduğu takdirde sizin hesabınıza
- göze batan
- göze benzer herhangi bir şey
- göze bilimi
- göze görünmeyen.
- göze göz
- göze göz, dişe diş
- göze hoş görünmesi için çeşitli metotlarla fazla büyümesi engellenmiş ağaç
- göze hoş görünmeyen
- göze veya görme duyusuna ait
- göze çarpacak surette.
- göze çarpacak yerde.
- göze çarpan
- göze çarpan kimse veya şey
- göze çarpan şey
- göze çarpan. flashily gösterişli bir şekilde
- göze çarpan. strikingly dikkat çekecek surette.
- göze çarpmak
- göze çarpmayan
- göze çekirdeği ekşiti
- göze çirkin görünen şey
- gözek
- gözeli
- gözenek
- gözenekli
- gözetim
- gözetiminde. on trust güvenle
- gözetleme
- gözetleme deliği
- gözetleme yeri
- gözetlemek
- gözetlemek. keep one' word sözünün eri olmak
- gözetleyenleri kim gözetleyecek
- gözetme
- gözetmek
- gözetmek. look ahead ileriye bakmak
- gözetmek. look out for dikkat etmek. look over incelemek
- gözetmen
- gözevi
- gözgü
- gözkapağı
- gözkulak olmak
- gözle görülebilir
- gözle görülen
- gözle görülmeyen şeyleri gören
- gözle görülmeyen şeyleri görme kudreti
- gözle görülür