Turkish words: F
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- flash disk
- flavorful
- flavory Iezzetli.
- flavta
- flavtacı. fluty flut sesi gibi
- flaş
- flaş lambası
- flaş sürücüsü
- fleawort pire otu
- fled
- fleksibl
- flerovyum
- flesh nor fowl hiç bir özelliği olmayan şey.
- flesh nor fowl. Hiç bir özelliği yok. fowler kuş avcısı. fowling piece av tüfeği.
- Flevoland
- flit
- flkırdamak
- flok
- flor
- flora
- Floransa
- Floransa şehri.
- Flores kargası
- floresans
- Florida
- Florida Departmanı
- florin
- florit
- florya
- florür
- flotasyon
- flotilla
- floş
- flrlatmak
- flu
- flu.
- fluid
- flurcun
- flöre
- flört
- flört etmek
- flört etmek. carry out başarmak
- flört etmek. sparkish hoppa
- flört etmeye alışkın kimse: fırlama atılış
- flörtçü
- flörtöz
- flüt
- flüt sesini andıran.
- flüt çalmak: flüt gibi ses çıkarmak veya şarkı söylemek
- flütçü
- fmdık ağaca ait
- fobi
- fobofobi
- fobya
- fodra
- fok
- fok kürkü
- fok veya balina gibi hayvanlann yavrusu
- fokgiller
- fokstrot
- fokurdama
- fokurdatmak
- fol
- folik asit
- folikül
- folio
- folklor
- folklorcu
- following
- folluk
- folya balığı. skatefish kırk ambar
- folyo
- fon
- fondöten
- fondü
- fonem
- fonetik
- fonetik alfabe
- fonetik alfabediki işaret
- fonetik olarak
- fonetik.
- fonetikçi
- foniyatri
- fonksiyon
- fonksiyon uzayı
- fonksiyonalizm
- fonksiyonel
- fonksiyonel programlama
- fonograf
- fonogram
- fonolog
- fonoloji
- font
- font. cast-iron pikten yapılmış
- for
- for an age uzun bir zaman
- for ile aramak
- for ile delil göstererek lehte söz söylemek
- for ile dublorluk etmek
- force majeure karşı konulmaz kuvvet
- forestry.
- forint
- fork over
- form
- forma
- formaldehit
- formalite
- formalite icabı. perfunctorily formalite icabı olarak
- formasyon
- format
- formda kalmak
- formel
- formen
- formik asit
- formika
- Formosa
- Formosa dili
- Formoza
- Formoza mavi saksağanı
- Formoza çamurcunu
- Formoza.
- Formula 1
- Formula Bir
- formül
- formül halinde ifade etmek
- formül haline koyma.
- formüle
- formüle etmek
- formüler
- fors
- forte
- fortlamak
- fortçu
- fortçuluk
- forum
- forvet
- foseptik
- fosfat
- fosfin
- fosfor
- fosfor.
- fosforik
- fosforik asit
- fosforlanma
- fosforlu kalem
- fosforsu
- fosforumsu
- fosforışıl
- fosil
- fosil yakıt
- fosil yakıtlar
- fosilleşmek
- fosilleşmiş
- fosilleştirmek
- fotofiniş sistemi
- fotofiniş tekniği
- fotograf makinaslna film koymak
- fotografik hafıza
- fotojenik
- fotokimya
- fotokimyasal sis
- fotokopi
- fotokopi makinesi
- fotoliz
- foton
- fotoperiyodizm
- fotosentez
- fotosentez.
- fotosfer
- fotoğraf
- fotoğraf albümü
- fotoğraf klişesi
- fotoğraf makinası
- fotoğraf makinesi
- fotoğraf sehpası. tripodal sehpaya benzer.
- fotoğraf çekmek
- fotoğraflamak
- fotoğrafta güzel çıkan. photogenically fotojenik olarak.
- fotoğrafta olduğu gibi.
- fotoğrafçı
- fotoğrafçı.
- fotoğrafçılık
- fotoğrafçılık.
- fragman
- frak
- frak. fullface cepheden alınmış fotoğraf
- fraksiyon
- frambuaz
- franc
- francala
- France
- Frances atmacası
- frank
- frank.
- Frankeştayn
- Frankfurt
- franklar
- Franklin martısı
- Fransa
- Fransa Bisiklet Turu
- Fransa ve ispanya'nın Batı Pireneler bölgesinde oturan Bask kabilesinden biri
- Fransa'da bir eyaletin ismi
- Fransa'ya
- Fransa'ya ait Gallican Galya veya Fransa'ya ait
- Fransa.
- fransiyum
- Fransız
- Fransız asıllı fakat Louisiana'da doğmuş kimse
- Fransız Cumhuriyeti
- Fransız Devrimi
- Fransız erkeği
- Fransız Guyanası
- Fransız ihtila1i sırasında tedhiş mahkemesi taraftarı
- Fransız İhtilali
- Fransız ihtilalinde Cumhuriyet Hükümetini idare eden beşler heyeti
- Fransız kadını
- Fransız Polinezyası
- Fransız Rivierası
- Fransız öpücüğü
- Fransızca
- Fransızlar
- Fransızlara veya Fransızcaya ait
- Fransızlaşmak
- Fransızlaştırmak
- Fransızlık
- frapan
- Frau
- frekans
- fren
- fren kuvveti
- fren pedalı
- fren tertibatı takmak
- fren yapmak
- French
- frengi
- frengi.
- frenin tekerleğe bastığı yer
- Frenk
- frenk eriği
- Frenk lahanası
- Frenk menekşesi
- Frenk salatası
- Frenk üzümü
- Frenk.
- frenkinciri
- frenleme
- frenlemek
- frenoloji
- frequency.
- fresk