Turkish words: F
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- fikrinin hepsini söylememe
- fikrisabit
- fil
- fil elması
- fil faresi
- fil hastalığı
- filan
- filan filan. thus far buraya kadar
- filanca tarafta bulunmak
- filantrop
- filarmonik
- filateli
- filatelist
- filbahri
- fildişi
- Fildişi Kıyısı
- fildişi martısı
- fildişi rengi
- Fildişi Sahili
- Fildişi Sahili Cumhuriyeti
- file
- file bekçisi
- Filedelfiya
- fileli çöp kovası
- fileli çöp kutusu
- fileto
- filhakika. of no effect etkisiz
- Filibe
- Filibe ili
- Filibe şehri.
- filigran
- filika
- filika demiri
- filika demiri kullanmak
- filika oturaklarından biri
- filikada pruvacı.
- filim
- filim v.b. banyosu
- filim çevirmek
- filinta
- Filipin Adaları halkından biri.
- Filipin adalarının başşehri
- Filipin ördeği
- Filipin şebeği
- Filipince
- Filipinler
- Filipinler Cumhuriyeti
- filiskin
- Filistin
- Filistin'e ait
- Filistin.
- Filistin. holy of holies Musevi tapınaının en iç kısmı
- Filistinli
- Filistinli.
- filiz
- filiz sürdürmek
- filiz sürmek
- filiz sürmek.
- filiz vermek
- filiz.
- filizlenme
- filizlenmek
- filizlenmek. come under girmek. come up against -e çatmak
- film
- film banyosu ilacı
- film parçası
- film yönetmeni
- film çekmek
- filmi çekiminden sonra seslendirmek.
- filo
- filo komutanı. health officer sağlık memuru. petty officier assubay
- filo teşkil etmek.
- filo. fleet of trucks bir firmanın bütün kamyonları.
- filolog
- filoloji
- filozof
- filozof. sagely bilgece
- filozofik
- filozofça
- filozofça konuşmak veya düşünmek
- filtre
- filtre kahve
- filtre vazifesi görmek
- filtreden geçirmek
- filtreleme
- filum
- filvaki.
- Fin
- Fin dili.
- Fin hamamı.
- Fin Ugor
- final
- final sınıf
- finalist.
- finalizm
- finans
- finansal
- finansal köle
- finansal yönetim
- finanse etmek
- finansman
- fincan
- fincan tabağı
- fincan tabağı.
- fincancı
- Fince
- fine
- fingirdek
- finiş
- Finlandiya
- Finlandiya Cumhuriyeti
- Finlandiya Körfezi
- Finlandiya.
- Finlandiyalı
- Finli. Finnic Finlandiya'ya veya Fin diline ait. Finnish Finlandiya'ya mahsus
- fino köpeği. lap of luxury servet ve rahatlık. lapful kucak dolusu.
- fint
- firar
- firar eden
- firar etmek
- firar etmek kurtulmak
- firar etmek. deserter firari
- firar etmek. run away with alıp kaçmak
- firari
- firari.
- firavun
- firavun faresi
- firavun inciri
- firavun.
- firavuninciri
- fire
- fire hydrant yangın musluğu.
- fire vermek
- fire. shrink'ingly çekinerek
- Firenze ili
- firkete
- firma
- firuze
- fiske
- fiske vurmak
- fisket
- fistan
- fistan giyinme
- fisto
- fisto. loop the loop uçak ile havada dikey dönüş yapmak
- fistül
- fit
- fit kare
- fitil
- fitil gibi
- fitil gibi.
- fitil ile yarayı işletmek.
- fitil koymak
- fitil.
- fitillemek
- fitilli bir çeşit ipekli veya yünlü ipekli kumaş.
- fitilli kadife
- fitilli kadifeden yapılmış
- fitlemek
- fitne
- fitneci
- fitneci kimse
- fitopatoloji
- fitoplankton
- fitoterapi
- five and dime tuhafiye mağazası. fivefingers beşparmakotu
- fiyaka
- fiyakalı
- fiyasko
- fiyasko.
- fiyat
- fiyat etiketi
- fiyat indirimi
- fiyat indirimi yapmak
- fiyat indirme
- fiyat koymak
- fiyat kırmak
- fiyat listesi
- fiyat sigorta ve navlun. cost of living hayat pahalılığı
- fiyat söylemek
- fiyat takdir etmek
- fiyat talep etmek
- fiyat teklif etmek
- fiyat teklifi.
- fiyat vermek
- fiyat yükselmesi
- fiyat yükseltmek.
- fiyatlandırma
- fiyatlarda düşme korkusu
- fiyatları dondurmak
- fiyatları düşürmek
- fiyatların birden düşmesi
- fiyatların düşmesi
- fiyatta büyük indirim yapmak
- fiyatı olmak
- fiyatı yükselmek
- fiyatı yükseltmek
- fiyatını indirmek
- fiyonga
- fiyonk
- fiyort
- fiyu
- fizibilite
- fizik
- fizik bilimi
- fizik tedavi
- fizik ötesi. metaphysical metafiziğe ait. metaphysically metafizik yönünden.
- fizik.
- fiziki
- fiziki coğrafya
- fizikokimya
- fizikokimyasal
- fiziksel
- fiziksel kimya
- fiziksel nicelik
- fiziksel özellik
- fizikçi
- fizikî coğrafya
- fiziğin hidrodinamik bahsi ile ilgili. hydrodynamics sıvıların durumunu inceleyen fizik kolu
- fizyol. büzülme
- fizyol. otonom.
- fizyol. âdet
- fizyolog
- fizyoloji
- fizyoloji. physiologist fizyolog.
- fizyolojik
- fizyonomi
- fizyoterapi
- fizyoterapist
- fiğ
- fiş
- fişe takmak
- fişek
- fişek atmak
- fişeklik
- fişlemek
- fjtif
- fl tufeği namlusu sol omuza doğru olmak üzere eğri vaziyette tutmak.
- flama
- Flaman
- Flaman Bölgesi
- Flaman kuşu
- Flamanca
- flamandaca
- flame atmak
- flame yapmak
- flamelemek
- flamenko
- flamingo
- flandra