Turkish words: F
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- fenalaşmak.
- fenallk
- fenalık
- fenalık etmek
- fener
- fener balığı
- fener gemisi
- fener kulesi
- fener kulesi.
- fener kulesinde kullanllan ışık aynası.
- fener şamandırası. light dues fener resmi. light meter ışıkölçer
- Fenerbahçe
- fenerbalığı
- fenerci
- fenerli şamandıra. floating population gelip geçici ahali
- fenik
- Fenike
- Fenike dili
- Fenikece
- Fenikeli
- Fenikelilerin aşk ilâhesi
- fenni
- fenni amaçlarla diri hayvan üzerinde yapılan açımlama. vivisectionist böyle teşrih yapan kimse.
- fennî
- fenol
- fenoloji
- fenomen
- fenomenal
- fenomenoloji
- fenotip
- fent
- feodal
- feodalite
- feodalizm
- fer
- fer'mentative mayalanan
- ferace
- feragat
- feragat edilmesi mümkün.
- feragat etmek
- feragat etmek: resmen bırakmak veya feragat etmek
- feragat name.
- feragat senedi
- feragat.
- feragat. a flat denial tam inkâr
- feragatname
- ferah
- ferah.
- ferah. spaciously geniş bir şekilde
- ferahlama
- ferahlamak
- ferahlamış. on my own hook kendi başıma
- ferahlatmak
- ferahlatıcı
- ferahlık
- feraset
- ferasetli
- ferağ etmek
- ferağı kabil. undesirable alien memlekette ikameti hükümetçe arzu olmayan yabancı.
- ferda
- ferdi
- ferdin hususi menfaatlerini arama
- ferdiyet
- ferdiyet. individualist ferdiyetçi
- ferdiyete ait
- ferdiyetçilik
- ferdt
- ferdî
- Feres
- feret
- Fergana
- Ferhat
- feri
- feribot
- feribot servisi.
- ferişte
- ferma etmek.point at parmakla işaret etmek
- ferman
- fermantasyon
- fermante
- ferment.
- Fermi düzeyi
- Fermi paradoksu
- fermiyon
- fermiyum
- fermuar
- fermuar.
- fermuarı kapatmak
- feromon
- Ferrara ili
- ferrit
- fersah
- fersah fersah. out and out bütün bütün
- fersah.
- fert
- fertleri bir grup halinde bir araya getiren ilişki
- Feryal
- feryat
- feryat etmek
- feryat. howl down yuhalayarak kürsüden indirmek
- ferz
- ferç
- fes
- fesahat
- fesat
- fesat maksadı ile yapılan gizli anlaşma
- fesatçı
- fesatçı abusively yolsuz olarak.
- fesh ve iptal edilebilir. annihila'tion imha
- feshedilemez oluş. irrev'ocably feshedilemez bir şekilde.
- feshedilmiş
- feshetme
- feshetmek
- feshetmek. annihilable imha edilebilir
- fesholunabilir dissol vent eritici
- fesholunur avoidance sakınma
- fesih
- fesleğen
- fesleğen mantarı
- festival
- festivalle ilgili
- fetha
- fethedilemez. invulnerabil ity yaralanamazlık
- fethetmek
- Fethullahçı
- fetih
- Fetih Suresi
- fetiş
- fetiş fetishism fetişizm.
- fetişist
- fetişizm
- fetus
- fetva
- feveran
- feveran etmek
- feveran.
- fevkalade
- fevkalade bir şekilde.
- fevkalade durum
- fevkalade hâl
- fevkalade kimse.
- fevkalade surette
- fevkalade şey. real wages satınalma gücüne güre hesaplanmış maaş. realness gerçeklik
- fevkalade.
- fevkalade. clean bill of health sağllk raporu
- fevkalade. exceptionally müstesna olarak
- fevkalade. gloriously şanla
- fevkalade. proper fraction tam kesir. proper name özel isim. the proper time uygun zaman. properly uygun şe- kilde
- fevkaladelik
- fevkaladelik.
- fevkalâde. exceedingly fazlasıyla
- fevkinde
- fevri
- fevri bir şekilde
- feyk
- feyk atmak
- feyyaz
- feza
- fezagir
- fezaya yollamak.
- fezleke
- fiber
- fiberglas
- Fibonacci
- Fibonacci dizisi
- Fibonacci sayısı
- fibrinojen
- fibrosis.
- fibula
- fidan
- fidan biti
- fidanların ve ağaçların taze sürgünleri veya dalları.
- fidanlık
- fidanlık. nurseryman fidanlık bahçıvanı. nursery rhyme çocuk şiiri. nursery school anaokulu.
- fide
- fide.
- fidelik. seed vessel tohum kapçığı. yellow seed yaban teresi
- fidye
- fidye alarak serbest bırakmak.
- fidye almak için insan kaldırmak.
- fidye ile kurtarmak
- fidye ile serbest bırakılma
- field poppy
- field scabious misk çiçeği
- fifre
- figan
- figan .
- figan etmek
- figan. groaningly inleyerek .
- figure.
- figüran
- figürin
- fihrist
- fiil
- fiil kabilinden. verbal contract sözlü anlaşma
- fiilen
- fiilen korumak
- fiilen.
- fiilen. effectiveness etki
- fiili
- fiili. practical joke eşek şakası. practical nurse pratikten yetişme hemşire. practically hakikaten
- fiilimsi
- fiilin geçmiş zaman kipi
- fiilî
- Fiji
- Fiji Adaları
- Fiji Adaları Cumhuriyeti
- Fiji dili
- Fiji çakır kuşu
- Fijili
- fikir
- fikir ayrılığl
- fikir ayrılığı
- fikir ayrılığı olmak
- fikir beyan etmek.
- fikir devrimi
- fikir durumu
- fikir edinme
- fikir edinmek
- fikir fırtınası
- fikir hali
- fikir itibariyle
- fikir mücadelesi. debating society münazaralar tertip eden kurum.
- fikir silsilesi
- fikir taşımak
- fikir tohumları ekmek
- fikir uyuşmazlığı
- fikir ve harekette şahsi bağımsızlık
- fikir verme
- fikir vermek
- fikir veya oy birliği
- fikir yorgunluğu
- fikir yürütmek. a size too big bir numara büyük. just my size tam benim ölçüme göre
- fikir.
- fikir. Give my regards. Selâm söyleyin. in regard to
- fikirle dolu bir şekilde
- fikirlerini açıklamaktan kaçınan
- fikirlerini geliştirmek
- fikirlerle dolu
- fikirli
- fikirsiz
- fikoloji
- fikren mütalaa
- fikrimce
- fikrinden dönmeyen
- fikrini açmak
- fikrini belirtmeyen kimse.
- fikrini değiştirmek. discouraging ly hayal kırıklığına uğratarak
- fikrini değiştirmek. give someone a piece of ones mind birini azarlamak. have a mind to niyet etmek
- fikrini söylemek