Turkish words: E
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- eskiden.
- eskileştirmek. fossilization taş kesilme fosilleşme.
- eskilik
- eskime
- eskime.
- eskimek
- eskimek. the old yaşlılar
- eskimez
- eskimez. agelong uzun zaman süren.
- eskimiş
- eskimiş. trite'ly adi bir şekilde. triteness adilik.
- eskimişlik.
- Eskimo
- Eskimo dili.
- Eskimo köpeği
- Eskimoca
- Eskimolann kar veya buzdan yapllmlş evi
- Eskimoların giydiği kürk ceket.
- eskisi gibi. much the same hemen hemen aynı
- eskitabiat
- eskitmek
- eskitmek tahrip etmek
- eskiyazı
- eskiz
- eskiz.
- Eskişehir
- Eskişehir taşı
- eskort
- eskrim
- eskrim kılıcı
- eskrimci
- eskrimde bir hamle veya savunma durumu. carte blanche kayıtsız şartsız yetki. carte de visite kartvizit.
- eskrimde bir vaziyet
- eskrimde hücumdan sonra savunma vaziyetine geçme.
- eskrimde kılıcın ustalıkla kullanılması
- esmek
- esmer
- esmer buğday
- esmer derili
- esmer kız veya kadın
- esmer ördek
- esmer şeker
- esmer.
- esmerce
- esmerletmek
- esmerleşmek
- esmerleşmek. darken one's door birinin eşiğine ayak basmak.
- esmerleştirmek
- esnaf
- esnaf adam.
- esnaf: pazarlık: değiş tokuş
- esnasında
- esnek
- esnek elastiki.
- esnek olarak
- esneklik
- esneme
- esnemek
- esneyerek söylemek
- esneyiş. yawn'ing gulf derin ve dibi görünmez uçurum. yawningly esneyerek.
- espas
- espas tuşu
- esperantist
- Esperanto
- Esperanto dili.
- espiyonaj
- espreso kahve.
- espresso
- espri
- espri anlayışı
- espri kabiliyeti
- esprili
- Espírito Santo
- esrar
- esrarengiz
- esrarengiz bir şekilde. darkness karanlık.
- esrarengizlik.
- esrarkeş
- esrarkeş.
- esrarlı
- esrarlı. inscrutably anlaşılmaz şekilde.
- esre
- esrik
- esrime
- esritici
- esritmek
- esrâr
- esrârengiz
- Est Bölgesi
- estağfurullah
- Estağfurullah. You're welcome to it Buyurunuz You're welcome to try Bir deneyin isterseniz
- ester
- estetik
- estetik ameliyat
- estetik güzellie sahip
- Eston
- Estonca
- Estonya
- Estonya Cumhuriyeti
- Estonyalı
- esvap
- Esvatini
- esîr
- ESÖ
- et
- et bağlamak
- et gibi
- et kileyici
- et kıymak
- et sineği
- et suyu
- et veya balık suyu et suyuna çorba.
- et yağı
- et yedirmek
- et yeme etiği
- et yemem
- et yemiyorum
- et yiyen
- et şeftalisi
- etan
- etanol
- etc.
- ete benzer
- etek
- eteklik
- eteklik ile örtmek
- etekliğe benzer şey
- etene
- eteneliler
- eter
- eternet
- Eti
- eti uzun parçalar halinde kesip güneşte kurutmak. jerky kurutulmuş et.
- etik
- etiket
- etiket ile mühürlemek veya yapıştırmak.
- etiket yapıştırmak
- etiket: elbisenin yırtık parçası
- etiketleme
- etiketlemek
- etil
- etilen
- Etilere veya lisanlarına ait.
- etimolog
- etimoloji
- etimolojik olarak
- etin
- etine dolgun
- etiyoloji
- etiyolojik
- Etiyopya
- Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti
- Etiyopyalı
- etken
- etken fiil: enumerate saymak
- etki
- etki alanı
- etki alanına girmek
- etki etmek
- etki sahası
- etki.
- etkileme
- etkilemek
- etkilemek.
- etkilemeye çalışmak
- etkilenebilir
- etkilenen
- etkilenirlik
- etkilenmemiş
- etkilenmesine sebep olmak
- etkilenmez
- etkilenmiş
- etkileyebilmek
- etkileyen
- etkileyici
- etkileyici bir tarzda.
- etkileşim
- etkileşme
- etkileşmek
- etkili
- etkili .tellingly etkili bir şekilde
- etkili olan kimse veya şey
- etkili olmak. fair play oyunun hakçası
- etkili olmak. prevail on razı etmek
- etkili oluş.
- etkili tarafın üyesi
- etkili: hâkim.
- etkililik
- etkin
- etkin galaktik çekirdek
- etkin nokta
- etkin olmak
- etkinci
- etkincilik
- etkinlemek
- etkinleşme erkesi
- etkinleşmiş karmaşık
- etkinleştirmek
- etkinlik
- etkinlik katsayısı
- etkisini göstermek
- etkisini kaybetmiş
- etkisiz
- etkisiz hale getirmek
- etkisiz.
- etkisiz. inconclusively kesin bir sonuç elde edemeden
- etkisiz. wooden horse Truva atı
- etkisizlik.
- etle beslemek
- etle kaplamak
- etlenmek
- etli
- etli butlu
- etli butlu: iri göğüslü: cazip
- etli börek.
- etlilik. fleshless etsiz. fleshly bedene ait
- etme
- etme canım. farher on ileride. go on devam etmek. Go on! Yürü bakalım! ileri! Saçma! later on daha sonra
- etmek
- etmek yapmak
- etmen
- etmesin diye
- etnik
- etnik köken
- etnik temizlik
- etnogenez
- etnografya
- etnokültürel
- etnolog
- etnoloji
- etnomerkezci
- etnomerkezcilik
- etnomüzikoloji
- etnonim
- etnosentrizm
- etobur
- etobur iri bir kertenkele
- etoburlara ait. carnivorously et yiyerek.carnivorousness et yeme.
- etol
- etoloji
- etraf
- etraf.
- etrafa
- etrafa sıçratarak suya dalmak veya çarpmak
- etrafa yayan kimse.
- etrafa yaymak
- etraflı
- etraflı oluş.
- etraflıca
- etraflıca anlamak. fathomable anlaşılabilir