Turkish words: E
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- ejderha
- ejektör
- ek
- ek bina
- ek bina.
- ek görev
- ek olarak
- ek olarak. in some measure bir dereceye kadar
- ek parça.
- ek sözlük
- ek veya oynak yeri yapmak
- ek yeri
- ek. over again bir daha. over against karşısına
- ekabir. big tree Kaliforniya'da bulunan sekoya ağacı
- ekalliyet
- Eki
- ekici
- ekilmeden büyüyen bitki
- ekilmemiş
- ekim
- ekim alanı
- ekim.
- ekin
- ekin başı
- ekin biti
- ekin kargası
- ekin vakti.
- ekin yığını
- ekinci
- ekincilik
- ekinkargası
- ekinleri biçme zamanı
- ekinoks
- ekinç
- ekip
- ekip arkadaşı
- ekip biçmek
- ekip ruhu
- ekipman
- ekipman, malzeme
- ekit
- eklem
- eklem bacaklılar
- eklem iltihabı
- ekleme
- ekleme tepkimesi
- eklemek
- eklemek.
- eklemeli
- eklemeli dil
- eklemesiz
- eklemleme
- eklenik
- eklenilen.
- eklenip büyümek
- eklenme
- eklenmek
- eklenmiş kısım.
- eklenti
- ekler
- ekli
- ekliptik
- ekme
- ekmek
- ekmek ağacı
- ekmek fırını
- ekmek içi
- ekmek içi. breadfruit ekmek ağacı
- ekmek kabuğu
- ekmek kadayıfı
- ekmek kadayıfına benzer kızarmış bir hamur tatlısı.
- ekmek kuyruğu
- ekmek kırıntısı
- ekmek kızartma makinesi
- ekmek kızartmak
- ekmek parası
- ekmek saçmak
- ekmek teknesi
- ekmek üzerine sürülen yiyecek
- ekmeklik
- ekmeksiz
- ekmekçi
- ekmekçi dukkânı..
- ekmeğe sürülen diğer yumuşak maddeler
- ekmeğim düşmanım olsun
- eko
- ekokardiyografi
- ekol
- ekolali
- ekoloji
- ekolojik
- ekolojik denge
- ekon. ihtiyaca göre artıp eksilen
- ekonometri
- ekonomi
- ekonomi bilimi
- ekonomi coğrafya
- ekonomi ilmi . home economics ev idaresi bilimi .econ'omist iktisatçı.
- ekonomi politik
- ekonomi politikası
- ekonomi yapmak
- ekonomik
- ekonomik büyüme
- ekonomik durum
- ekonomik faaliyet
- ekonomik kalkınma
- ekonomik planlama
- ekonomik sistem
- ekonomik. economically az masraflı
- ekonomikveya toplumsal buhran
- ekonomist
- ekose
- ekose desen
- ekose kumaş
- ekosistem
- ekoton
- ekoturizm
- ekran
- ekran görüntüsü
- ekran görüntüsü almak
- ekran yakalama görüntüsü
- eksantrik
- eksantrisite
- ekselans
- eksen
- eksen değişimi. transition period
- eksen veya reze üzerinde dönmek
- eksen üzerinde dönmek
- ekseni merkezden geçmeyen
- ekser
- ekseriya
- ekseriyet
- ekseriyetle
- ekseriyetle. principalship müdürlük.
- eksi
- eksi işareti
- eksi sayı
- eksi. negative vote aleyhte verilen oy.
- eksicik kırınımı
- eksicil
- eksik
- eksik ayar
- eksik bağlantı
- eksik bir miktar
- eksik bulmak. finder bulucu
- eksik bırakmak
- eksik etek
- eksik gelmek
- eksik olarak. sketchiness taslak halinde olma
- eksik. be wanting in common sense sağduyudan yoksun olmak. be found wanting kusurlu bulunmak.
- eksik. sketchily taslak olarak
- eksiklik
- eksiklik. droughty kurak
- eksiklik. poverty line fakirlik ile orta hallilik arasındaki gelir sınırı. poverty-strick-en çok fakir
- eksikliğini duymak .
- eksiksiz
- eksiksiz.
- eksilen
- eksilen.
- eksilme
- eksilmek
- eksilmek.
- eksilmemiş.
- eksilti
- eksiltim
- eksiltme
- eksiltmek
- eksiltmek decreasingly gittikçe azalarak.
- eksiltmek: para yatırmak: kazıp açmak. sinking fund itfa sermayesi
- eksiuç
- eksiçekerlik
- eksiği olmak
- eksiğin yerini doldurmak
- eksiğini tamamlamak
- ekskavatör
- eksper
- ekspertiz
- eksperyans
- ekspres
- ekspres yol
- ekspres.
- ekspresle
- ekstazi
- ekstra
- ekstra cins
- ekstraksiyon, çıkartım
- ekstre
- ekstrem
- ekstrem spor
- ekstremizm
- ekstremum
- EKT
- ektiğini biçmek
- ektoderm
- Ekvador
- Ekvador Cumhuriyeti
- Ekvador Cumhuriyeti.
- Ekvador'un başkenti.
- Ekvadorlu
- Ekvator
- Ekvator Gineli
- Ekvator Ginesi
- Ekvator Ginesi Cumhuriyeti
- ekvator ile ilgili
- ekvator çizgisi
- ekvator.
- ekvatora yakın
- ekvatoral
- ekzosfer
- ekzotik. exoticism dışarımalı
- ekâbir
- ekâbir. notabil'ity şöhret
- ekümenik
- ekşi
- ekşi içki
- ekşi kiraz
- ekşi krema
- ekşi maya
- ekşi muşmula
- ekşi olma
- ekşi yonca
- ekşi yoncagiller
- ekşi şey
- ekşi. acetic acid asetik asit
- ekşice .tart'ness ekşilik
- ekşileştirmek
- ekşilik
- ekşime
- ekşimek
- ekşimiş
- ekşitmek
- el
- el aleti
- el altında
- el altından
- el altından görülen iş
- el altından iş görmek
- el altından mahvına çalışmak
- el altından secretness gizlilik.
- el altından soruşturmak. angle iron köşebent demiri.
- el altından yapılan.
- el altından.
- el altından. clandestinely gizlice. clandestineness gizlilik.
- el arabası
- el arabası ile götürmek
- el arabası veya kamyon ile yük taşımak
- el atma
- el atmak
- el atmak. have a finger in the pie iştirak etmek
- el atmak. Try try again. Sebat et.