LexiTurk← Dictionary

Turkish words: D

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • did you see...
  • didaktik
  • didar
  • didiklemek
  • didinmek
  • didinmek. take part katılmak
  • didişme
  • died
  • dietil
  • dietil eter
  • diferansiyel
  • diferansiyel denklem
  • diferansiyel denklemler
  • diferansiyel hesap
  • difraksiyon
  • difteri
  • difteri. diphtheric difteriye benzer
  • difteriye ait.
  • difüzyon
  • dihibrit
  • dihidrotestosteron
  • dijital
  • dijital haklar yönetimi
  • dik
  • dik açı
  • dik açıklık
  • dik açılı
  • dik bakış.
  • dik başlı
  • dik başlılık
  • dik başlılıkla
  • dik dik bakmak
  • dik dik bakış fırlatmak
  • dik durabilir
  • dik durdurmak
  • dik durmak
  • dik duruş. perpendicular'ity dikey oluş
  • dik kafalı
  • dik kafalı.
  • dik meye benzer şey
  • dik piyano
  • dik piyano.
  • dik tutmak
  • dik ve düşmanca bakışlı
  • dik ve yüksek yaka. dog days yazın en rutubetli ve sıcak sayılı günleri
  • dik yokuş
  • dik üçgen
  • dik.
  • dik. arduously gayretle
  • dik: haklı
  • dikbaşlı
  • dikdörtgen
  • dikdörtgen şeklinde.
  • diken
  • diken batması
  • diken batması gibi ağrı
  • diken dutu.
  • diken kanatlı kız kuşu
  • diken üstünde oturmak
  • diken üstünde.
  • diken üzerinde oturmak.
  • dikeni çok bitki
  • dikenli
  • dikenli tel
  • dikenli çalı
  • dikensiz
  • dikerek iliştirmek. sew up dikip kapamak
  • dikey
  • dikey doğrultusunu gösteren alet
  • dikey düzlcm
  • dikey olarak
  • dikey resim.
  • dikey titreşim kipleri
  • dikey çizgi
  • dikeylik
  • dikici
  • dikici.
  • dikilebilir
  • dikili
  • dikili taş
  • dikilitaş
  • dikilme aşılama.
  • dikilmek
  • dikine
  • dikine koymak. set on fire tutuşturmak
  • dikine çevirmek
  • dikine çevrilmiş
  • dikit
  • dikitlere benzer.
  • dikiz aynası
  • dikizlemek
  • dikiş
  • dikiş dikmek. sew on üzerine dikmek
  • dikiş iğnesi
  • dikiş makinasında bezi düz tutan parça
  • dikiş makinesi
  • dikiş sökmeye mahsus alet
  • dikiş söküğü
  • dikiş yeri
  • dikiş çeşidi
  • dikişle birleştirmek.
  • dikişleri açılmak
  • dikişli
  • dikişsiz
  • dikişçi
  • dikkat
  • dikkat eden
  • dikkat edilmemiş
  • dikkat edip görmek
  • dikkat et.
  • dikkat etme
  • dikkat etmeden. carelessness dikkatsizlik
  • dikkat etmek
  • dikkat etmek.
  • dikkat etmek. as regards hakkında
  • dikkat etmek. warily uyanık olarak. wariness uyanıklık.
  • dikkat işareti. tick off tık tık vurarak saymak
  • dikkat köpek var
  • dikkat toplaşımı
  • dikkat çeken
  • dikkat çekici
  • dikkat çekici hareketler
  • dikkat.
  • dikkate alarak
  • dikkate almak
  • dikkate almamak
  • dikkate alınmış.
  • dikkate değer
  • dikkate lâyık
  • dikkate şayan
  • dikkati dağıtmak
  • dikkati çeken
  • dikkati çeken şey.
  • dikkati çeken şey. singularly müstesna olarak
  • dikkati çeken.
  • dikkati çekmek
  • dikkati çekmek için göz alıcı bir şekilde giyinmek ve davranmak
  • dikkati çekmek için yapılan hareket
  • dikkatini toplamak. in focus odağı tam ayarlı. out of focus iyi ayar edilmemis
  • dikkatini vermek
  • dikkatini çekmek
  • dikkatini çekmek.
  • dikkatle
  • dikkatle arama
  • dikkatle araştırmak
  • dikkatle bakma
  • dikkatle bakmak
  • dikkatle gözden geçirmek
  • dikkatle her tarafı gözden geçirme
  • dikkatle her şeye göz gezdirmek
  • dikkatle incelemek
  • dikkatle işlenmiş
  • dikkatle tetkik ve teftiş etmek
  • dikkatle üzerine koymak
  • dikkatle.
  • dikkatle. matureness olgunluk
  • dikkatle. studiousness çalışkanlık
  • dikkatli
  • dikkatli bakma
  • dikkatli bakmak
  • dikkatli inceleme
  • dikkatli olma.
  • dikkatli olmak
  • dikkatli. cautiously ihtiyatla cautiousness ihtiyatlılık.
  • dikkatlice
  • dikkatlilik.
  • dikkatsiz
  • dikkatsiz davranmak
  • dikkatsiz. forgetfully unutkanlıkla. forgetfulness unutkanlık
  • dikkatsiz: neşesiz
  • dikkatsizce
  • dikkatsizce gevşek oturmak
  • dikkatsizce yapmak
  • dikkatsizce yapılmış
  • dikkatsizce.
  • dikkatsizlik
  • dikkatsizlik. gross negligence büyük gaflet. negligent ihmalci
  • dikkuyruk
  • dikkuyruklu ötleğen
  • dikleşme
  • diklik
  • diklik.
  • dikme
  • dikmek
  • diksıra
  • dikta
  • diktafon
  • diktator
  • diktatör
  • diktatör gibi adam
  • diktatörce
  • diktatörlük
  • dikte almak. take effect yürürlüğe girmek
  • dikte eden kimse
  • dikte etmek
  • diktomi
  • dil
  • dil aileleri
  • dil ailesi
  • dil alimi
  • dil balığı
  • dil basacağı
  • dil bilgisel
  • dil bilgisi
  • dil bilgisi kitabı
  • dil bilimi
  • dil birliği
  • dil dalaşı
  • dil döken.
  • dil dökmek
  • dil felsefesi
  • dil grubu
  • dil ile yalayıp ağzına çekme
  • dil kemiği
  • dil okulu
  • dil polisi
  • dil sürçmesi
  • dil tutulur gibi telaffuz olunan
  • dil uzatmak
  • dil uzatmak.
  • dil uzmanı
  • dil ve edebiyatını inceleyen ilim. Semitic languages Sami dilleri.
  • dil ve üslupta kesinliğe inanan veya bunu uygulayan kimse.
  • dil çıkarmak
  • dil şeklinde şey
  • dil.
  • dil. a sharp tongue sert söz söyleme eğilimi. find one' tongue yeniden konuşabilmek
  • dilatasyon
  • dilbalığı
  • dilbasar
  • dilber
  • dilbilgisi
  • dilbilgisi kurallarına uygun. grammatically gramer bakımından
  • dilbilim
  • dilbilimci
  • dilci.
  • dilcik
  • dilcilik
  • dildaş
  • dildo
  • dile düşmüş
  • dile düşmüş. notoriously dile düşmüş olarak.
  • dile getirmek
  • dile vermek
  • dilek
  • dilek kipi
  • dilekçe
  • dilekçe vermek. petition in bankruptcy borçlu veya alacaklı tarafından yapılan iflas talebi.
  • dilem. the horns of a dilemma her biri imkânsız olan iki şık.
  • dilemek
← PreviousPage 9 of 19Next →