LexiTurk← Dictionary

Turkish words: D

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • dilemma
  • dilenci
  • dilenci serseri
  • dilenciler sınıfı. beggarly dilenciye uygun. beggary aşırı yoksulluk.
  • dilencilik
  • dilenciye çevirmek
  • dilenmek
  • dileğin emrimdir
  • dili
  • dili sürçmek
  • dili tutulma.
  • dili tutulmuş
  • dili tutulmuş sessiz konuşmayan
  • dili uzun
  • dilim
  • dilimlemek
  • dilin if ade özelliklerini belirten idiomat'ically ana dili gibi.
  • dilini tutmak. put out one' tongue dilini çıkarmak. smoked tongue tütsü ile kurutulmuş dil
  • diller arası
  • dillerde dolaşan söz.
  • dilli
  • dilmaç
  • dilmek
  • dilsel
  • dilsiz
  • dilsizlik
  • dimağ
  • Dimaşk
  • dimdik
  • dimdik duran şey
  • dimdik veya kazık gibi duran kimse.
  • dimdik. rigidness
  • Dimetoka
  • dimi
  • dimmer
  • Dimyat
  • din
  • din adamları ve binicilerin giydiği özel kıyafet
  • din adamlığı
  • din adamı
  • din duygusu
  • din felsefesi
  • din urğuna dünya zevklerini feda eden kimse
  • din veya inanç değiştiren kimse
  • dinamik
  • dinamik bilimi
  • dinamit
  • dinamit yapımında kullanılan madde
  • dinamitle havaya uçurmak
  • dinamitle uçuran kişi.
  • dinamizm
  • dinamo
  • dinar
  • dince kabul olunmuş inançlara aykırı düşünce
  • dinci
  • dincierki
  • dindar
  • dindar değilim
  • dindar mısın
  • dindar mısınız
  • dindarca davranış.
  • dindarca piousness takva
  • dindarlık
  • dindarlık perdesi altında yapılmış. piously takva ile
  • dindarlık taslama
  • dindarlık taslama. religionist mutaassıp kimse.
  • dindarlık.
  • dindarlık. religionism taassup
  • dinden çıkma
  • dindirme
  • dindirmek
  • dindışı
  • dine ait
  • dine hakaret
  • dine karşı olan. irreligiously dine karşı çıkarak .
  • dingi
  • dingil
  • dingildemek
  • dingin
  • dingincilik
  • dinginlik
  • dinginlik kolcuğu
  • dinginlik.
  • dingo
  • dini
  • dini ayin ve merasim
  • dini bir tarikata mensup
  • dini bütün
  • dini işlerde fikir farkını hoş görme.
  • dini işlerden ayrı olan
  • dini lider
  • dini merasim için sabahlama.
  • dini olmayan
  • dini törenle yerine getirilen
  • dini vazife imiş gibi. religiousness dindarlık.
  • dini yortudan sonra gelen sekizinci gün
  • dinimbilim
  • dininden dönen
  • dininden dönmüş kimse
  • dinleme
  • dinleme cihazı
  • dinlemek
  • dinlemek. give forth neşretmek
  • dinlemek. lendlease ödünç verme veya kiralama sistemi
  • dinlence
  • dinlendirici
  • dinlendirici yatıştırıcı
  • dinlendirilecek tarlayı sürme
  • dinlendirilecek tarlayı sürmek
  • dinlendirmek
  • dinlenilmek
  • dinlenme
  • dinlenme tesisi
  • dinlenme yeri
  • dinlenme zamanı.
  • dinlenmegünü veya zamanı. Sabbathday' journey on beş dakikalık yol
  • dinlenmek
  • dinlenmek. in the same breath bir solukta
  • dinlenmek. take account of hesaba almak veya katmak .take a chair oturmak. take a course ders almak
  • dinlenmek.catch one' eye dikkatini çekmek. catch up ani hareketle yerden almak
  • dinlenmiş
  • dinler arası
  • dinleyici
  • dinleyici öğrenciler için açılan kurs.
  • dinleyiciler
  • dinmek
  • dinmek. stow away saklamak
  • dinmeyen
  • dinmeyen.
  • dinosor.
  • dinozor
  • dinsel
  • dinsel edebiyatta Musevi olmayan kimse
  • dinsel tören .
  • dinsel törene ait
  • dinsel veya toplumsal gaye ile kurulan birlik
  • dinsel veya törel risale
  • dinsel öğüt
  • dinsiz
  • dinsizlik
  • dinsizlik .
  • dinç
  • dinç.
  • dinçlik
  • dinçlik.
  • dinî
  • dioksin
  • Dionysos
  • dip
  • dip koymak
  • dip parçası olarak kalmış
  • dip sos
  • dipdiri. freshness tazelik
  • dipfriz
  • diploit
  • diploma
  • diploma alma
  • diploma almak
  • diploma dağıtımı
  • diploma gerektiren meslek
  • diploma töreni.
  • diploma vermek
  • diploma.
  • diploma. birth certificate nüfus kâğıdı. health certificate sağlık belgesi. certificate of origin menşe belgesi
  • diplomalı kimse
  • diplomasi
  • diplomat
  • diplomatik
  • diplomatik işlerde kullanılan resmi usuller
  • diplomatlık
  • dipnot
  • dipnot koymak.
  • dipsiz
  • dipsiz kuyu
  • dipçik
  • dirayet
  • dirayetle. sageness bilgelik
  • dirayetli
  • dirayetlilik.
  • direct current
  • direk
  • direkler üstüne bina edilmiş. stiltedly fazla resmiyetle. stiltedness fazla resmiyet .
  • direksiyon
  • direksiyonu kırmak
  • direkt
  • direkt telefon. dial tone telefon ahizesini kaldırınca numara çevrilebileceğini belirten ses
  • direktif
  • direktif, talimat
  • direktman
  • direktör
  • direkçi
  • diremek
  • diren
  • direnci azalmak.
  • direnen
  • direngen
  • direngen. tenaciously bırakmayarak
  • direngenlik
  • direniş
  • direnme
  • direnme, süreklilik
  • direnme.
  • direnmek
  • direnmek. stick to yapışmak. stick by sadık kalmak
  • direnç
  • dirençli
  • dirençsizlik.
  • diretmek
  • direy
  • direy ve insan tipleri olan dirimsel coğrafya alanı. within one' province salâhiyeti dahilinde
  • direşken
  • dirgen
  • dirhem
  • diri
  • diri örtü
  • diril
  • dirilfizik
  • dirilik
  • diriliş
  • dirilkimya
  • dirilmek
  • diriltme
  • diriltmek
  • dirilçoğuz
  • dirim
  • dirim bilimci
  • dirim bilimi
  • dirim bilimsel
  • dirim suyu
  • dirimbilimci
  • dirimbilimsel
  • dirimsel
  • dirlik
  • dirsek
  • dirsek atmak
  • dirsek ile dürtmek
  • dirsek kemiği
  • dirsek vurma
  • dirsek vurmak
  • dirsekle itmek veya vurmak
  • dirsekli kurs
  • dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafeye eşit eski bir uzunluk öIçüsü
  • discretionary ihtiyari
  • disfonksiyonel
  • disiplin
  • disipline sokmak
  • disk
  • disk atma
  • disket
  • disko
← PreviousPage 10 of 19Next →