LexiTurk← Dictionary

Turkish words: D

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • disko topu
  • diskografi
  • diskotek
  • diskotek.
  • disleksi
  • dispanser
  • disprosyum
  • disprozyum
  • distilasyon
  • distopik
  • distopya
  • distribütör
  • District of Columbia.
  • ditiramp
  • ditmek
  • diva
  • divan
  • divan edebiyatı
  • divane
  • divanelik
  • divanıharp
  • Divehi dili
  • divestment soyma
  • divik
  • divik.
  • divik. white as a sheet bembeyaz. white bear kutup ayısı
  • Dixie land Amerika Birleşik Devletlerinin güney eyaletleri.
  • diyabaz
  • diyabet
  • diyabet. diabetic şeker hastalığına ait
  • diyabetik
  • diyabetim var
  • diyafon
  • diyafram
  • diyagonal. diagonally diyagonal olarak. diagonally opposite karşılıklı iki köşede bulunan.
  • diyagram
  • diyagram halinde
  • diyagram çizmek. diagrammatic diyagrama ait
  • diyajenez
  • diyakoz
  • diyakritik işaret
  • diyakronik
  • diyalekt
  • diyalektik
  • diyalektik materyalizm
  • diyalektoloji
  • diyaliz
  • diyalog
  • diyalog tarzında edebi eser.
  • diyanet
  • diyapazon
  • diyapozitif
  • diyar
  • diyar diyar dolaşmak
  • Diyarbakır
  • diyare. diarrheal diyareye ait
  • diyareli.
  • diyaspor
  • diyastatik
  • diyastaz
  • diye.
  • diye. in that mademki. O that... Keşke...
  • diyebilirim ki. I saying
  • diyelim
  • diyet
  • diyet yapmak
  • diyete sokmak
  • diyetetik
  • diyetisyen
  • diyetli
  • diyetsiz
  • diyez
  • diyez işareti
  • diyez nota
  • Diyojen
  • diyoksin
  • Diyonisos
  • diyoptri
  • diyosez
  • diyot
  • diz
  • diz ağırşağı.
  • diz büküp selamlamak .
  • diz ile vurmak.
  • diz kapağı
  • diz viyolası.
  • diz yeri
  • diz çökmek
  • diz çökmüş durumda. bendable eğilir
  • diz çöktürmek. be on the knee of the gods daha belli olmamak
  • diz üstü oturmak
  • dizanteri
  • dizayn
  • dizayncı
  • dizbağı
  • dize
  • dize benzer veya diz şeklinde şey
  • dizel
  • dizel motor
  • dizel motoru
  • dizelge
  • dizestezi
  • dizey diksırası
  • dizey izi
  • dizge
  • dizgecik
  • dizgecik dolanımı
  • dizgi
  • dizgici
  • dizgicilik
  • dizgin
  • dizginini çekmek
  • dizginlemek
  • dizginlenemez hale gelmek
  • dizginleri eline almak
  • dizi
  • dizi analizi
  • dizi bollaşmış
  • dizi sargısı.
  • dizi. in series sıra halinde
  • dizici
  • dizil
  • dizili
  • dizilip sıra beklemek. queue up kuyruğa girmek.
  • dizilmek
  • dizilmıknatıslık
  • dizim
  • dizin
  • dizin alt veya iç kısmı
  • dizinde veya kucağında tutmak. nurse a grudge kin beslemek. nursing home huzur evi
  • dizinlemek
  • dizisel
  • dizisel giriş
  • dizkapağı kemiği
  • dizlik
  • dizme
  • Dizmece
  • dizmek
  • dizürik
  • dizüstü
  • dizüstü bilgisayar
  • diğer
  • diğer adıyla
  • diğer bazı hayvanların erkeği
  • diğer bir
  • diğer bir arabanın çektiği araba
  • diğer bir memlekete kaçıp sığınan kimse
  • diğer bütün
  • diğer ismi.
  • diğer olaylar arasında meydana gelmek
  • diğer taraf
  • diğer taraftan
  • diğer taraftan.
  • diğer yandan
  • diğeri. some day or other günün birinde
  • diğerkamlık
  • diğerkâm
  • diğerkâm.
  • diğerkâmlık
  • diğerleri. all the same ne olursa olsun. for all ı know bana kalırsa. for all the world ne pahasına olursa olsun
  • diğerlerinden aylrıcı nitelikte olan
  • diğerlerinden fazla yaşama
  • diğerlerine tercih edilen şey
  • diğerlerine veya birbirine uymayan
  • diş
  • diş ağrısı
  • diş ağrısı.
  • diş bileme.
  • diş bilemek
  • diş bileyen. venomously zehirli bir şekilde. venomousness zehirlilik
  • diş diş etmek
  • diş doktoru
  • diş eti
  • diş eti iltihabı
  • diş fırçası
  • diş fırçası. tooth brush tree misvak agacı
  • diş gibi kesen şey
  • diş gibi çıkıntı
  • diş gıcırdatmak
  • diş gıcırdatmak .
  • diş hekimi
  • diş hekimi. dentistry diş hekimliği.
  • diş hekimliği
  • diş ipi
  • diş izi
  • diş karıştırıcı.
  • diş kesmek
  • diş macunu
  • diş macunu.
  • diş perisi
  • diş tabibi
  • diş taşı
  • diş çatırdaması. chatter marks bir aletin titreşimi sonucu meydana gelen düzensiz çizikler.
  • diş çürüğü
  • diş çıkarmak
  • diş çıkması
  • diş şeklinde şey
  • dişbademi .
  • dişbudak
  • dişbudak gibi ağaçlardan sızan koyu ve tatlımsı madde.
  • dişe diş. be all eyes gözünü dört açmak. castsheeps eyes âşıkane bakmak
  • dişe dokunur
  • dişe kron takmak
  • dişi
  • dişi aslan
  • dişi balina
  • dişi domuz
  • dişi fil
  • dişi geyik.
  • dişi hayvan veya bitki.
  • dişi hayvandan gelen zürriyet. tribes'man kabileye mensup fert.
  • dişi koyun
  • dişi kuğu
  • dişi köpek veya kurt
  • dişi köpek. sluttish pasaklı. sluttishly sürtük bir halde. sluttishness sürtüklük.
  • dişi organ
  • dişi tilki
  • dişi. she bear dişi ayı.
  • dişil
  • dişiler
  • dişilik
  • dişilik organı
  • dişim ağrıyor
  • dişin üstündeki mine
  • dişlek
  • dişleme
  • dişlemek
  • dişlere veya diş hekimliğine ait
  • dişlerini göstererek gülmek
  • dişleriyle kapma sesi çıkarmak
  • dişli
  • dişli balinalar
  • dişli takımı
  • dişli çark
  • dişli çubuk
  • dişsiz
  • dişsizlik
  • dişçi
  • dk
  • DNA
  • DNA ligaz
  • DNA replikasyonu
  • DNA virüsü
  • Dnipro
  • do
  • do'nın 3'üncü tekil şahsı.
  • do- nukluk.
  • dobra
  • dobra dobra
  • dobra dobra söylenen söz.
← PreviousPage 11 of 19Next →