Turkish words: D
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- dobra dobra söylenen söz. ABD
- dobra dobra söylenmiş
- dobra dobra söyleyen
- dobra dobra. fourwheel dört tekerlekli. on all fours dört ayak üzerinde.
- dobra dobra. round'ness yuvarlaklık.
- dobra dobra. straight'ness doğruluk.
- dobra dobra. straightforwardness dürüstlük
- Dobruca
- dobutamin
- dodo
- dodo kuşu
- dofen
- dofin
- dog weary çok yorgun
- dogal
- doggedly sebatla. doggedness sebat
- dogma
- dogmacılık
- dogmatik
- dogmatizm
- Dogri dili
- dogruluğu ispat edilebilir
- Doha
- dok
- dok denilen bez
- dok.
- dok: iskele
- doksan
- doksan altı
- doksan altıncı
- doksan beş
- doksan beşinci
- doksan bir
- doksan birinci
- doksan dokuz
- doksan dokuzuncu
- doksan dördüncü
- doksan dört
- doksan iki
- doksan ikinci
- doksan sekiz
- doksan sekizinci
- doksan yaşına gelmiş
- doksan yaşında kimse.
- doksan yedi
- doksan yedinci
- doksan üç
- doksan üçüncü
- doksan. ninetieth doksanıncı
- doksanda bir.
- doksanlar
- doksanlık
- doksanıncı
- doktor
- doktor payesi.
- doktor ücreti
- doktora
- doktora talebesi
- doktora veya bilimsel araştırma bursu alan kimse
- doktorluk stajı: staj devresi
- doktorun hastaya gitmesi
- doktrin
- doktrin.
- doktrini sağlam
- doku
- doku bilimi
- doku bilimsel
- doku bozukluğu
- doku kültürü. tissue paper ince kâğıt
- doku.
- dokum
- dokuma
- dokuma bitkileri
- dokuma hissi
- dokuma işlerine ait
- dokuma kumaş
- dokuma tezgahı
- dokuma tezgâhı
- dokuma, kumaş
- dokumacı
- dokumacı kuş
- dokumacılık
- dokumak
- dokumuş.
- dokunacak iplik veya madde.
- dokunaklu. moving day mesken değiştirilen gün
- dokunaklı
- dokunaklı bir şekilde
- dokunan
- dokunarak hissedilen
- dokunarak yoklama
- dokunaç
- dokundurma
- dokundurmak
- dokundurmak. without a shadow of doubt en ufak bir şüphe olmadan. worn to a shadow çok zayıflamış
- dokunma
- dokunma duyusu
- dokunma duyusuna ait
- dokunma duyusuna ilişkin
- dokunma duyusuyla algılanabilen
- dokunma hissi
- dokunmak
- dokunmak.
- dokunmak. bob up birdenbire ortaya çıkmak.
- dokunmatik
- dokunmatik ekran
- dokunmayla ilgili
- dokunmaz
- dokunmus şey
- dokunmuş kumaş
- dokunsal
- dokunulabilir
- dokunulma.
- dokunulmamış
- dokunulması yasak
- dokunulmaz
- dokunulmaz.
- dokunulmazlık
- dokunulur
- dokunulur halde.
- dokunum
- dokununca acıyan
- dokunur
- dokunut
- dokunuş
- dokuz
- dokuz babalı
- dokuz bin
- dokuz buçuk
- dokuz misli.
- dokuz rakamı
- dokuz sayısı
- dokuz yüz
- dokuzgen
- dokuzlu
- dokuztaş
- dokuzuncu
- dokuzuncu sınıf
- dokülmek
- doküman
- doküman, belge
- dokümantasyon
- dokümcülük kalıbı doldurmak için açılan delik
- dolam
- dolama
- dolama.
- dolamak
- dolambaç
- dolambaçlı
- dolambaçlı oluş.
- dolambaçlı yol
- dolambaçlı yol. rambler dolaşıp gezen kimse
- dolambaçlı yoldan gitmek veya göndermek. make a detour dolambaçlı yoldan gitmek.
- dolambaçlı yönde çevirmek
- dolambaçlı. deviousness çapraşıklık
- dolamlılar
- dolandımak
- dolandırma
- dolandırma. swindler dolandırıcı.
- dolandırmak
- dolandırıcı
- dolandırıcı ve hilekar kimse
- dolandırıcı.
- dolandırıcılık
- dolandırıcılık etmek
- dolandırıcılık.
- dolandırıcılıkla geçinmek. angel shark kelerbalığı
- dolanma
- dolanmak
- dolantaşı
- dolantı
- dolap
- dolap ile ilgili
- dolap çeviren kimse
- dolap çevirmek
- dolap çevirmek rip open yarıp açmak. rip out bir denbire küfür savurmak. ripped yırtlı
- dolap. deceptive aldatan
- dolap. shadily göIgeli olarak
- dolar
- doların binde biri
- dolay
- dolaylslyla olan
- dolaylı
- dolaylı anlatım
- dolaylı eğilim
- dolaylı ilgisi olan
- dolaylı olarak belirtmek
- dolaylı olarak.
- dolaylı.
- dolaysız
- dolaysız çarpım
- dolayıslyle olan
- dolayısıyla
- dolayısıyle
- dolayısıyle anlatmak. intima'tion ima.
- dolaşan
- dolaşan. circulating library dışarıya kitap veren kütüphane.
- dolaşma
- dolaşma. stroll'er gezinen kimse
- dolaşmak
- dolaşmış
- dolaşmış bir şeyi çözmek
- dolaştırma
- dolaştırmak
- dolaştırıp işlemez hale getirmek
- dolaşık
- dolaşık akış
- dolaşıklık
- dolaşım
- dolaşım cereyan
- dolaşım sistemi
- dolaşıma ait: kan dolaşımına ait.
- dolaşıp bir şey araştırmak
- dolaşıp geçmek
- dolaşıp keşfetmek. scout around arayıp taramak. scout plane keşif uçağı. boy scout erkek izci
- dolduracak miktar
- dolduran cihaz
- doldurma
- doldurma. have it made ısmarlamak
- doldurmak
- doldurmak.
- doldurmak. supplemen'tal
- doldurulan herhangi bir şey
- doldurulmak
- dolduruş
- Dolganca
- dolgu
- dolgun
- dolgun sesli
- dolgun.
- dolgun. pregnancy gebelik. extrauterine pregnancy karın gebeliği. tubular pregnancy dış gebelik. pregnantly gebe olarak
- dolgunluk
- dolgunluk vermek
- dolikesefal
- dolikosefal
- dolin
- dolma
- dolma biber
- dolma biberi. red pepper
- dolma içi
- dolma içi.
- dolma kalem
- dolma kalem | kalem | mürekkepli kalem
- dolma yapmak
- dolmak
- dolmak. have one' fill doymak.
- dolmakalem
- dolmakalem. drinking fountain içmek için suyu yukarıya fışkırtan çeşme.
- dolmalık biber
- dolmalık iç