Turkish words: D
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- dugonggiller
- duhuliye
- duhuliye resmi
- duhuliye.
- duhuliye. admission free duhuliyesiz
- duiker
- duka
- dukalık
- dukalık .
- dul
- dul bırakmak
- dul kadın
- dulavratot
- dulavratotu
- dulluk
- duluk
- dulun
- duma
- duman
- duman dedektörü
- duman gibi toz çıkarmak
- duman haline gelmek
- duman içinde gibi
- duman mantarı
- duman renginde olan
- duman veya toz bulutu
- duman | işaret | sigara | sigara içilebilir | sigara içme | sigara içme işareti
- duman çıkarmak
- duman çıkarmayan.
- dumana veya toza boğmak
- dumanla tütsüleyerek veya tuzlayarak konserve etmek
- dumanlı
- dumanlı olarak. smokiness dumanlılık.
- dumanlı oluş
- dumanlı sis
- dumanlı sis. smog'bound dumanlı sis ile kaplanmış.
- dumansız
- dumanı çok
- dumanı çıkmak
- dumağı
- dumpy melankolik
- dumur
- Dundretçe
- Dungan
- dunghill gübre yığını
- dur
- dur demek
- dur işareti
- durak
- durak işareti
- durak yeri
- duraklama
- duraklamadan.
- duraklamak
- duraklatma düğmesi
- duraklatış. suspension bridge asma köprü.
- duraklı saat.
- duraksama
- duraksama.
- duraksama. hesitantly tereddütle
- duraksamak
- duraksamak.
- duraksayarak.
- duraksız
- duralga
- duran varlıklar. personal sssets menkul mallar. real assets taşınmazlar
- Durango
- duraç
- durağan
- durağanlık
- durduk yere
- durduran kimse veya şey
- durdurma
- durdurmak
- durdurmak sinema
- durdurmak. call a halt durdurmak
- durdurucu tertibat
- durdurulamaz
- durdurulmuş.
- durdurulur. prevention önleme
- durduğu yerde dönmek. round off yuvarlak yapmak
- durgu
- durgu.
- durguluk
- durgun
- durgun olmak
- durgun su
- durgunlaşmak
- durgunluk
- durian
- durma
- durma.
- durma: duruş
- durmadan
- durmadan azarlamak
- durmadan doğurmak
- durmadan konuşmak.fly away uçup gitmek
- durmadan kımıldanmak veya kımıldatmak. fidgety rahat durmayan
- durmadan rica etmek
- durmadan şikâyet etmek
- durmadan. forevermore ebediyen
- durmak
- durmak yasaktır
- durmak. a fine haul bir defada ele geçen büyük parti. a long haul uzun taşıma mesafesi
- durmak. pull up stakes ilgisini kesip gitmek.
- durmaksızın
- durmaksızın.
- durmaz devinim
- durmuş
- dursayı
- duru denklemi
- durugörü
- durugörücü
- duruk
- duruk kütle
- duruksun
- durulacak yer
- durulama, yüzeydeki maddelerin giderimi
- durulamak
- durulmak
- durultma
- durum
- durum cayrosu
- durum komedisi
- durum ortacı
- durum ulacı
- durum veya hastalığın varolduğunu gösteren
- duruma göre değişir
- durumla ilgili
- durumlar
- durumlu
- durumsuz
- durumu değiştirmek.
- durumu idare etmek. nonappearance ispatı vücut etmeyeş
- durumun kötüleşmesi
- durup beklemek. mark up çizmek
- durur dalga
- duruş
- duruşma
- durüst
- dustur şifre
- dut
- Dutch.
- dutgiller
- duvak
- duvaklı
- duvar
- duvar boyunca enine konulan taş veya tuğla
- duvar bölmesi
- duvar cinisi
- duvar dişi
- duvar halısı
- duvar ile bölmek.
- duvar kovuğu
- duvar kâğıdı
- duvar panosu
- duvar saati
- duvar sarmaşığı
- duvar taşları arasını çimento ve harç ile doldurmak
- duvar tırmaşık kuşu
- duvar örmek. bondage kölelik
- duvarcı
- duvarcı veya taşçıların üzerinde çaIıştıkları taş veya tahta set.
- duvarcı.
- duvarcılık
- duvarın veya toprak setin biraz çöküp oturması
- duy
- duy priz
- duyar
- duyar kasma
- duyar kasmak
- duyarak
- duyarga
- duyarlı
- duyarlık
- duyarlılık
- duyarsız
- duyarsızlık
- duygu
- duygu sömürüsü
- duygu veya etkinin en kuvvetli olduğu zaman. spring water memba suyu. springlike bahar gibi
- duygu veya hayal gücü eksikliği.
- duygu. from the feel of it dokununca
- duygudaş
- duygudaşlık
- duygudurum
- duygulandırmak
- duygulanmak
- duygulannı serbestçe dile getiren.
- duygulardan arınmış bilimsel
- duyguları etkileyen
- duygularını açığa vurmadan
- duygularını belli etmeden hareketetmek veya konuşmak.
- duygulu
- duygulu kimse
- duygulu. apprehensively vesveseli olarak. apprehensiveness endişe
- duygululuk
- duygun
- duygun luk
- duygusal
- duygusal kontrolu kaybetmek
- duygusal yakınlık
- duygusal yönden.
- duygusal zeka
- duygusal.
- duygusallık
- duygusunu kaybetmiş. lost cause kaybedilmiş dava
- duygusuz
- duygusuz.
- duygusuz. steel blue çelik mavisi steel engraving çelik hakkaklığı
- duygusuz. unconcern'edly ilgisizce. unconcern'edness ilgisizlik.
- duygusuzca. frig'idness soğukluk
- duygusuzluk
- duygusuzluk.
- duyma
- duymadım
- duymak
- duysal
- duysal dayanıklılık kaynağı
- duyu
- duyu duygu
- duyu-dil programlama
- duyulabilir
- duyulabilir. audibil'ity
- duyulacak şekilde.
- duyulamaz
- duyulamaz. inaudibly işitilmeyerek
- duyulan geçmiş zaman
- duyular-dışı algılama
- duyular-dışı idrak
- duyulmadık
- duyulmadık. unheardof misli görülmemiş
- duyulmak
- duyulmamış
- duyulmayan
- duyulur
- duyum
- duyum ikiliği
- duyumculukla ilgili. sensually şehvani bir şekilde.
- duyumsal
- duyumsamak
- duyumsamazlık
- duyurmak
- duyuru
- duyusal
- duyuş
- duzelmek
- duçar etmek
- duçar olmak
- duş