Turkish words: D
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- doğmak
- doğmak.
- doğmak. emergence çıkma
- doğmamış
- doğmuş
- doğramacı
- doğramacı işi.
- doğramacılık
- doğramacılık yapmak. carpentery marangozluk.
- doğramak
- doğranmış
- doğru
- doğru akım
- doğru ayarlamak.
- doğru açı
- doğru kalmak
- doğru olarak
- doğru olarak gösterebilmek. put the finger on suç ortağını polise haber vermek
- doğru olarak.
- doğru olarak. correctness dürüstIük
- doğru olduğu açığa çıkmak
- doğru olduğunu ispat etmek
- doğru olduğunu kabul etmek
- doğru olmayan
- doğru olup olmadığını araştırmak
- doğru oyun. foul play hileli oyun
- doğru parçası
- doğru söz
- doğru sözlü
- doğru ve dürüst
- doğru yanlışsız
- doğru yoldan ayrılmak
- doğru yoldan sapma
- doğru yoldan sapmak
- doğru yoldan sapmış
- doğru yoldan saptırmak
- doğru yoldan tekrar günaha dönmek. backslider fena yola sapan kimse
- doğru yoldan çıkmış
- doğru yüzünde. women' rights kadın hakları.
- doğru çizgi
- doğru çıkmak
- doğru. backwards and forwards ileri geri. bring forward göz önüne koymak
- doğru. due care gerekli olan itina. due course of time zamanı gelince
- doğru. fullgrown kemale ermiş
- doğru. scientific method bilim yöntemi . scientifically fence
- doğruca
- doğrudan
- doğrudan dogruya
- doğrudan dogruya. immediacy yakınlık
- doğrudan doğruya
- doğrudan doğruya atılabilecek kadar yakın
- doğrudan doğruya hedefe yapılan atış
- doğrudan doğruya mevcut olma
- doğrudan doğruya olmayan
- doğrulam
- doğrulama
- doğrulama listesi
- doğrulamak
- doğrulamak teslim etmek
- doğrulmak
- doğrulmak. Right ! Hakllsınız ! Doğrudur right along boyuna
- doğrultmak
- doğrultu
- doğrultusunda
- doğruluk
- doğruluk değeri
- doğruluk mu cesaret mi
- doğrulukla
- doğruluğu kabul edilmiş önerme.
- doğruluğunu ispat etmek
- doğruluğunu kabul etmek
- doğruluğunu teslim etmek
- doğruluğunu tespit etmek
- doğrusal
- doğrusal bileşim
- doğrusal bileştirme ilkesi
- doğrusal büklüm
- doğrusal cebir
- doğrusal devinirlik
- doğrusal özdecik
- doğrusu
- doğrusu. longish uzunca.
- doğrusunu anlamak
- doğrusunu araştırmak
- doğrusunu açıklamak veya öğrenmek. straighten up düzeltmek
- doğrusunu söylemek gerekirse
- doğruyu söylemek gerekirse
- doğu
- Doğu Afrika
- doğu alameceği
- Doğu Almanya
- Doğu Asya
- Doğu Asyalı
- Doğu Avrupa
- Doğu Avrupalı
- doğu bilimi
- Doğu Bölgesi
- doğu büyük çütresi
- doğu cılıbıtı
- Doğu dilleri veya tarihi bilgisi. Orientalist Doğu dilleri
- Doğu Ermenicesi
- Doğu Eyaleti
- doğu floryası
- doğu halkı veya uygarlığı
- Doğu Hint Adaları
- Doğu Hristiyanlığı
- doğu ile ilgili
- Doğu İran dili
- doğu kamışçını
- Doğu kiliselerinde dini ayin
- doğu kiraz kuşu
- doğu martısı
- Doğu Oğuz dili
- doğu peçeli baykuşu
- Doğu Roma İmparatorluğu
- Doğu Sibirya martısı
- Doğu Timor
- Doğu Timor Demokratik Cumhuriyeti
- Doğu Timorlu
- Doğu Türkistan
- Doğu Türkçesi
- doğu yassıkuyruğu
- Doğu Çin Denizi
- Doğu'ya özgü
- doğubilimci
- doğuda
- doğuda olan
- doğudan
- doğudan esen .easterly wind gündoğusu.
- doğulu
- doğum
- doğum agrısı çekmek
- doğum ağrıları
- doğum ağrısı
- doğum belgesi
- doğum evi
- doğum günü
- doğum günü partisi
- doğum günü pastası
- doğum günün kutlu olsun
- doğum hastanesi.
- doğum izni
- doğum kontrolü
- doğum kontrolü için dölyatağına konulan halka
- doğum oranı
- doğum sancısı
- doğum tarihi
- doğum yeri
- doğumcu
- doğumdan sonra.
- doğumhane
- doğumsal
- doğuran veya meydana getiren kimse
- doğurgan
- doğurgan. fertil'ity verimlilik
- doğurgan. procrea'tion dölleme
- doğurganlık
- doğurganlık.
- doğurma
- doğurma halinde olmak
- doğurma vakti
- doğurmak
- doğurmak. bear down çabalamak
- doğurtmak
- doğurtuculuk
- doğurucu
- doğuruş
- doğusal
- doğuya ait
- doğuya doğru
- doğuya doğru . East Germany Doğu Almanya .East Indies Hindistan
- doğuya yöneltmek
- doğuş
- doğuştan
- doğuştan beyaz saçlı
- doğuştan olan
- doğuştan olan.
- doğuştan.
- doğuştan. copied from nature tabiattan alınmış. freak of nature hilkat garibesi. good natured iyi huylu
- doğuştan. He was born in Sivas Sivas'ta doğdu. Where were you born? Nerelisiniz?
- DPSIR çerçevesi
- Dr.
- drachma
- dragoman
- dragon
- drahmi
- drahoma
- draje
- Drakensberg isketesi
- dram
- dram şekline sokmak
- Drama
- dramatik
- dramatik etki yapma sanatı
- dramatize etmek
- dramaturg
- dramaturji
- dramda baş rol. heavy artillery uzun menzilli toplar. heavyduty dayanıklı
- draw shave iki saplı bıçak.
- drawer.
- dren
- drenaj
- drenaj yapmak
- Dresden
- dretnot
- drezin
- drift with the stream ayak uydurmak. stream'let derecik
- drinking fountain su içilen çeşme.
- Drive.
- dron
- drop anchor demir atmak
- drosera
- DST
- DSÖ
- DTD
- dua
- dua edilen şey
- dua etmek
- dua kitabında veya herhangi bir dini kitapta bölüm başı
- dua yapmak
- dua çarkı
- duacı
- duba
- duba köprü
- Dubai
- Dubai Emirliği
- dubar
- dubara
- dublaj
- duble
- dubleks
- Dublin
- Dublin ili
- dublör
- dubniyum
- dudak
- dudak boyası
- dudak kremi
- dudak parlatıcısı
- dudak ünsüzü
- dudaklar kapalı olarak şarkı söylemek
- dudakları büzerek telaffuz etmek
- dudaklarını sarkıtmak
- dudaksıl
- dudaksıllaşma
- dudu
- dudu kuşu
- dudük
- duetto
- duetto.