Turkish words: C
Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.
- cesaretini kaybetmek.
- cesaretini kırmak
- cesaretini kırmak. discourage somebody from doing something birini bir işten vaz geçirmek
- cesaretle karşı koymak
- cesaretle karşılamak
- cesaretle. stout'ness şişmanlık
- cesaretlendirmek
- cesaretlenmek. take to heart ciddi olarak düşünmek
- cesaretli
- cesaretli. spiritedly canlı olarak
- cesaretsiz
- cesaretsizlik
- cesedimi çiğnemeden olmaz
- cesedimi çiğnersin
- ceset
- ceset kalıntısı
- ceset külü koyacağı: semaver
- ceset torbası
- ceset. in mortal terror dehşet içinde. mortality ölümlülük
- cesim
- cesur
- cesur kişi
- cesur olmak.
- cesur. resolutely azimle
- cesurane
- cesurca
- cesurca karşılamak
- cesurca.
- cesurluk
- cet
- cet.
- cetvel
- cetvel tahtası
- cetvel.
- cetvelle çizgi çizme
- cetvelle çizilmiş çizgi.
- cetvelle çizmek.
- cevabı kelime oyununa dayanan bir çeşit bilmece.
- cevabını bulmak
- cevabını vermek
- cevahirci
- cevap
- cevap anahtarı
- cevap cetveli
- cevap kabilinden
- cevap olarak. in sight görünürde. in so far as -e kadar. in that çünkü
- cevap veren kimse
- cevap verilebilir.
- cevap vermek
- cevap vermeye hazır
- cevaplama
- cevaplamak
- cevaplandırmak.
- cevaplandırılamaz.
- cevaz
- cevelân etmek
- cevher
- cevher gibi kıymetli ve güzel şey
- cevherli
- cevirmek
- ceviz
- ceviz ağacı
- ceviz kabuğu. in a nutshell az ve öz olarak
- ceviz rengi. black walnut kara ceviz
- cevizin kerestesi
- cevizli sucuk
- cevvi
- Cevza.
- Ceyhan
- Ceyhun
- ceylan
- ceza
- ceza almak
- ceza gömleği. hair spray saç tuvaletini korumak için saça püskürtülen sıvı
- ceza hukuku
- ceza kabilinden
- ceza kabilinden.
- ceza kolonisi
- ceza kâğıdı
- ceza muhakemesi
- ceza sahası
- ceza vermek
- ceza veya mükâfat. pay dirt işletme zahmetine değer miktarda maden ihtiva eden toprak
- cezaevi
- cezai cinai
- cezalandırma
- cezalandırmak
- cezalandırmak dövmek chastisement döverek cezalandırma.
- cezalandırmak.
- cezalandırıcı
- cezalandırıcı.
- cezalandırılmamış.
- cezalanmak. get it into one' head kafasına sokmak
- cezanın tecili.
- cezasını hafifletmek
- cezasını çekmek
- cezasızlık
- cezaya ait
- cezaya kalma
- cezaya layık. punishment ceza
- Cezayir
- Cezayir Berberilerinin bir kabilesi.
- Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti
- Cezayir dinarı
- Cezayir menekşesi
- Cezayir Vilayeti
- Cezayirli
- Cezayirli Algerine Cezayirli.
- cezayı gerektirici
- cezbedici
- cezbedici surette.
- cezbetme
- cezbetme. captivator büyüleyen şey veya kimse.
- cezbetmek
- cezbetmek attractile çekici
- cezbetmek. captiva'tion büyüleme
- cezir
- cezire
- cezve
- cezzar
- ceşni vermek
- chain up zincirle bağlamak.
- chance upon tesadüfen bulmak.
- Charlotte Parish
- chat
- Chatham Adaları kuzgunu
- check-in yapmak
- Cheyne-stokes solunumu
- Chiapas
- Chiari hastalığı
- Chiba ili
- Chicago
- Chihuahua
- Chihuahua kuzgunu
- Chiladiti sendromu
- Chiloe yaban ördeği
- Chin Eyaleti
- Chipault şeması
- Chiray işareti
- Chiray ve pavel hastalığı
- Chiristian.
- choke down
- choke off tutmak
- Chotzen sendromu
- Christmas Adası
- Christmaslı
- Chubut eyaleti
- Church of England
- Chédiak-higashi sendromu
- ci
- cibinlik
- cibinlik.
- cibre
- cibre.
- Cibuti
- Cibuti Cumhuriyeti
- Cibutili
- Cicero
- cici
- cici hoş.
- cicik
- cicili bicili
- cicimayı
- cidal
- cidar
- Cidde
- cidden
- cidden. momentousness ciddiyet.
- ciddi
- ciddi anlamda
- ciddi bir işi olmayan ve zevk peşinde koşan erkek
- ciddi manada
- ciddi olamazsın
- ciddi olarak söz vermek veya verdirmek
- ciddi olarak taahhüt etmek
- ciddi olarak. seriousness ciddiyet.
- ciddi söylüyorum
- ciddi tavır takınmak. primly fazla resmi olarak. primness fazla ciddiyet.
- ciddi. devoutly imanla. devoutness dindarlık.
- ciddileşmek
- ciddileştirmek
- ciddiye almadan.
- ciddiye almak
- ciddiyet
- cig dansı
- cig dansı yaptırmak
- cigara
- cihan
- Cihan Harbi. world without end ebediyen
- cihan muharebesi
- cihan.
- cihannüma
- cihanşümul
- cihanşümul.
- cihat
- cihatçı
- cihaz
- cihazlar
- cihet
- cihetiyle
- cihetten
- ciklet
- cila
- cila makinasında yuvarlayıp temizlemek
- cila vermek
- cilalama
- cilalamak
- cilalanmak
- cilasız
- cilbent
- cildi
- cildiye
- cilt
- cilt kanseri
- cilt kap
- cilt kaşınmasına karşı kullanılan sarı bir yağ. resinous sakız nevinden
- cilt kremi
- cilt yapmak
- ciltevi
- ciltevi.
- ciltleme
- ciltlemek
- ciltlenmek
- ciltlenmiş
- ciltli
- ciltli kitabın üstüne geçirilen kâğıt kap
- ciltçi
- cilve
- cilve.
- cilveleşmek
- cilveli
- cilâ
- cilâ için kullanılan alçıtaşı.
- cilâ yapmak
- cilâlamak
- cilâlamak. wax bean sarı kabuklu fasulye
- cilâlı oluş. glossy parlak
- cilâlı.
- cilâsız
- cimnastik
- cimri
- cimri kimse
- cimrice. shabbiness kılıksızlık
- cimrice. stinginess hasislik
- cimrilik
- cimrilik etmek
- cimrilik etmek.
- cimrilik.
- cin
- cin gibi akıllı ve yaramaz çocuk