LexiTurk← Dictionary

Turkish words: B

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • büst
  • bütan
  • bütan gazı.
  • büten
  • bütirik asit
  • bütçe
  • bütçe yapmak
  • bütçe yılı
  • bütçenin ayrıntılarıyla ilgilenmek.
  • bütçeyi aşmak.
  • bütün
  • bütün ayrıntılarıyle
  • bütün bir yıl boyunca.
  • bütün bir şey
  • bütün borçlarını ödemeye muktedir
  • bütün bunlardan başka.
  • bütün butun
  • bütün bütün
  • bütün bütün.
  • bütün bütün. all along her zaman
  • bütün diğer
  • bütün dünya. What in the world is he doing? Ne yapıyor Allah aşkına?
  • bütün dünyayı kapsayan
  • bütün engelleri ortadan kaldırmak. throw out dışarı atmak
  • bütün eyaleti kapsayan .
  • bütün gücünü harcamak. shoot to pieces dağıtmak
  • bütün gün boyunca devam eden
  • bütün gün boyunca.
  • bütün haline getirmek
  • bütün hızı ile run full tilt into someone son hızla çarpmak.
  • bütün imkânlar sağlanmış. exhaustively etraflıca
  • bütün kuvvetiyle
  • bütün kâinat
  • bütün malını satmak
  • bütün olarak
  • bütün parasını almak white ness beyazlık
  • bütün sisteme tesir eden
  • bütün vakit. right angle dik açı. right away hemen
  • bütün veya yekpare kılmak
  • bütün çevrilmiş koyun
  • bütün ömründe
  • bütün ülkelerin işçileri, birleşin
  • bütün.
  • bütün. in its entirety bütünü ile
  • bütüncül
  • bütüncüllük
  • bütünleme
  • bütünleme sınavı.
  • bütünleme sınavına tabi tutmak. conditioning machine tavlama makinası
  • bütünlemek
  • bütünler
  • bütünler açı
  • bütünleyici
  • bütünleyicilik
  • bütünleşik
  • bütünleşmek
  • Bütünleştirilmiş Sayısal Ağ Hizmetleri
  • bütünluk
  • bütünlük
  • bütünlük.
  • bütünsel
  • bütünsellik
  • bütünü
  • bütünü kapsayan. umbrella stand şemsiye konulacak yer
  • bütünü.
  • bütünü. in gross toptan
  • bütünüyle
  • bütünüyle planlamak
  • bütünüyle.
  • bütünüyle. by the gross pakette yüz kırk dört tane olarak.
  • bütüun bütün hayret ettirmek. astoundingly hayret ettirecek surette
  • büvelek
  • büvelekler
  • büyuk yarık
  • büyü
  • büyü ile hareket edebilen ölü
  • büyü ile ilgili
  • büyü yapmak
  • büyü yapmak. voodooism zenci büyücülüğü.
  • büyücek
  • büyücek erkek çocuk
  • büyücek.
  • büyücü
  • büyücü kadın
  • büyücü kadın. enchanting meftun edici
  • büyücü. enchantress büyüleyen kadın
  • büyücülük
  • büyücülük.
  • büyücülükte kullanılan
  • büyük
  • büyük ak balıkçıl
  • büyük alev
  • büyük amiral
  • büyük anne
  • Büyük Antiller
  • büyük arzu.
  • büyük av hayvanı
  • büyük ay
  • büyük aynak
  • Büyük Ayı
  • büyük ayıp.
  • büyük balo
  • büyük balık ağı
  • büyük balıkları avlamakta kullanılan zıpkın
  • büyük başarı
  • büyük baştankara
  • büyük bebek
  • büyük bina
  • büyük bir adamın uşağı
  • büyük bir alanı kapsayan
  • büyük bir başarı kazanmak.
  • büyük bir enerjiyle hareket etmek. go together dü- zenlenmek
  • büyük bir güçle. blow off steam
  • büyük bir işe hazırlanmak.
  • büyük bir kimsenin peşinde dolaşan kimse
  • büyük bir miktar.
  • büyük bira barday.
  • Büyük Britanya
  • Büyük Britanya Krallığı
  • büyük cadde
  • büyük cılıbıt
  • büyük dal.
  • büyük dalga
  • büyük dalga gibi sürükleme
  • büyük dağ bülbülü
  • büyük dede
  • büyük deniz
  • büyük deniz düdükçünü
  • büyük dişi hayvan. cow shark boz camgöz
  • büyük domuz
  • büyük ekran
  • büyük elçi
  • büyük eşekarısı
  • büyük fotoğraf
  • büyük fregat kuşu
  • büyük gagalı karga
  • büyük gayret
  • büyük gezi. granduncle büyük amca. grand vizier sadrazam. in grand style gösterişli
  • Büyük Göller
  • büyük günah
  • büyük güç
  • büyük harf
  • büyük harf ile yazmak. capitalize on kendi menfaatine çevirmek
  • büyük harf. upper class zenginler sınıfı
  • Büyük Harp
  • büyük hayrete düşmüş.
  • büyük hindistancevizi
  • büyük hızla.
  • büyük ihtimalle
  • büyük imce kilidi
  • büyük incir papağanı
  • Büyük İskender
  • büyük içki bardağı
  • büyük işler peşinde koşan. ambitiously ihtirasla
  • büyük kamışçın
  • büyük kan dolaşımı
  • büyük kara sırtlı martı
  • büyük karabaş martı
  • büyük kasaba
  • büyük kaya sıvacı kuşu
  • büyük kaza. disastrous felâket getiren
  • büyük kazalar
  • büyük kazanç
  • büyük kilise
  • büyük korku
  • büyük korsan martı
  • büyük korubeni
  • büyük kriz
  • büyük kum kuşu
  • büyük kumar
  • büyük kötülük.
  • büyük kürek
  • büyük kısım
  • büyük kız kuşu
  • büyük kızılca kuyrukkakan
  • büyük mağara
  • büyük mağara.
  • büyük mağaza
  • büyük mağaza.
  • büyük mersin
  • büyük miktar. a raft of çok
  • büyük mukallit
  • büyük nehir artesian
  • Büyük Okyanus
  • Büyük Okyanus.
  • büyük orman ağaçları altında büyüyen ufak ağaç veya çalılar.
  • büyük orman kartalı
  • büyük ot yığını
  • Büyük Oyun
  • büyük panda
  • Büyük Patlama
  • Büyük Perhiz
  • büyük peçeli baykuş
  • büyük rağbet gören
  • büyük resim
  • büyük resim taslağı. cartoonist seri halinde karikatür çizen kimse.
  • Büyük Sahra
  • Büyük Sahra.
  • büyük salon
  • büyük sanatçı
  • büyük saplı tabanca.
  • büyük sel
  • büyük slkıntı
  • büyük su çulluğu
  • büyük surat
  • büyük söz söylemek
  • büyük sürpriz.
  • büyük tabaka kağıt
  • büyük tarakdiş
  • büyük terakki göstermek. take in one' stride temposunu bozmadan bir engeli atlamak
  • Büyük Tufan
  • büyük tuvalet
  • Büyük Türkistan
  • büyük valf
  • büyük ve güzel ev
  • büyük ve hararetli münakaşa. battleship zırhlı harp gemisi. join battle savaşmak
  • büyük ve kalın sesli bir çalgı borusu
  • büyük ve küçük harfe duyarlı
  • büyük ve şiş karın
  • büyük vurgun
  • büyük yangın
  • büyük yarasalar
  • büyük yelkenli kotra
  • büyük yetki sahibi siyasi delege
  • büyük yük iskelesi
  • büyük yığın
  • büyük zil
  • büyük çamurcun
  • büyük çarşı. shopping district çarşı. shopping list alışveriş listesi.
  • büyük çiftlik
  • büyük çiftliğin binaları
  • büyük çivi
  • büyük çorba kâsesi.
  • büyük çütre
  • büyük ölçüde
  • büyük ölçüde can kaybı
  • büyük önem kazanmak
  • büyük önerme
  • büyük önerme. major suit briçte kupa veya maça.
  • büyük örümcek kuşu
  • Büyük Üsküp
  • büyük üveyik
  • büyük şahsiyet.
  • büyük şahsiyetlerin sabahleyin misafir kabul etmeleri
  • büyük şehir.
  • büyük şevkle
  • büyük şey
  • büyük şilem. little slam briçte bir tanesinden başka her eli alma
  • büyük. largeness büyüklük
  • büyükanne
← PreviousPage 26 of 27Next →