LexiTurk← Dictionary

Turkish words: B

Browse canonical turkish dictionary headwords with Turkish–English translations.

  • buz üstünde ağır taşlarla oynanan bir iskoç oyunu. cur!ing iron saç maşası.
  • buza ait
  • buza benzer şey
  • buzağı
  • buzağı eti
  • buzağılamak
  • buzcu
  • buzda soğutmak
  • buzdağı
  • buzdolabı
  • buzkaymak
  • buzkıran
  • buzla
  • buzla kaplanmış
  • buzlanma
  • buzlanmak
  • buzları eritmek
  • buzlarını çözmek veya eritmek. defroster buzdolabı v.b.'nde buzları çözme veya eritme tertibatı.
  • buzlu
  • buzlu içki
  • buzlu kahve
  • buzlu konyak
  • buzlu sularda gemi için açık yol
  • buzlu çay
  • buzluk
  • buzuki
  • buzul
  • buzul bilimci
  • buzul bilimi
  • buzul eteği
  • buzul parçası. a flash in the pan kuru gürültü
  • buzul.
  • buzulda veya bir seddin yüzünde açılan yarık.
  • buçuk
  • buğday
  • buğday biti
  • buğday güvesi
  • buğday unu
  • buğdaya ait.
  • buğdaycıl
  • buğdaygiller
  • buğdayı başağından ayırmak
  • buğu
  • buğu çıkarmak. evapora'tion buharlaşma
  • buğu. breathtaking heyecan veren
  • buğulama
  • buğulamak
  • buğulamak: buharda pişirmek
  • buğulanma. evap'orator sebze
  • buğusu çıkmak
  • by
  • by weight
  • Bydgoszcz
  • Bâbîlik
  • bâtıni
  • bîtaraf
  • bö
  • bö- bürlenmek
  • böbrek
  • böbrek fizyolojisi
  • böbrek taşı
  • böbrek yetmezliği
  • böbrek üstü bezi
  • böbrek şeklinde şey
  • böbreklere ait
  • böbreksi
  • böbrekte bulunan.
  • böbür
  • böbürlenme
  • böbürlenmek
  • böcek
  • böcek boynuzu
  • böcek ilacı
  • böcek öldürücü
  • böcek, kınkanatlı böcek
  • böcekbilim
  • böcekbilimci
  • böcekler
  • böcekli
  • böceksavar
  • böcekçil
  • böcekçiller
  • böceğin iğnesi
  • böceğin kelebek olmadan önce koza içindeki hali.
  • bödüren
  • bökelik
  • böldürmek
  • böle
  • bölen
  • bölen ayı
  • bölen şey
  • böleç
  • bölge
  • bölge okulu
  • bölge. digestive tract sindirim sistemi.
  • bölgeci
  • bölgelere ayırmak. zo'nal kuşağa benzer
  • bölgesel
  • bölme
  • bölme ile ayırmak
  • bölme işareti
  • bölme işlemi
  • bölme. compartmen'talize bölmelere aylrmak.
  • bölmek
  • bölmeleme
  • bölmelemek
  • bölmeli
  • bölmeli kapının alt kısmı
  • bölü
  • bölü işareti
  • bölük
  • bölük bölük tanzim etmek
  • bölüm
  • bölüm başlığı
  • bölüm işareti
  • bölüm. bay window cumba.
  • bölüme ait
  • bölümleme
  • bölümlemek
  • bölümleniş
  • bölümlere ayırmak
  • bölümlü mağaza
  • bölümsel
  • bölünebilir
  • bölünebilme
  • bölünen
  • bölünme
  • bölünme çizgisi
  • bölünmek
  • bölünmemiş
  • bölünmemiş.
  • bölünmez
  • bölünmüş
  • bölüntü
  • bölüntü. splintery kıymık gibi
  • bölüt
  • bölütlü
  • bölüşme
  • bölüşmek
  • bölüşmek. split hairs kılı kırk yarmak. split one' sides gülmekten kasıkları çatlamak
  • bölüştürme
  • bölüştürmek
  • bön
  • bön bakışlı
  • bön kimse
  • böng
  • bönlük
  • bönlük.
  • börek
  • börk
  • börkenek
  • börü
  • börülce
  • böyle
  • böyle arabada taşımak.
  • böyle bir bileşimle sıvamak.
  • böyle bir grubun yerleştiği bölge
  • böyle bir hastalık. endemical mahalli
  • böyle bir kilisede yapılan ayin
  • böyle bir not sistemi kullanmak
  • böyle bir ses çıkarmak
  • böyle bir tencerede pişirilen yemek
  • böyle dalmak. bellyful karın doyuracak bir miktar. belly laugh gürültülü kahkahalarla gülme. bellied karınlı.
  • böyle giderse
  • böyle hakkedilmiş levhalarla basılan resim.
  • böyle hayvanlarla ilgili.
  • böyle hükümet devresi.
  • böyle iz bırakan vuruş
  • böyle kumaş dokumak.
  • böyle kumaştan yapılmış havlu veya peşkir
  • böyle kuyruğu olan güvercin
  • böyle levhalardan yapılmış zırh
  • böyle parçalarla kaplamak.
  • böyle resim veya heykel. in the nude çıplak
  • böyle ses çıkarmak.
  • böyle sesle şarkı söyleyen kimse
  • böyle sesli.
  • böyle tabakayla örtmek. mulch pile gübre haline gelsin diye yığılan yaprak ve çöp kümesi.
  • böyle zırh giydirmek. mailed fist saldırı tehdidi
  • böyle. this and that ıvır zıvır
  • böylece
  • böylecene
  • böylelikle
  • böylesine
  • böğ
  • böğür
  • böğürler
  • böğürme
  • böğürme.
  • böğürme. bell the cat tehlikeli bir işi başarmak.
  • böğürmek
  • böğürtlen
  • böğürtü
  • bücür
  • bücür.
  • bücürlük
  • büfe
  • büfeci
  • bühtan
  • bük
  • büke
  • bükemediğin eli öp başına koy.
  • büken
  • bükerek veya keçeleştirerek hasıra benzetmek
  • büklüm
  • bükme
  • bükme ipek.
  • bükme kuvveti
  • bükmek
  • bükmek. by hook or crook bir yolunu bulup
  • Bükreş
  • Bükreş.
  • bükücü
  • bükülgen
  • bükülme
  • bükülmek
  • bükülmemiş ham ipek
  • bükülmez
  • bükülmezlik
  • bükülmüş
  • bükülmüş şey
  • bükülümüş iplik
  • bükülüp tomar haline konabilen tuvalet takımı çantası
  • bükülür.
  • büküm
  • bükümlü
  • bükün
  • bükünlü
  • büküp yerine yerleştirmek
  • bülbül
  • bülbül gibi şakımak.
  • bülent
  • bülten
  • bülten tahtası
  • bülten. flashback geriye dönme. flashboard suyun yüksekliğini artırmak için barajın üstüne takılan tahta
  • büluğ
  • Bünyamin
  • bünye
  • bünyevi
  • büro
  • bürokrasi
  • bürokrat
  • bürokratik
  • bürçe
  • bürüm
  • bürümcük
  • bürümek
  • bürün
  • bürünmek
  • büsbütün
← PreviousPage 25 of 27Next →